|
|
 |
| |
|
|

Tarihi gün
1 Eylül Cumartesi Türk sporu için önemli bir tarih. Futbolda Slovakya, basketbolda Slovenya ile oynuyoruz. İki maçı da almaya mecburuz. Tersinde ümidimiz yüzde 50-60 bitiyor. Basketbol seyircimiz de, futbol seyircimiz de bilgisiz. Bağırıyorlar çağırıyorlar, ama hikâye. 1 saat evvel bağırmaya başlıyorlar, sonra da maçı kuzu kuzu seyrediyorlar, arada bir "..ne hakem" diye bağırıyorlar veya "Vur kır parçala, bu maçı kazan."
Gidin Avrupa'ya hem futbol hem basketbol maçlarına seyirci öyle yerlerde olaya el koyuyor ki, rakip te bir şey yapamıyor, hakem de. Müthiş can alıcı yerlerde rakibin ve hakemin üstüne biniyorlar. Niye? O spor dalını iyi bildikleri için. Bazıları diyorlar ki, "Yunanistan ile basketbolda farkımız yok." Adamlar Avrupa'da ekol. Gene takımlarının verdiği paralar bizden fazla. Biz daha 3 Büyük Kulübü basketbola sokamamışız. Niye? Çünkü kulüp başkanları, basketbolu özerk bir şube yapmaktan korkuyorlar. G.Saray, Fener veya Beşiktaş'ın basketbol kısmını ayırın, çağırın firmaları inanılmaz taliplileri çıkar. Bazıları diyor ki, "Basketbol futbolun paralarını yiyor." Araştırın bazı kulüpleri tam tersini, basketbolun paralarının futbola kaydırıldığını görürsünüz. Beşiktaş'ın Muratcan ve Eley'i Ülker'e satıp gelen parayı futbolculara dağıtması ile Pınar'ın Karşıyaka Basketbol Takımı'na verdiği paraların yine futbola gitmesi gibi.
Futbolda bu Dünya Kupası, bu takımımız için son şans. Çünkü önümüzdeki 4 yılda bu isimlerin bir kısmı olmayacaklar. Koca Beşiktaş takımı diyoruz, 36 yaşındaki, bırakın futbol hayatını, ömrünün yarısını geçmiş adamı kalesine transfer ediyor. Yetmiyor Erzurum kalesinde 76 gol yemiş Koraç'ı almaya gidiyor. Şimdi de "Vazgeçtik" diyorlar. Daum, "Stavrum hariç diğer futbolcuları görerek aldım" demişti. Tahmin ediyorum Daum maçlar oynandıkça Veit'i, Ronaldo'yu yeniden seyrediyordur! D.Bakır maçında bu iki oyuncunun oynadığı futbola o kadar bayıldı ki yerinden kalkamadı. Ayılmak için bir limon kolonyasını sürahi ile başından aşağı dökse ancak kafi gelirdi.
Bu kadar fiyasko yabancı transferinin yapıldığı bir ülkede, milli takımdan akord beklemek ne derece haklılık olur? Tek bir olay var. Bu milli takım yıllardır yan yana oynadı. Dünyadaki en büyük vitrin de Dünya Kupası finalleridir. Güneş ve futbolcuların her şeye kulaklarını tıkayıp, elleriyle zora soktukları bundan sonraki üç maçı kazanıp, kendilerini affettirmeleri gerekir.
Fenerliler bile yapmazdı
Faruk Süren'in şirketleri iflas etti. Mehmet Cansun'un özel işindeki kâr ve zararını bilmiyorum. Eğer G.Saray'ı Süren'den sonra Cansun da aynen idare ederse, tahmin ediyorum kendi şirketi de iflasın eşiğine gelir. Çünkü G.Saray şu anda iflas etmiş durumda. Kurtulur mu? Tabii. Bu tip camialar el ele verirse, yardım edeni çok olur. Ama bakın Jardel alındığında Mehmet Cansun dahil, "22 ayar altın bilezik aldık. Sattığımız zaman kazanırız" diyorlardı. G.Saray'ın yalnız Jardel'den ettiği zarar 40 milyon $. Hakan Şükür'e maç başı vermeyip senelik versen kalacak. O zaman Jardel'i de almayacaksın. Yani makas terse açılmayacak.
35'lik Hagi'ye senede 3.5 milyon $ veriyorsun, 19'luk Emre'ye 500 bin $'ı çok görüyorsun. Okan ve Emre konusunda, yönetim bu kadar basit bir hatayı nasıl yaptı, anlamak mümkün değil. Bırakın üst düzey ticaret yapan insanları, seyyar satıcı bile para konusunda bu hatayı yapmaz. Hatta kasıtlı yapsanız veya menfaat karşılığı bile yapsanız bu kadarını yapamazsınız. Hani Fener yönetiminden G.Saray yönetimine adam soksan bile bu kadar gaddar olamazdı!
Demirel çalışır Bayram övünür
Abdi İpekçi Spor Salonu, Basketbol Federasyonu'na 49 yıllığına kiralanmış. Bu Avrupa Şampiyonası'ndaki 3 skorbord hariç Abdi İpekçi'ye yapılan bütün masraflar basketbol camiasınca karşılandı. Salonun kenarındaki otoparklar GSGM'nin kurduğu bir vakıfa ait. Vakıf, burayı otobüs şirketlerine, TIR şirketlerine kiraya vermiş. Giren çıkan belli değil. İçkili gece alemleri dahil her şey yapılan, pislik içindeki bu yeri Büyükşehir Belediyesi yeniden düzenlemiş. Bütün TIR ve otobüsler dışarı çıkarılmış. Etraf çitlerle çevrilmiş. Eskiden iki çıkışı olan bu yerde şimdi 5 çıkış var. Bakan Fikret Ünlü ile Gençlik ve Spor Genel Müdürü Kemal Mutlu otoparkın basketbol federasyonu tarafından işletilmesi için söz vermiş. Ama vakıf başkanının gözü hâlâ bu altın yumurtlayan tavukta.
Salonun tuvaletleri inanılmaz güzel yapılmış. Ancak 5 yıldızlı otellerde olur. Ama mimar vatandaşlar, kapıları 1.80 boyunda yapmışlar. 2.05, 2.10'luk basketçilerin beyin kanaması geçirdiği bu salon elden geçirilmiş. Kolonsuz yerlerde kapılar yükseltilmiş. Kolonların olduğu yerlerden Turgay Demirel bile içeri zor giriyor.
İki gün önce bir haber duyuyorum dudaklarım uçukluyor. Demirel'in İstanbul dışına çıktığı bir gün, Bölge Müdürümüz Vedat Bayram salonun açılışını yapmaya kalkıyor. Eğer bu haber doğruysa Sevgili Bayram'a özel bir şilt vermek isterim. İçinde bulunmadığı bir eseri açma cesaretini gösterdiği için.
|
|
 |
|