|
|
 |
| |
|
Hedefi şaşırmak!
İşadamı Garih'in anısını yaşatmak, belki de "Toplumda yok olmasından yakındığımız vefa duygusunu herkese hatırlatmak" için bir caddeye "Dr. Üzeyir Garih" adını veren Şişli Belediye Başkanı Mustafa Sarıgül, 3 gündür gazetelerin bazı köşe yazarları tarafından yargılanıyor... Bazı yazarlar, Sarıgül'ü nezaket ölçüsü içinde eleştiriyor, kendisini savcı yerine koyabilen bazı yazarlar ise bir anlamda hüküm verip infaz ediyor...
Sarıgül'ü savunmuyorum; sadece soruyorum; Şişli Belediye Başkanı hangi suçu işliyor ki; köşelerinde ahkam kesen kalemler tarafından linç ediliyor?
Düşünün; Türkiye'nin en saygın Musevi işadamı bir Müslüman mezarlığında kimliği belirsiz kişiler tarafından katlediliyor... Toplum infial halinde... Tüm TV kanalları bu olaya kilitleniyor... Gazetelerde sadece bu olaya yer veriliyor...
İşte; bütün bunlar yaşanırken Şişli Belediye Meclisi bir araya geliyor... Sarıgül, yakından tanıdığı, bu ülkeyi seven, bu ülke için üreten, bu ülke için çaba sarfeden ve hatta Amerika'daki Musevi lobisini bir çok kez Türkiye'nin çıkarlarını koruması için harekete geçiren Garih'e vefa göstermek istiyor... Bir belediye başkanı olarak da ne yapabileceğini düşünüyor, sonunda kararını veriyor; "Bir caddede adı yaşasın..."
Düşüncesini Şişli Belediye Meclisi'ne taşıyor, kararı alkışlarla karşılanıyor... Ve Meclis, Teşvikiye Caddesi'nin adının "Teşvikiye Dr. Üzeyir Garih Caddesi" olarak değiştirilmesi kararını alıyor...
Dikkat edin; bu karardan amaç Türk Edebiyatı'na bile geçen asırlık Teşvikiye Caddesi'nin ismini silmek değil, bu ülke için üreten, mücadele eden saygın bir işadamına vefa göstermek...
Kaldı ki; caddenin ismi "Dr. Üzeyir Garih" olarak değil, "Teşvikiye Dr. Üzeyir Garih Caddesi" olarak değiştiriliyor...
Bilinmeli ki; İstanbul'a, İstanbul'un değerlerine, en ücra köşesindeki sokağının ismine ve hatta parklarının bir tek çimenine hepimiz saygılıyız..
Ama, bu kent için kalem oynatmayanların, ülkeyi yönetenlere akıl vermeyi tercih edip, İstanbul'u yazmayı küçüklük sayanların, hatta kendilerine yakıştırmayanların, mal bulmuş magribi gibi bu olayın üzerine atlamalarını anlamıyorum...
Gelin önce yaşamımızın plazalarla evimiz arasındaki düz bir çizgide geçmesinden vazgeçelim... Hergün hiç değilse bir üçgen çizelim... Çizelim ki; bu kentin nasıl yok edildiğini, talan edildiğini görüp ve lutfedip sütunlarımızda yer verelim...
SON SÖZ: Bence hakları olmadığı halde Sarıgül'ü yargılayanlar, hatta asanlar hedef şaşırıyorlar... 12'den vurduklarını zannederlerken karavana atıyorlar!..
Erdal BİLALLAR
|
|
 |
|