|
|
 |
| |
|
Bir başkadır benim memleketim
Biri Türkiye'nin, diğeri de İsviçre'nin en büyük kenti..İşte her iki şehirden "kent kültürü" manzaraları..
ORADA
Banklara yerleştirilen fotoselli radyolara, meydanlara konulan yaldızlı tahtlara asla dokunulmuyor...
BURADA
Otobüslerin, trenlerin koltukları parçalanıyor.. Aydınlatma direklerinin ampulleri çalınıyor.. Parka yerleştirilen oturma bankları ise denize atılıyor...
PARKTAKİ BANK DENİZE DİREKTEKİ AMPUL EVE
İstanbul'da kaçak elektrik çekmek için direklere çengel atanlar, aydınlatma direklerindeki lambaları da söküp eve götürüyor. Halkın kullanımı için parklara yerleştirilen banklar ise denize atılıyor.
Bir iş gezisi için İsviçre'ye giden arkadaşımız Caner Budak'ın çektiği fotoğraflar arasında sadece kent meydanını yansıtan görüntüler bile Zürih ile İstanbul arasındaki büyük farkı ortaya koymaya yeterli oldu... İstanbul'da oturma bankları kent kültüründen nasibini almamış kişiler tarafından denize atılırken, Zürih meydanındaki bankta fotoselli radyo bulunuyordu. İstanbul'da İETT'nin duraklara yerleştirdiği saatler çalınırken, Zürih'teki meydana gidip banka oturanlar klasik müzik sesleri yükselen radyoyu alıp götürmeyi akıl etmiyordu. Yine İstanbul'da otobüslerin, banliyö trenlerinin koltukları bıçakla delik deşik edilirken, Zürih'te belediyenin meydana yerleştirdiği yaldızlı tahta kimse zarar vermiyordu. İstanbul'da trafik levhaları silahlara hedef tahtası yapılırken, Zürih'te kent meydanını farklı renklerde izleme fırsatı veren gözlükler çalınmıyordu. Altyapı ve kültürel açıdan hazır olduğu iddia edilerek Olimpiyatlara ev sahipliğine aday gösterilen İstanbul'da kentin en önemli meydanlarında çöp dağları yükselirken, Zürih meydanında bir tane bile sigara izmaritine rastlanmıyordu. İstanbul'da aydınlatma direklerinin lambaları sökülüp götürülürken, Zürih meydanındaki aydınlatma direklerinde yer alan lambaların tümü etrafa ışık saçıyordu.
|
|
 |
|