kapat
29.08.2001
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Editör
Günün İçinden
Politika
Ekonomi

banner
Dünyadan
Spor

www.limasollu.com
Magazin
Astroloji

Para Durumu
Hava Durumu

Bizim City
Sizinkiler

GREENCARD
Sarı Sayfalar
İstanbul

Cumartesi Eki
Pazar Eki

Künye
E-Posta
Reklam
Arşiv

A T V

Win-Türkçe
ASCII

 
METİN MÜNİR(mmunir@sabah.com.tr )

Demokrasi alfabesinin "A"sı

Savcılar yolsuzluk ağacının tepesine tırmanmalı ve en tombul meyveleri toplamalıdır.

En tombul meyveler bürokratların değil siyasilerin dallarında sallanıyor.

Ufak tefek işler hariç, hiçbir bakanlıkta, hiçbir yolsuzluk,fsiyasilerin bilgisi dışında yapılamaz. Bunlardan elde edilen nemanın aslan payı da siyasilere gider. Bu, herkesin bildiği ama hiç kimsenin telaffuz etmek istemediği bir gerçektir. Eğer bu konuda şüpheniz varsa, gidin devlet müfettişlerinin kurduğu dernekte herhangi bir üye ile bir çay içip birkaç dakika sohbet edin.

Rüşvet ve yolsuzluk siyaset treninin lokomotifidir.

Ama, tereyağından kıl çekilircesine, siyasiler hep aradan çekiliveriyor.

Görülmeyen eller fitili dinamite ulaşmadan hep söndürüyor. Meclis'in yeniden dekorasyonuyla ile ilgili iddialar, Tayyip Erdoğan'ın sözde bir milyar dolarlık cephaneliği,fSusurluk, Mavi Akım, yap-işlet-devret dolapları ve buna benzer bir sürü ciddi suçlamanın fitili hep dinamitlerine ulaşmadan söndürüldü.

Herkes devlet bankalarının battığını biliyor ama, hiç kimse bundan sorumlu olan siyasileri, kurutulmuş çiçek gibi ceza hukukunun sayfaları arasında kıstırmaya kalkışmıyor.

Neden?

Türkiye'yi dizlerinin üstüne çökerten en büyük nedenlerden birinin rüşvet ve yolsuzluk olduğu ne zaman anlaşılacak?

Siyasileri yargı önüne çıkarmamak konusunda partiler üstü, ideoloji-aşırı, dini imanı olmayan bir koalisyon var. Türkiyeyi idare eden koalisyon esas bu koalisyondur.

Siyasiler, hukuk üstü oldukları, kovuşturma yollarını tıkamaya muktedir oldukları, kolluk kuvvetlerini ve yargıyı etkileyebilecek olanaklara sahip oldukları için yolsuzluğa karşı verilen savaş, gücü tükenen dalga gibi hırsızlığın uçsuz bucaksız kumsalında tükenip kayboluyor.

Bayındırlık Bakanlığı'nda eğer yolsuzluk yapılmışsa (bu aşamada bu sadece bir iddiadır,) bundan Bakan Koray Aydın'ın haberinin olmadığına inanmak güçtür.

Bakan, ayrıca, haberi olsa da, olmasa da sorumludur. Nasıl bir general "cephedeki savaşa albayım kumanda ediyordu, bozgundan o sorumludur" diyemezse, bir bakan "vallahi benim haberim yok, Marksist bürokratlar yaptı," diyemez. Nasıl yenik bir takımınfkaptanı "bu kaleciler hep böyle gol yer" diyemezse, bir bakan "alt kademelerde hep böyle şeyler olur" diyemez.

Demokrasilerde "siyasi sorumluluk" diye bir şey vardır. Bakansanız, sorumlusunuz. Onu bırakın, demokrasilerde "kollektif sorumluluk" diye bir şey de vardır. Bir bakanın yaptığı, ahlâken veya siyaseten çıtanın altında kalan eylemlerden bütün bakanlar sorumludur.f

Demokratik bir ülkede yaşıyor olsaydık, Aydın çoktan görevden alınmıştı. Veya çoktan istifa etmişti. Çünkü, yoğun bir yolsuzluk soruşturması altında olan bir bakanlıkta bakanın "soruşturmanın selameti açısından" yerinde durmaması gerekir. Bu, demokrasi alfabesinin "A" sıdır.

www.superbahis.com


Copyright © 2001, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır