Değişim için hiç kuşkusuz devrimcilerden çok filozoflara ihtiyaç var. İşadamı Üzeyir Garih, renkli kişiliği ve çok renkli ilgileriyle filozof tabiatlıydı.
Her düşünce ve duygu adamı gibi, yazmaya eğilimliydi.
Ama yazdıklarını yaşamaktan ziyade, yaşadıklarını yazmaya önem verdi.
İyi bir işadamından da bundan başkasını beklenemezdi.
Zaman zaman gazetelere, dergilere makaleler yazdı. Bunları "Deneyimlerim" adı altında, ders kitabı boyutunda yayınladı.
11 yıl önce çıkarttığı ilk cildin önsözünde şöyle diyordu:
"40 yıllık iş hayatımda sevgili ortağım ve ağabeyim Sayın İshak Alaton'la birlikte küçücük bir kollektif şirket durumundan bugünkü hale ulaşırken bizleri yaralamış silahların yara izlerini ilerinin yönetici adaylarına sunmak istedim."
Bu kitap toplumsal bir yol haritasının belli başlı tüm işaretlerini taşıyor.
Siyaset gibi ticarette de "güçlü bellek" başarı ögelerinden biri.
Bir işadamının, bir öğrencinin, bir yöneticinin güçlü bir bellek sayesinde daha öne çıkacağını anlatıyor.
"Güçlü bir bellek geliştirme sistematiği" başlığı altında şunları öneriyor:
"İnsan denilen bilgisayar, belleğini çok düşük yüzdelerle kullanır. Çok büyük bir kapasiteyi atıl tutar.
Zannedildiğinin aksine, insan belleğini yüklemek aşırı yorgunluk getirmez. Aksine, bu tür bir beyin jimnastiği belleme işlevini zinde tutar.
Çocukluğun ilk döneminde geçen olayların kolay hatırlanmasını, sonradan olagelenlerin kolaylıkla unutulmasını belleğimizin doymuşluğuna, dolmuşluğuna atfedenler varsa bu düşünce yanlıştır.
Çocukluktaki olaylar o dönemde her şeye duyulan geniş ilgi sonucu belleğe daha derin işlenmiştir.
Yaş ilerledikçe ilgi alanları daralır. Belleğe işlenme süreci yavaşlar, sığlaşır. Bu nedenle insan belleği aslında son yüklenenin en kolay döküldüğü bir sepete benzetilebilir.
Beleğe izlenimleri "in put" olarak işleyen üç ana unsur var:
İlgi, çağrışım, tekrar.
Karşılaşılan olaya, kişiye duyulan büyük ilgi, belleğe kaydı daha güçlü ve otomatik kılar.
Çağrışım ise belleğin uyaranıdır. Geçmiş bir olayla kurulabilen ilgi çağrışımı meydana getirir, belleğin işini kolaylaştırır. Bu nedenle olayların ve "şeylerin" belleğe işlenme yollarından biri benzetmedir.
Belleğe kaydetmede ise en etkin araç dikkat ve tekrardır.
Dikkat ve tekrar beyni yormaz. Aksine, idman sonrasında hissedilen zindelik gibi, bir beyin jimnastiği olan dikkat ve tekrarda aynı zindelik, zihnen de ortaya çıkar.
İleride bizimle ilintisi olabilecek biri ile tanıştırıldığımızda onu belleğimize kaydetmek için aşağıdaki sistematiği takip etmenin son derece faydalı olduğuna inanıyorum:
Bunun için; a- bu kişi ile şu yerde şu zamanda tanışmaktayım; b- tanıdığım, şu ünlü adama benziyor; c- yaşı takriben şu, boyu benden uzun (veya kısa)dır; d- ismini şu isimle çağrıştırabilirim; e- görünen karakteristiği şu; f- şu ortak tanıdıklarımız var; g- bana karşı davranışı utangaç, girişken, yakın, uzak, yüzeysel, heyecanlı veya donuk...
Biri ile tanıştığımızda bunları tetkik edip kendi kendimize bir kaç kere tekrarladığımızda, bilgisayarımızın tuşlarına basılmış gibi o kişi belleğimize işlenmiştir.
Bir insanın belleğinin kapasitesini boş tutmasının da, beşeri bir güç israfı olduğunu söylemeden geçemem! (Deneyimlerim 1. Cem Ofset Ağustos 1990; sayfa 127)