Geçen hafta Rangers'ı mağlup ederek Şampiyonlar Ligi'ne katılan F.Bahçe'den, şimdi herkes Avrupa'da büyük başarılar bekliyor.
Geçen sezon yeni transferlerle, yepyeni bir takımla F.Bahçe zoru başardı ve şampiyon oldu. Bu takımın başında da sen vardın Mustafa. En büyük pay senindi. Şimdi dostane bir uyarıda bulunmak istiyorum: Eski transferlerde ısrarcı olma... O transferler, Andersson olsun, Mirkoviç olsun, Rapajç olsun üstlerine düşen görevi yaptı.
Bütün F.Bahçeliler, "Artık öncelikli hedef sadece Türkiye'de değil, Avrupa'da da zirveye çıkmak olmalı" diyor. Bu misyonu üstlenecek futbolcuların kalitesi de ona göre planlanmalı.
Bana göre bu takıma çok iyi 2 yabancı transfer şart... Şimdi bazılar diyecekler ki; "Takımın teknik direktörü transfer istemiyor." Beyler, bu 5 yaşındaki çocukların bile inanmayacağı bir masaldır. Yıllardır da kimi zaman söylenir.
Hangi teknik direktör elindeki kadronun daha kaliteli, daha güçlü olmasını istemez. Hele hele çalıştığı kulübün imkanları olduğunu bilen bir teknik adam, kesinlikle daha iyisini arar.
Zaten Mustafa, F.Bahçe'de geçen yıldan çok daha iyisini yapmak mecburiyetindesin. Önemli olan Şampiyonlar Ligi için son transfer tarihi olan 31 Ağustos'tan sonra (geriye topu topu 48 saat kaldı) "Keşke transfer yapsaydık" diye pişmanlık duymamaktır. Çünkü F.Bahçeliler için 'iyi' yoktur, hep 'daha iyi' vardır. Ayrıca futbolda 90 dakika sonra bitiş düdüğü çaldığı an, ya eleştirilerle sen karşı karşıya kalırsın, ya da başkaları senin başarını kutlarlar.
Benim futbol anlayışıma göre, bir teknik direktörün başarılı olması demek, elindeki kaliteli oyuncuların adedinin fazla olması ve onlardan en iyi performansı alması demektir.
Kısacası inadı bırak Mustafa... Takımı Şampiyonlar Ligi'nde çeyrek finale, hatta finale çıkartacak bir kadro için yönetiminden transfer talebinde bulun. Allah'a şükür ki, F.Bahçe yönetiminin transfere harcayacak parası ve hocasının bir dediğini iki etmeyecek koca gönüllü bir başkanı var.