|
|
 |
| |
|
|
Kısasa kısas
Galatasaray, Fenerbahçe ve Beşiktaş kulüpleri birbirlerine nezaket, dostluk ziyaretlerinde bulundular. Kapılarda karşılamalar, öpüşmeler, kucaklaşmalar, gülücükler, barışa, sportmenliğe, centilmenliğe çağrı mesajları... "Küfüre hayır" kampanyası... Ne güzel, ne kadar güzel, harika bir tablo. Ancak bu tabloyu çizdikten hemen sonra, G.Saray'dan suçlamalar, tehditler.
G.Saray 2. Başkanı Fatih Altaylı, bas bas bağırıyor, "Belli ki hakemler F.Bahçe'nin şampiyon olmasını istiyor. Şampiyon Fenerbahçe'yi şimdiden kutluyorum. Gerekirse ligden çekiliriz."
Daha ligin 3. haftasında böylesine tahrik edici demeçler verilecek, etrafa öfke saçılacak ve sonra tribündeki taraftardan küfür etmeden, kavgasız, gürültüsüz kuzu kuzu maç izlemeleri istenecek.
Sahte iyiniyet gösterileri
Bu tür demeçleri hakemleri baskı altına alma ve böylece futbol takımlarına avantaj sağlama taktiği olarak görenler geçmişten hiç mi ders almazlar? Palalar, döner bıçakları neden çekiliyor? İnsanlar birbirlerine neden saldırıyor, kanlar neden akıyor? Sahte öpüşmeler, koklaşmalar ve hemen peşinden savaş ilanı.
Bu arada en çok ağrıma giden, diğer iki büyük, Beşiktaş ve Trabzonspor'u hiçkimsenin hesaba kitaba almaması. Sanki lig, G.Saray ile F.Bahçe arasında oynanıyor. Hakem hataları dünyanın her tarafında oluyor, bundan sonra da olacak. Bu hatalardan yıllardır en fazla zarar gören iki takım, Beşiktaş ve Trabzonspor. Bu iki kulüp, ufak serzenişler dışında stat anarşisini tırmandırmamak ve barış adına genellikle boyunlarını bükmüş ve kaderlerine razı olmuşlardır.
Beşiktaş fazla kibar
Beşiktaş Asbaşkanı Yıldırım Demirören'in, Altaylı'nın ithamlarına bugünkü yanıtında minik sitemler, nazik uyarılar, "Ne olur dostluğa zarar vermeyin" gibilerden ricalar var. Doğrusu Beşiktaş fazla kibar bir kulüp. Aman geleneklerimizin dışına çıkmayalım, aman çirkinleşmeyelim, aman ayıp olmasın. Peki kim anlıyor bundan? Daha çok ezilmiyor musun? Daha çok kafana vurulmuyor mu?
Beşiktaş yönetimi şu gerçeği artık çok iyi öğrenmek zorunda: Uslu çocuk, terbiyeli çocuk ne yazık ki ülkemizde dayak yiyor. Çıkar sağlamak için artniyetle açılan ağızları susturmak istiyorsan susmayacaksın. Karşı taraf hangi silahı kullanıyorsa, aynı silahla karşılığını vereceksin. Yani kısasa kısas. Belki o zaman birileri meydanın boş olmadığını anlayıp susarlar... Belki o zaman kalıcı bir barış sağlanır.
|
|
 |
|