kapat
29.08.2001
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Editör
Günün İçinden
Politika
Ekonomi

banner
Dünyadan
Spor

www.limasollu.com
Magazin
Astroloji

Para Durumu
Hava Durumu

Bizim City
Sizinkiler

GREENCARD
Sarı Sayfalar
İstanbul

Cumartesi Eki
Pazar Eki

Künye
E-Posta
Reklam
Arşiv

A T V

Win-Türkçe
ASCII

 
HAYRULLAH MAHMUD(editor@sabah.com.tr )

Kenan Evren'in Türk Ordusu'na vasiyeti


Meslektaşlarıma, subay camiasına tavsiyelerim şunlardır.

Zira 17 yaşında sırtıma geçirdiğim üniformayı 49 sene yaklaşık yarım asır üzerimde taşıdım. Bu yarım asır içerisinde çok şeyler gördüm.

Çok değişik komutanlarla çalıştım. Subay çıkıp, topçu subayı olarak hayata atılır atılmaz kendimi 1 Eylül 1939'da başlayan ve bütün dünyayı sarsan 2. Cihan Savaşı'nın içinde buldum.

O zamanki büyük komutanların bir haylisi bu arada devleti yönetenlerin bir kısmı 1. Cihan Savaşı ve Kurtuluş Savaşı'nda görev almış kişilerdi. Savaşın nasıl bir felaket olduğu içinde yaşayarak görmüşler. Yoklukları çekmişler. Yüzbinlerce şehit vermişlerdi. Onun içindir ki ülkemizi savaşın içine sokmamaya büyük gayret göstermişler ve bu gayretlerinde de başarılı olmuşlardı.

O komutanlardan çok iyi örnekler gördüm ve anlatılanlara şahit oldum.

En başta gelen özellikleri dürüst insanlar oluşlarıydı. Meslekleri gereği zengin olmayı köşeyi dönmeyi düşünmezlerdi. Çoğu emekli olduğunda başını sokacak bir evin sahibi olmamışlar. Çarşıda pazarda elinde zembili ile dolaşmışlardı. Bizim nesil de o komutanları örnek almaya alıştı.

Görevine bağlı, mesleğini seven, kendisine verilen görevi en iyi şekilde yapmaya çalışan bir subayı komutanları ne kadar aksi tabiatlı müsamahasız olursa olsun takdir etmek zorunda kalır. Okulda verilen bilgiler nihayet insanı hayata hazırlar. Eğer o aldığımız bilgilerle yetinir, üzerine yenilerini eklemezseniz körelir gidersiniz, paslanırsınız.

Dolayısıyla, mesleğinizde ilerleyemezsiniz. Dünyada her sahada olduğu gibi askerlik alanında da o kadar çok değişiklikler ve ilerlemeler kaydediliyor ki onları günü gününe takip etmezseniz mahcup duruma düşersiniz ve tabii mesleğinizde üst rütbelere yükselemezsiniz. Belki muayyen bir rütbeye kadar gelirsiniz. Ama astlarınızın güvenini kazanamazsınız. Üstlerinizin de her zaman ikazlarına maruz kalır üzülürsünüz.

Askerlik emir komuta sanatıdır. Bir sanatkar nasıl sanatında en üst düzeylere çıkmayı hedefler ve bu hedefe ulaştığında onunla övünürse, asker olan bir kişi de askerlik sanatında usta olmak zorunluluğunu duymak zorundadır. Diğer sanat dallarında çalışanlar uğraştığı sana> dalında ilerleyemezse zararı kendisindedir. Ama bir komutan emir komuta sanatında yaptığı hatayı savaşta birçok vatan evladının kanıyla ödemek zorunda kalır. Buna da hakkınız yoktur. Bize teslim edilen vatan evlatlarını mümkünse burunlarını dahi kanatmadan başarı kazanmanın yollarını bulmalıyız.

Üstelik aynı zamanda otorite, disiplin ister. Eğer emir komutanız, altındaki birlik üzerinde otoriteniz yoksa, bu otoriteyi kuramamışsanız, o birlikten disiplin aramak da yanlış olur. Eğer otorite ve disiplini kuracağım diye kanun ve yönetmeliklerini komutanlara tanıdığı yetkileri zora başvurarak halk dilinde "Cart-curt" denilen yolu tercih etmeye kalkarsanız o otorite ve disiplin olmaz.

İskambil kağıdından yapılmış ev gibi üfleme ile yıkılıverir. Eğer her konuda astlarınıza örnek olmuyorsanız, bilgili olduğunuz hususunda onlara güven verememişseniz, verdiğiniz emirlerin doğruluğuna onları inandıramazsanız yalnızca "Bu böyle olacaktır, laf istemiyorum!" deyip işi kestirip atıyorsanız, otorite ve disiplini kuramazsınız.

Maiyetiniz size inanmalı, güvenli ve "Komutan verdiği bu emirde haklıdır. Komutan haksızlık yapmaz en doğrusunu yapar" diyebilmelidir.

Böyle diyebiliyorsa aldığı görevi canla başla yapar. Dayağın, küfrün bir değeri olmadığını içinde yaşadığımız bu dönemde artık anlamalıyız. Gençlik yıllarımızda bu yolu bizde seçtik. Ancak bunun çıkar bir yol olmadığını, yanlış olduğunu yaşımız kemale erince anladık. Kanun ve yönetmelikler komutanlara o kadar çok yetkiler vermiştir ki gerekiyorsa o yetkileri kullanın. Elinizde maşa varken, ateşi elle tutmayınız. sık sık ceza vermek süretiyle cezacı komutan ünvanını almak iyi bir şey değildir.

Esasen yukarıda yazdıklarımla maiyetiniz üzerinde sevgiye ve saygıya dayalı bir otorite ve disiplin kendiliğinden sağlanır. Mesleğinizin gereği elbette mesleğinizle ilgili bilgileri öğrenecek ve öğreteceksiniz. Ancak toplumda saygın bir yer elde etmek istiyorsanız mesleğinizle ilgili bilgiler, yanında genel kültürünüzü artıracak diğer bilgileri de yeteri derecede bilmeniz gerekir. Aksi takdirde kuru ve katı asker olur toplumun her kesiminden saygınlık göremezsiniz.

Bulunduğunuz şehirde yalnız subay ve astsubaylarla konuşup sivil kesimle ilişki kurmamazlık yapmayın. Halkla kaynaşın. Böylece oranın halkı sizi daha çok sevecek, sayacak, takdir edecektir. Aksi halde halk sizi kendini beğenmiş, başkalarını küçük gören biri olarak tanıyacaktır. Bizim halkımız askeri çok sever. Sizde ona yanaşırsanız, sizi daha çok sevecektir. Size teslim edilen erleri, emrinize verilen yedek subayları iyi eğitin. Onlar terhis olup giderken, hakikaten kısa olan askerlik hayatı boyunca çok şeyler öğrendiğine kanaat getirsin. Eğer onları eğitmez fuzuli işlerde kullanırsanız, terhis olduklarında sizi iyilikle anmazlar, aleyhinizde bulunurlar; "Bu kadar askerlik süresine ne gerek var" derler.

Askerlik mesleği insanı zengin etmez. Ama kimseye muhtaç da etmez.

Eğer gözünüz zengin olmakta ise bir an evvel bu şerefli meslekten ayrılın. Astlarınıza sicil verirken, kişileri çok hassas terazide tartın. Şahsi menfaatler veya aileler arasındaki dedikoduların etkisi altında kalmayın. Böyle asılsız dedikodular yüzünden birçok subayın istikbalinin köreldiğini gördüm. Aynı şey sizin başanıza da gelebilir.

Adil olun. Adalet daima yolunuzu aydınlatsın. Üzerinizde taşıdığınız üniforma çok şerefli bir üniformadır. Bu şeref ecdattan miras olarak nesilden nesile gelmiştir. Türk toplumu o üniformayı taşıyan kişiye her zaman ayrı bir değer vermiş ve saygı göstermiştir. Başka hiçbir ülkenin insanları kendi askerine bizdeki gibi değer vermez ve saygı göstermez. Bunun bilincinde olarak ünüformanın şerefini düşürecek davranışlardan her zaman kaçınmalısınız.

Zira bir kişinin veya birkaç kişinin yapacağı uygunsuz bir davranış hemen asker kesiminin hepsine mal edilir. Buna hiçbir askerin hakkı yoktur. Madem ki bu şerefli mesleği seçtiniz, öyleyse bu şerefe layık olduğunuzu davranışlarınızla belli etmelisiniz. Bunu yapabilmek için feragatlı ve fedekar olmak gerekir. O feragat ve fedekarlığı gösteremiyorsanız bir an evvel askerlik mesleğini bırakıp başka bir meslek seçiniz.

Askerlik mesleği politikayı kaldırmaz. Sakın ola ki politikayı kışlaya sokmayınız. Ne zamanki ordunun içine politika girmiştir, ordu başıbozuk olmuştur. Tarihte bunun örnekleri vardır. 1912 yılında Balkan Harbi felaketi, ordunun içine politika girdiği için başımıza gelmiştir. Bulgar Ordusu nerede ise İstanbul'u alacaktı. 27 Mayıs 1960 askeri müdahalesinden sonra ordunun içine politika girmiş ve 22 Şubat ve 21 Mayıs ayaklanmaları olmuştur. Eğer bir İsmet İnönü ve o zamanki komutanlar olmasaydı milletimiz büyük bir felaketle karşı karşıya kalabilirdi.

Keza 12 Mart 1971 askeri müdahalesi de ordunun içine politikanın girmesi sonucu olmuş, bereket ucuz atlatılmıştır. 12 Eylül 1980 müdahalesi Türkiye'nin içine düştüğü ve bir iç harbe doğru sürüklendiği bir zamanda emir komuta zinciri içinde yapılması gereken bir müdahaledir. Bu müdahaleyi yapmamak için ne kadar çaba sarfettiğimizi ve ne uyarılar yaptığımızı nihayet başka bir çıkar yol kalmadığına inandıktan sonra bu müdahaleyi gerçekleştirdiğimizi anılarımın birinci cildinde detaylı olarak anlattım.

Müdahaleden sonra orduyu kısa sürede bu işin içinden sıyırmak tekrar asli görevine döndürmek için komuta kademesi olarak büyük bir çaba gösterdik. Bu çabamızda da başarılı olduk. Şu hususu iyi bilelim ki, Silahlı Kuvvetler'in görevi ülkeyi yönetmek değildir. Türkiye demokratik parlamenter ve çok partili sistemi kabul ettiği 1946 yılından beri çalkantılı dönemler geçirdi. Bu rejimin sağlam temeller üzerine oturması için bu gibi çalkantılı dönemleri diğer Batı ülkeleri de geçirmişler.

Hatta kan da dökmüşlerdir. Bereket bizde bunlar kan dökülmeden yapıldı. Silahlı Kuvvetler demokrasiye gönülden inanmış ve bunun faziletlerini yakinen bildiği içindir ki zaman zaman bu gibi müdahaleleri yapmak zorunda kalmıştır. Ama, artık görünen odur ki milletimiz bundan evvel olduğu gibi demokrasinin yozlaşmasına, demokrasiden başka bir rejimin, bir düzenin gelmesine müsade etmeyecektir. Binaenaleyh, Silahlı Kuvvetlerimiz de artık asli görevi olan yurt savunması görevini rahat rahat yapabilir.

Tarihten gelen bir alışkanlıkla milletimiz yönetimde meydana gelen aksaklıkların veya ülke yönetiminin her geçen gün biraz daha kötüye gidişine dur diyecek olan gücü Silahlı Kuvvetler olarak onda görmüş ve ondan medet ummuştur. Çünkü bugüne kadar iyi olanı, güzel olanı onda bulmuş. Bütün yenilikler evvela asker kanatta başlamış, ondan sonra sivil hayata intikal etmiştir. Ama, o günler artık çok gerilerde kaldı. Bugün sivil sektörde de dünyadaki gelişmeleri anında görebiliyoruz. Demokrasinin güzel ve yararlı tarafı, beğenmediğimizi değiştirebilme imkanına sahip oluşumuzdur.

Ülke yönetimi kötü ellerde ve gidiş de iyi değilse, millet seçimdeki oylarıyla onları temizlesin. Bugüne kadar olduğu gibi hemen ordudan medet ummasın. "Ne duruyorsunuz. Siz ne gün için varsınız? Müdahale etsenize!" demesin. Yani orduyu tahrik ve teşvik etmesin. Ederse de Silahlı Kuvvetlerimiz bu gibi tahrik ve teşviklere kapılmasın. Zira şimdiye kadar müdahaleler sonucu bozulan düzeni onardı da ne oldu?

Müdahale döneminde orduya alkış tutanlar, methiye düzenler, normal düzene geçtikten sonra kaleme kağıda sarılıp "Faşist ordu", "Demokrasiye ara verdiren ordu" demediler mi?

Müdahaleden evvelki dönemde iktidarda olanlar, parlamentoya en ağır hücumları yapanlar, adeta orduyu mücadeleye çağıranlar, müdahale gerçekleşince müdahalenin haklı yapıldığını söyleyenler, yazanlar, normal demokratik düzene geçilir geçilmez tam bir dönüş yaparak gelen iktidarı, yeni parlamentoyu methedip, müdahaleyi yapanları yerin dibine geçirmediler mi?

www.superbahis.com

Copyright © 2001, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır