kapat
27.08.2001
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi

banner
Dünyadan
Spor

www.limasollu.com
Magazin
Astroloji

Para Durumu
Hava Durumu

Bizim City
Sizinkiler

GREENCARD
Sarı Sayfalar
İstanbul

Cumartesi Eki
Pazar Eki

Künye
E-Posta
Reklam
Arşiv

A T V

Win-Türkçe
ASCII

 
RUHAT MENGİ(rmengi@sabah.com.tr )

Sonunda tarihi de AB koruyacak!

Efes Antik Tiyatro'da kurulan dev sahneyi gidip yerinde gördükten sonra yazdığım haber ve köşe yazılarına yine basından gelen tepkiler Thomas Friedman'ın kitabından verdiğim sözleri doğruluyordu; Kültürel korumanın değerini anlayacak ve gayret gösterecek bir orta sınıfa ve seçkinlere ihtiyacımız var.. Bunun olmadığı gelişmekte olan ülkelerde başka ciddi çarelere başvurmak gerekir"

Bizim seçkinler yazıları bile doğru dürüst okumadan balıklama bir konuya atlıyor ve "Yazayım da ne olursa olsun" anlayışıyla konunun altını üstüne getiriyorlar. Bu seçkinlerden tarihi ve kültürü korumalarını beklemek safdillik olur zaten..

Bu arkadaşlar sanki konu birer dünya mirası olan Efes ve Aspendos tiyatrolarının korunması değilmiş de "Dansın Sultanları" imiş gibi gösteriyi överek başlayıp, överek bitirmişler.. Böylesi olağanüstü bir gösterinin öylesi tarihi bir atmosfere ne kadar da uygun düşeceğini ve kıskanç, kötü ruhlu birilerinin de bu gösteriye ayak bağı olmaya çalıştığını vurgulayarak. Yani bu yaşta bu zekâ, akıllara seza..

Sergilenen seçkinlik karşısında parmak ısırmamak mümkün değil.

Haberde ve yazımda gösteriyle ilgili olumsuz tek cümle yoktu (aksine çok beğenildiği belirtilmişti, zaten burada konu tek bir gösteri değil, sahnelenenlerin tümü) ama kurulan sahneyle, tiyatronun basamakları üzerine konan koca hoparlörlerle, ışık aletleriyle ilgili cümleler vardı ve bu itiraz çok da yerindeydi.

Verdiğim habere gelen tepkilerden birinde yazar; ne olduğu anlaşılmaz bir detay fotoğrafının üzerine "ucube" diye yazılmasına çok üzülmüş. Efendim, naçizane bu detay fotoğraf(!)ı ben çektim ve hiç de detay değildi, haberin ta kendisini anlatmaktaydı açık seçik.. Ayrıca yazı da masa başından değil, sahne yakından incelenerek yazılmıştı ki benzer bir fotoğraf (o, sahnenin tarihi sütunlara ne kadar yakın olduğunu göstermiyor ama) 17 Ağustos 2001 tarihinde Cumhuriyet Gazetesi'nde "Efes'te korna bile çalınamaz" başlığıyla çıkmış.

Aynı tepki yazısında, üzülen yazarın kendisi "Antik tiyatronun artık neredeyse sallanan sahnesinin santimini kullanmadan kurulan yeni sahne"den söz ediyor. Artık neredeyse sallanan bir sahne üzerinde kurulan yeni sahne meditasyon mu yapıyor acaba? Havada mı duruyor?

Kültür Bakanlığı'nın cevabı
Kültür Bakanlığı'ndan sorularıma gelen yanıtta böylesine önemli tarihi eserler üzerinde yapılan gösterilerin dünyadaki diğer örnekleri verilmemiş. Sadece "Kullanılan vincin Avusturya kazı heyetine ait olduğu, Efes Antik Tiyatrosu'nun sürekli olarak bilimsel ve kültürel etkinliklere tahsis edildiği, bu sayede tiyatronun görkeminin dünyaya tanıtıldığı" söyleniyor.

Sahnenin hazırlanmasında görev alan Mimar Hakan Kıran ise gösteriye karar verilmeden önce Arkeolog Nezih Başgelen'in de bulunduğu bir ekip tarafından mekânın incelendiğini, çelik taşıyıcıların kumaşlarla örtüldüğünü yazıyor açıklamasında.. Yazı şöyle bitiyor;

"Burada yapılan gösteri ve haksız dahi olsa yapılan eleştirilerin yıllardan beri uyumakta olan topluluğun dikkatini çekmesi ve bundan sonra da aynı bilinçle takip edeceğinin ümidini vermesi açısından amacına ulaşmıştır."

Ve Atatürk'ün 1930'da Aspendos'ta söylediği bir sözü eklenmiş;

"Tarihi eserleri yaşatabilmek için, bu eserlere maksatları istikametinde hayatiyet kazandırmalıyız.."

Sırayla cevaplayayım; Avrupa ülkeleri 1985, 1992 ve 1995 yıllarında yapılan, dünya çapında uzman arkeologların katıldığı üç toplantıda ve son olarak İtalya'da 1995 yılındaki toplantıdan çıkan Segesta Declaration'la Avrupa'daki tarihi tiyatroların korunmasını ve kullanımını kurallara bağlamışlar. Bu kurallara göre herkes istediği arkeologu seçemiyor. Alanın korunmasından sorumlu grubun (burada Avusturya heyeti) yazılı kararı gerekiyor. Bu karar var mı?

Uyumuyoruz, tam aksine..
İkincisi "Yıllardan beri uyumakta olan topluluk (Yani Cumhuriyet Gazetesi ve benim gibi itiraz edenler oluyor bu) meselesi. Aslında uyumuyorduk inanın beyefendi, yıllar önce Kültür Bakanlığı'nın bu iki tiyatroda gösterileri yasaklamasında da rolümüz vardı..

Atatürk'ün sözüne gelince; Atatürk her ne kadar, hemen her konuda geleceği görmüş ise de 3000 yıllık tiyatroya metal ayaklı dev sahneler kurup, üstünde zıplayacağımızı veya rock konserleri vereceğimizi görememiş demek ki.. Bundan dolayı onu suçlayamayız.

Şimdi, arkadaşlar.. Tabii ki Efes ve Aspendos bana babamdan miras kalmadı. Ama ne de olsa bir Türk vatandaşı olarak benim de mirasım. Aslına bakarsanız Avrupalılar, benim kadar kendilerine de ait olduğuna inanıyorlar.

Avrupa Konseyi'nin isteği üzerine kurulan "The Europian Network of Ancient Theatres"ın çıkardığı Segesta Bildirisi'nin amacı "Avrupalılar'ın Akdeniz'e sınırı olan bütün ülkelerde yaşayanlarla paylaştıkları mimari ve kültürel mirası korumak"

AB'ye girmeyi en önemli hedef sayan Türkiye'nin kendini bundan soyutlaması mümkün değildir. Bu bildiriye göre;

* Tarihi kalıntıların, eserlerin hepsi çağdaş kullanıma uygun değildir. Tiyatronun kaç yüzyıllık olduğunun gözönüne alınması gerekir. Sahnelenecek gösteri ne olursa olsun tarihi alanın kırılganlığı, hassasiyeti göz önüne alınmalıdır.

* Tarihi alanın dokusunu rahatsız edecek geçici bir çalışmaya bile izin verilemez.

* Halkın giriş çıkışının son derece dikkatli yönetilmesi, basıncın azaltılması için yeni teknolojiler kullanılması, toplu giriş çıkışlarla tarihi dokuya zarar verilmemesi gerekmektedir (Bizde ise binlerce kişinin girerken ve çıkarkenki itiş kakışının, sahne hazırlanırken haftalarca tiyatro basamaklarının geçiş yolu olarak kullanılmasının zarar vermediği sanılıyor.)

* Sahne eski zamanındaki orijinal seviyesi ve şekliyle kullanılmalıdır.

* Sahnede kalabalık yapmaması için ışıklandırma bile dekor şeklinde (hafif) kullanılmalıdır.

* Projektör, ışık, ses aletlerinin mini ekipman şeklinde olması sağlanmalıdır.

* Gösteri düzenleyen profesyonellerin önceden özel kurslarla bilgilendirilmesi gerekmektedir.

* Tarihi gösteri alanlarında alınacak önlemler Avrupa Konseyi ve diğer uluslararası organizasyonların belirlediği genel prensiplere uygun olmak zorundadır.

Daha fazla söze gerek var mı bilmiyorum. Bundan sonrasını karar verecekler düşünsünler artık. Ne de olsa, benim olduğu kadar onların da mirası!

Ve nasıl olsa yakında Avrupa bu konudaki kuralları da bize zorla kabul ettirecektir!

(Not: Cumhuriyet'te çıkan konuyla ilgili yazıda 90 desibel, mutfak mikserinin ses yoğunluğuyla eşdeğer. Demek ki bu gösterilerde sesi sadece en ön sıralar duyabiliyor..)

www.superbahis.com


Copyright © 2001, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır