  
Dövizi azdırmayın, kafamı kızdırmayın..
Para dediğin el kiridir ama ekonominin temelidir.. O yüzden karşılıksız parayı sadece devlet basar.. Vatandaş basmaya kalkarsa yakışık almaz.. Kalpazanlık olur.. Zaten kendini bilen vatandaşlar böyle şeyler yapmaz..
Son hamleyi; dünya durdukça başımızda durası, şiirinden kafiye eksik olmayası; başbakanımız, dürüstümüz Bülent Bey yaptı:
- "Paramızın itibarını elbirliği ile korumalıyız.." dedi.. Gözlerini TRT kamerasının üzerinde duran ve sadece kayıttayken yanan kırmızı lambaya dikip, bakışlarına bir miktar daha "Devlet adamı kararlılığı" kattıktan sonra;
- "Bir milletin parası o milletin onurudur.." lafını etti..
Kendisini televizyondan izleyen ahalinin bu ağır lafı sindirmesi için birkaç saniye önündeki kağıtlara bakarak oyalanması gerekti..
(Bu boşluktan istifade eden dolar, lira karşısında 13 bin lira daha değer kazandı..)
Başbakanımız, bu sessizlikten sonra Türk lirasına dair iki ağır cümle daha kurdu.. Bunların ardından gelen "olsa da olur, olmasa da olur.." cümlesiydi..
Yüklemi makul uzunluktaydı, fiili de uzunluğuna denkti ve gramer açısından dil yapımıza uygundu..
Öyle bir cümleyi her başbakan; ister bir sağlık ocağı açılışında olsun ister bütçe komisyonunda; göğsünü gere gere kullanırdı..
Ancak "Türk lirasının itibarından" bahsedildiği için cümlenin sonuna denk gelen fiil de "Türk lirası" kadar hafiflemişti..
Cümlenin aklımda kalmaması bundandır..
***
Başbakanın konuşmasını; akşam ezanının okunmasını beklerken kahvedeki televizyondan dinleyen bankacılıktan emekli Asım Bey "Bir milletin parası o milletin onurudur.." lafından başka manalar çıkardı..
Özellikle de kafayı Merkez Bankası tarafından yapılan kur ayarlamalarına taktı..
- "Yani bu milletin şerefi yabancı paralara göre günlük mü ayarlanıyor?" diye söylendi.. Ayaklanmadan önce bir "Fesüphanallah.." çekip kahveyi öyle terketti.. Ocakçı İsmail'in it çırağı Behçet arkasından;
- "Hooop! Çay parasını unuttun dayı!" diye bağırmasa tasarruf programına kendince bir katkıda bulunacaktı..
Askeri ekonomi şart..
Bana sorarsanız paranın onuru böyle kuru temennilerle korunmaz.. Ya "yastık altı" yapıp sokağa hiç çıkarmayacaksın ya da çıkarıyorsan sonuçlarına katlanacaksın..
Köşe yazarlığı bir çare üretme müessesesi olduğundan konuyu başıboş bırakmak da yakışmaz bana.. O sebepten "Bu işi askerlere havale edelim.." derim..
Ekonomiye askeri müdahale olur mu demeyin.. Olur!
Vaktiyle Hasan Cemal'in dedesi Sakallı Cemal Paşa müdahale etmişti.. Bal gibi olmuştu.. Gerçi bu konuyu dört beş sene evvel bir kere daha yazmıştım ama olsun..
Bizim ahalinin okuduğu şeyleri aklında tutamayacağına dair güvencem tam olduğundan bir kez daha yazacağım..
***
İttihat ve Terakki'nin Bahriye Nazırı Cemal Paşa, kendisini kendi iradesi ile Suriye Valisi tayin edip göreve başlamış.. Bir süre sonra ihtiyaçtan para bozdurması lazım gelmiş..
Birkaç Osmanlı Kaymesi'ni sarrafa göndermiş, gelen parayı gözünü tutmadığından yaverine sebebini sormuş.. Yaveri de "Enflasyon yüzünden paşam.. Paranın değeri bir türlü sabit durmuyor.." demiş..
Koskoca Cemal Paşa şimdi sinirlenmesin de ne yapsın? O ki Padişahımız, efendimiz Abdülhamid'i bile dinlemeyip asi olmuş bir paşa.. Tutup da enflasyondan mı yılacak?
Hemen oturup bir kararname yazmış:
"Yarından itibaren bir Osmanlı Kaymesi ile Suriye altını eşit olacak.. Paranın ayarını bozarsanız Şam'ın ileri gelenlerinden ikiyüz kişiyi sürerim, o kadar!"
Vermiş kararnameyi yaverin eline:
- "Bunu çoğaltıp çarşıya pazara assınlar.." demiş.. Yaver şaşkın, esas duruş gösterip selam çaktıktan sonra odadan çıkmış.. Arkasından bakan Cemal Paşa'nın zaferinden emin gülümsediğini görememiş..
Enflasyon yasak!
Hayatlarında böyle bir kararnameyi ilk kez gören Şam ahalisi korkudan o gün elini paraya sürememiş.. Alış veriş yok, değişim yok.. Haliyle para kullanılmadığından sabit kalmış..
Paşa, emri bizzat dağıtan yaverine "Bak gördün mü?" demiş.. "Bunlar bu dilden anlar.." Bunlar dediği "enflasyonun" ta kendisi..
Para o gün korkudan kıpırdamamış ama ertesi gün olanlar olmuş.. Osmanlı'nın onuru olan kağıt kayme, Arap'ın gururu olan altın karşısında yüzde elli değer kaybetmiş..
Cemal Paşamız da tükürdüğünü yalayacak bir adam değil.. "Bunun kafası küçük, öbürünün kellesi yamuk.." demeden Şam'ın ileri gelenlerinden ikiyüz kişi seçmiş.. Yallah sürgüne..
***
Cemal Paşa'nın yaptığı bu işin modern ekonomi tarihinde ayrıca yeri vardır.. Enflasyona yapılan ilk silahlı müdahaledir ve yerindedir..
Gerçi etkisi ancak 24 saat sürdü..
O yüzden eleştirilebilir ama kalp nakillerini de hatırlayın.. İlk yapay kalp takılan hasta ancak 24 saat yaşamıştı.. Adamcağız o 24 saati bile büyük başarı olarak kabul ettiğinden sevincinden ölmüştü..
Cerrahlar yılmadı.. Kalbi değiştirilenlerden ikincisi üç gün; üçüncüsü 14 gün; dördüncüsü bir ay derken; peşisıra gelenler iki ay, beş ay yaşadılar.. Sıra yıllara geldi..
Şimdi bir kalp taktırdın mı ölene kadar yaşıyorsun..
Cemal Paşa uygulaması da önünde, sonunda böyle olacaktır.. Türk lirasının korunmasını askerlere havale edin bitsin bu iş..
Artık meseleyi sıkı yönetimle mi hallederler; olağanüstü hal ilan edip yabancı bankalara karşı taciz ateşi mi açarlar; yoksa döviz bürosu işletenleri askere mi alırlar, onların bileceği iş..
Liramızın onurunu kurtardıktan sonra da işin peşini bırakmayıp, paraya üç ayda bir "bekaret muayenesi" yaptırsınlar..
Bir de sivilleri bu işlere bir daha karıştırmasınlar.. Bir asker karışır, bir sivil karışırsa bu işten hayır olmaz.. Unutmayın:
- "İki babalı çocuk takkesiz gezer.." derler..
Şimdi aklıma geldi.. Bir de "gezme" fiiliyle biten "Ana gezer kız gezer, bu çeyizi kim düzer.." şeklinde bir atasözümüz daha vardır ki konumuzla ilgisi yoktur..
|