kapat
23.08.2001
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi

banner
Dünyadan
Spor

www.limasollu.com
Magazin
Astroloji

Para Durumu
Hava Durumu

Bizim City
Sizinkiler

GREENCARD
Sarı Sayfalar
İstanbul

Cumartesi Eki
Pazar Eki

Künye
E-Posta
Reklam
Arşiv

A T V

Win-Türkçe
ASCII

 
ERDAL BİLALLAR(ebilallar@sabah.com.tr )

Birlikte başardık!

İLK uyarı 25 Haziran'da Erol Koçamoğlu adlı bir veliden geldi.. Kısacık bir faks: "Çocuğum gibi binlerce öğrenci birkaç puan için sınıfta bırakıldı.. Bize yardım edin..."

Bu faksı yayınlamam üzerine bu kez telefonlar başladı: "Bir sınav hakkı daha!"

Söz konusu olan binlerce öğrencinin geleceğiydi... Bazıları birkaç puan yüzünden sınıf tekrarı yapacak, bazıları iki yıllık oldukları için kapıya konulacaktı...

"Öğrencileri ağlatmayın" başlıklı yazımın yayınladığı 30 Haziran sabahı telefonlarım, faksım kilitlendi... Ağrı'dan, Urfa'dan, Rize'den, Konya'dan, Antalya'dan Bursa'dan, Ankara'dan, İzmir'den, İstanbul'dan yüzlerce, binlerce veli ve öğrenci telefon, faks, mektup, e-mail yağdırmaya başladı... İşte o sabah bu işten sonuç alacağımıza inandım...

Ve ardından kampanyayı açtım:

"Çocuklarımızı ağlatmayın!"

Kampanya küçücük bir kartopunun çığa dönüşmesi gibi büyüdü... "SÖZÜN DOĞRUSU" köşesi eğitim sistemindeki çarpıklığın kurbanı olan 156 bin öğrencinin sesi haline geldi... "Milli Eğitim Bakanı'na açık mektup... Binlerce evdeki ateşi söndürün... Anne ve babalar ağlıyor... Bakan'a 5 soru.... Başöğretmen'e şikâyet.... Umut Rahşan Hanım" başlıklı yazılarım birbirini izledi...

Ancak Milli Eğitim Bakanı Metin Bostancıoğlu direndi... Eğitim sisteminin çarpıklığını sorgulaması gerekirken, "Eğitim kalitesini(!) düşüremem" diyerek diretti...

Yılmadık!

Kampanyayı durdurmadık... Velilerle el ele verip önce İstanbul'da SABAH Gazetesi'nde bir toplantı yaptık... Ardından Ankaralı velilerle SABAH bürosunun bulunduğu Karum İş Merkezi'nde buluştuk...

Konuyu SÖZÜN DOĞRUSU köşesinden TV ekranlarına taşıdık... Bununla kalmayıp, bana gelen binlerce faks ve e-mail mesajlarını bir dosya içinde Milli Eğitim Bakanlığı'na yolladık...

Ve yaklaşık 50 günlük çabanın, kavganın sonucunu dün aldık, 156 bin öğrencinin 75 bininin bir yıllarını, bir kısmının ise eğitim yaşamlarını kurtardık...

*
SON SÖZ: Bu kampanyaya başından beri destek veren tüm velilere ve öğrencilere teşekkür ediyorum... Ama en büyük teşekkürü, Milli Eğitim Bakanı'nı ikna eden Sayın Rahşan Ecevit'in hak ettiğinin bilinmesini istiyorum...

Ölmek isteyenler oluyor!

30 yıllık şoförüm kendini öldürmek için 180 kilometre ile gidenleri, kuralları çiğneyenleri gördükçe şaşırıyorum...

Radarla hız kontrolü bütün yurtta ısrarla sürdürülecek...

Şoförler gibi trafik ekiplerine de ceza puanı uygulaması getirdik...

TRAFİK ekiplerinin İzmir-İstanbul arasındaki karayolunda başlattıkları radarla hız kontrolları sonucu trafik kazalarının azaldığını belirten yazım üzerine dün sabah Emniyet Genel Müdürü Kemal Önal arayıp teşekkür etti...

Önal, uygulamanın sadece İzmir-İstanbul arasında değil, tüm karayolları üzerinde de ısrarla sürdürüldüğünü belirterek, şunları söyledi:

"Herşeye rağmen 'Ben öleceğim' diyerek ısrar edenler çıkıyor... Hız limitini aştığı için ceza yiyen bazı sürücüler, hıncını araçtan çıkarıp 180 kilometre hız yapıyor. Ben bu insanlara Emniyet Genel Müdürü olarak değil, 30 yıllık şoför olarak hayret ediyorum."

Emniyet Genel Müdürü'ne, Tantan'ın İçişleri Bakanı olduğu dönemde ısrarla yazdığım, hatta kendisine bizzat anlattığım öneriyi hatırlattım:

"Ceza puanı uygulaması sürücüler yanında trafik ekipleri için de geçerli olsa..."

Kemal Önal, bu uygulamayı başlattığını müjdeledi ve ekledi:

"Her ekibi, görev yaptığı 40 kilometrelik güzergâhtan sorumlu tuttuk... Artık başarıyı kesilen ceza makbuzuna, kontrol edilen araç sayısına endeksli olmaktan çıkardık... Sorumlu olduğu bölgede kaza sayısı artan ekiplere ceza verme uygulamasını başlattık..."

Trafik canavarına savaş açan, yolları kan gölüne çevirenleri durdurmaya çabalayan Emniyet Genel Müdürü Kemal Önal'a teşekkür ediyorum...

Harbiye rezaletine el konuldu!
Emniyet Genel Müdürü Kemal Önal, Harbiye'nin sokaklarını otopark mafyasının ele geçirdiğini, bu bölgede görev yapan polislerin de mafyanın maşaları ile çay içip sohbet ettiklerini belirten yazım üzerine İstanbul'a mafyanın kazınması, sorumlu polislerin de bulunup cezalandırılması için talimat verdiğini söyledi...

Çamurlaştılar!
AK'ın ampulü söndürüldü ya; dinci basın yaygaraya başladı... Hatta bir tanesi iyice çamurlaştı... Yargıtay Başsavcısı Kanadoğlu'nun fotoğrafını basıp manşet atmış:

"Kim bu adam?"

Hazretler, kim olduğunu biliyor da; akıllarınca meydan okuyor... Hatta "Haddini bil, sen kimsin?" demeye getiriyor...

Hatırlatalım; "o adam" diye hitap ettiğiniz kişi kanun adamı... Hani AK'ın A'sı olan "adalet"in tecellisine yön veren...

Neredesiniz?
Tuzla Gölü kuruduğu zaman felâket tellallığı yapan, bunun "depremin habercisi" olduğunu yumurtlayan, halka korku salan sözde bilim adamları nerede?

Gölün, denizle bağlantısı kesildiği, havzasına akan suların İSKİ tarafından kollektörlerle çevrildiği için kuruduğunu yazdığımda bana "Yalancı" diyen müsvedde bilim adamları nerede?

Yağmur yağdı, Tuzla Gölü eski halini aldı...

Nerelerdesiniz rant peşinde koşan medya maydonozu deprem uzmanları?

Halkın sütunu

Günde 20 muayene olur mu?
BURSA'dan Aytekin Özdemir, Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Kulak-Burun-Boğaz bölümünde günde sadece 20 hastaya bakıldığını, sabah saat 06.00'da gelenlerin bile muayene şansı olmadığını ve en önemlisi çevre il ve ilçelerden gelenlerin geri döndüğünü dile getirerek, poliklinik sayısının artırılmasını öneriyor...

Tıp Fakültesi Dekanı dilerim bu uyarıdan sonra gerekli düzenlemeleri yaparak, muayene edilen hasta sayısını artırır...

www.superbahis.com


Copyright © 2001, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır