kapat
23.08.2001
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi

banner
Dünyadan
Spor

www.limasollu.com
Magazin
Astroloji

Para Durumu
Hava Durumu

Bizim City
Sizinkiler

GREENCARD
Sarı Sayfalar
İstanbul

Cumartesi Eki
Pazar Eki

Künye
E-Posta
Reklam
Arşiv

A T V

Win-Türkçe
ASCII

 
HAŞMET BABAOĞLU(hbabaoglu@sabah.com.tr )

Katil erkekler ve kadınlar

İki gündür onun fotoğrafına bakıyorum. Artık yok Selda. Yaşamıyor!

Öldürüldü.

Babası Selda'nın bedenini delik deşik etti.

19 Yaşındaymış Selda.

Yüzü ergenliğe yeni girmiş; kadınlığın kan kırmızı dünyasıyla yeni tanışmış gibi, genç mi genç...

Fakat aynı anda çok hırpalanmış, çok korkutulmuş, çok üzülmüş ve "ihtiyarlamış" gözleri var Selda'nın...

Bir nişan, bir düğün ya da öyle bir davette çekilmiş belli ki fotoğrafı.

Hayatla barıştığı, üzerindeki şifon elbiseyle kendini pek güzel bulduğu, yıkılmış güvenini her dakika yeniden kazandığı bir günde belli ki...

Kollarını iki yana açmış Selda. Bir balkonun duvarına yaslanmış.

Gövdesiyle gülüyor ama rahat değil, gözleriyle korkuyor! Öyle bakmış objektife.

Acaba hiç aklından geçirdi mi?

"Hayat zaten zor: Kayıplar, yoksulluklar, hastalıklar... Neden bir de erkeklerle kadınların arasındaki bu korkunç şiddet, yakasını bırakmıyor insanların? Neden her şey ters gittiğinde bütün günahlar kadın cinsinin sırtına bindiriliyor?" diye hiç düşünmüş müdür?

Selda dev bir şiddet mekanizmasının basına yansıyan son kurbanı...

Baba, ağabey, şu bu... Kim olursa olsun, öfkesine, ezikliğine, perişanlığına "günah keçisi" arayan bir kitle olarak erkekleri bir yana; bütün günahların tek sorumlusu olarak da kadınları öteki yana koyan büyük bir mekanizma bu!

Bu kahredici toplumsal mekanizmanın, bu şiddet kültürünün mide bulandıran bir duygu dünyası da var.

Şöyle işliyor bu mekanizma:

Alkolik bir erkek misin?

Evet mi? O zaman bunun mutlaka bir suçlusu vardır. Seni alkolik yapan şey, olsa olsa bir kadın, birkaç kadın, hatta kadınlardır...

İşsiz misin?

Seni işe almayan erkekler bile olsa (çoğu da senden güçlü ve başına bela açacak tiplerdir ya!) mutlaka bunun da altında bir kadın parmağı vardır...

En yakın arkadaşların sana sırtlarını mı dönüyorlar?

O halde, mutlaka altında bir kadın meselesi vardır. Ya karın, ya da kızların bir yanlış yapıyorlardır. Sen hiç yanlış yapar mısın? Sen erkeksin!..

Hasta mısın?

İnsan kanser olmaz, tüberküloz bulaşmaz insana... Olsa olsa, kadınlar kanser eder insanı! Verem olur insan, kadınlar yüzünden! Midesini kanatır, başını ağrıtır insanın kadınlar!

O halde vuralım kahpeye!

Gazeteler nasılsa, "cinnet geçirdi!" diye yazar. Biz yine ve hiç değilse toplum vicdanında (erkeklerin vicdanında!) yırtarız. "Adam delirmiş canım!"

***
Artık bir karar vermeliyiz.

Erkekleri potansiyel katil, kadınları potansiyel maktul olarak hazırda tutan bu korkunç şiddet mekanizmasını görmezden gelen hiçbir toplum medenileşemez. (Kendine sözde "medineler," yani şehirler kurması onu kurtarmaz!)

Bedenleri delik deşik edilen kadın gövdelerini uzaktan uzağa sırıtkan bir dedikoduculukla izleyen ve başka hiçbir şey yapmayan bir toplum kendini ne dindar, ahlâklı ve muhafazakâr sayabilir, ne de çağdaş ve insancıl...

Bu toplumun erkekleri önce öteki erkeklerle hesaplaşmasını becermeliler.

İktidarla...

Her şeyle birlikte bizim erkekliğimizi de ezen ve alabildiğine erkek olan toplumsal zorbalıkla...

Mafyalaşan ruhlarımızla...

Cinnetlerimizle... Hesaplaşabilmeliyiz.

Yoksa talihsiz ve masum genç kadınların kanlarında boğulacağız!

ALTYAZI
Frank: Sana aşk mektubu gönderdim! Kalbimin ta içinden, anladın mı Allah'ın belası!.. Aşk mektubu nedir, biliyor musun? O, namludan çıkmış mermidir. Benden aşk mektubu aldığına göre işin bitti artık...

(David Lynch'in, sinema tarihine kalın harflerle kazıdığı müthiş filmi "Blue Velvet'in "pis" kahramanı Frank'in bir konuşması.)

SİBERUZAYDAN

Basketbolun süperlerinden süpernovalara
Bu köşede fırsat bulduğumda nasıl beni özel olarak ilgilendiren filmlerden, albümlerden, televizyon programlarından söz ediyorsam, bundan böyle internette karşılaştığım ve gerçekten ilginç bulduğum sitelerden de söz edeceğim.

Bugün iki site var meraklısının dikkatini çekmek istediğim.

Birincisi... Amerikan Profesyonel Basketbol Ligi meraklılarını monitörün ekranına zamk gibi yapıştıracak bir site: https://www.batug.com. (Türk basketboluyla ilgili bir bölüm de ayrılmış.)

Celtics'den Lakers'a her takımın sıkı takipçisi bir "altıncı adamı" var bu sitede. Yazılar keyifli, medyayla girişilen polemikleri "vay canına" dedirten bir spor ve haber sitesi bu... Ayrıca bilginiz olsun, NBA jargonunun güzel bir sözlüğü de var.

İkinci site ise bütünüyle kendine özgü... Bilgiyi "kutsal" sayan; "bilgi paylaşmayı" seven bir grup gencin iletişim ve birlikte hareket platformu bir bakıma: www.circumspice.com.

Supernovalardan Afrodisias antik kentine çok geniş bir ilgi alanları var Circumspice'çıların. Ama yaklaşımları serinkanlı ve derinlemesine. Yakında büyük araştırma dosyalarının siteye ekleneceği söyleniyor.

www.superbahis.com


Copyright © 2001, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır