  
Akbank'ın çağrısına rakipleri cevap verir mi?
Allah 'sosyal sorumluluk' kavramını çıkartanlardan razı olsun. Böylece her geçen gün doğayı ve çevreyi korumak adına şirketler gerçekten büyük adımlar atmaya, eğitime, kültüre, sanata katkıda bulunmaya başladı.
Peki Avrupa'da ve Amerika'da yaygın olduğu üzere, Türkiye'de de toplumsal sorumluluk gereği çeşitli büyük projelerin desteklenmesinde rakip şirketler bir araya gelir mi? Bugüne kadar rakip şirketlerin birlikte önemli bir projeyi desteklediklerini ben hatırlamıyorum. Henüz ya kimsenin aklına gelmedi ya da bir araya gelme kabiliyetine sahip değiller. Ne de olsa rakipler!
Ülkemizdeki tarihi yerleri çoğumuzdan daha iyi bilen Dünya Anıtlar Fonu Başkan Yardımcısı John Stubbs, Gaziantep'te şartları pek de iyi olmayan bir müzede sergilenen Zeugma için yeni bir yer önerisinde bulunmuş. Kime mi? Nemrut Dağı'ndaki heykellerin restorasyonu ve korunması projesine finansal destek veren Akbank'ın Genel Müdür Yardımcısı Hayri Çulhacı'ya. Ne tuhaf ki, yabancılar ülkemizdeki tarihe bizden daha çok önem veriyor. Stubbs, Gaziantep'te bir zamanlar tütün borsası olarak kullanılan tarihi bir binayı restore ederek Zeugma'nın sergileneceği müzeye dönüştürmek istiyor. Çulhacı da henüz başladıkları Nemrut Dağı projesinin finansman yükünden olsa gerek, bu işi tek başlarına değil de rakip şirketler bir araya gelerek yapıp yapamayacaklarını düşünüyor. Restorasyon için gereken para az buz değil. Yaklaşık 6 milyon dolar gerekiyor. Yurtdışında böyle projelerde bir kaç banka rakip de olsalar rahatlıkla bir araya geliyorlarmış. Peki Türkiye'de Akbank'ın rakipleri bir araya gelir mi? Çağrı açık. Çulhacı, rakipleriyle bu işi yapmaya hazır olduklarını söylüyor. Sonuçta yapılacak hizmet tüm dünya vatandaşlarına yarayacak. Rakip şirketlerin böyle güzel bir projede bir araya gelmesine engel var mı acaba?
Nemrut uyanıyor
İnsan heyecanlanıyor. Aslında anlatmak istediğim Nemrut'a hayat verecek projeyle alakalıydı ama belki de nasılsa birileri Nemrut'un eteğinden tuttu diye, olabilecek yeni projelere odaklandım önce.
Gelelim Nemrut'a...Maurice Crijns'in Hollanda'da bir şirketin genel müdürüyken işinden ayrılıp eşiyle birlikte dünyayı dolaştığını ve gezdiği Nemrut'a hayran kalınca, bu eşsiz güzelliği korumak uğruna neler yaptığını Hayri Çulhacı ve Akbank'ın Kültür ve Sanat Müdürü Aslı Alıveren'den dinledim. Adıyaman nere Hollanda nere demeyin. Biz daha sahip olduğumuz güzelliklerin farkına bile varmadan Maurice Crijns Uluslararası Nemrut Vakfı'nı Hollanda'da kuruyor ve Amsterdam Müzesi'nin de yardımlarını alıyor. Tabii vakfı kurunca herşey bitmiyor, restorasyon ve koruma için ciddi para gerektiği de bir geçek olduğundan, önce Amerika'daki Dünya Anıtlar Fonu'yla işbirliğine gidiliyor. Ardından Akbank ve ortak çalışmalarının olduğu American Express'e teklifte bulunuluyor. Akbank da 'kriz var' bahanelerinin arkasına saklanmıyor ve projeye finansör olmayı kabul ediyor. Çulhacı, Nemrut'u gördükten sonra heyecanının 5 kat arttığını itiraf ediyor. Geçenlerde yurtdışından ve yurtiçinden konunun uzmanlarının ve finansörlerinin de aralarında bulunduğu yaklaşık 30 kişilik bir ekiple Nemrut Dağı'na gitmişler. Yuvarlak masa toplantısını da Adıyaman'ın Kahta ilçesinde yapmışlar. Millattan önce 1. Yüzyılda Kommagene Kralı 1. Antiochus tarafından Nemrut Dağı zirvesine yaptırılan tümülüs ve çevresindeki anıtsal heykellerin ve kabartmaların restorasyonu yakında başlayacak. Heycanlanmamak mümkün değil. Çulhacı, işe kafaları bedenlerinden ayrılmış halde duran heykellerin birleştirilme işlemiyle başlanacağını anlatıyor. İşte bu nedenle de zirveye vinçlerin gitmesi gerekiyor. Tabii bu öyle kolay bir iş değil. Büyük bir olasılıkla vinçler Nemrut'a helikopterle getirtilecek. İşin maliyetinin boyutlarını düşünebilirsiniz. Bir hatırlatma. Nemrut Dağı'ndaki heykeller 1882 yılında Bağdat demiryolu için bölgede bulunan Karl Sester adında bir Alman mühendis tarafından keşfedilmiş ve o günden bugüne kadar da gerçek anlamda bir restorasyon ya da koruma yapılmamış. Anlaşılan Nemrut Vakfı, Nemrut'u uykusundan uyandıracak. Tarihi önemi turizmi de olumlu yönde etkileyecek ve yıllarca terörden çekmiş olan bölgeye biraz nefes aldıracak.
Kredi kartları kâbusunuz olmasın
Mİlyonlarca müşterisiyle Türkiye'nin önde gelen taksitli kartlarından birinin tepe yöneticisi sohbet sırasında ilginç bir tespitini anlatmıştı. Dediğine göre, son zamanlarda kimi erkek müşteriler, eşlerine ait olan kartları iptal ettirmek için kendilerine başvuruyordu.
Krizin ne kadar derinleştiğini faturaları ödemek zorunda olan aile reisleri bilir herhalde. Rakamlar tam dökülmese de son zamanlarda kredi kartlarında geri dönmeme oranlarının yükselişte olduğunu herkes biliyor. Kredi kartlı yaşam eğer ülke durgunluk ya da bizim gibi kriz yaşıyorsa kabusa dönebiliyor. Amerika'nın haftalık haber dergisi Newsweek de bu haftaki kapağını bu konuya ayırmış. İlginç tespitler var. Örneğin, durgunluk yaşayan Amerika'daki tüketicilerin toplam borcunun 7.3 trilyon doları bulduğu ve bu rakamın bundan önce yaşanan durgunluktaki rakamları katladığı belirtiliyor. Üstelik işten çıkartmalar da son sürat gidiyor. Sadece geçen hafta Ford 5 bin kişiyi daha işten çıkarttığını açıkladı. Kredi kartsız bir hayatın olmadığı ve hemen hemen herkesin evini, arabasını uzun banka kredileriyle satın aldığı Amerika'da uzmanlar bu yıl 1.4 milyon kişinin kredi borçlarını ödeyemeyerek iflas edeceğini açıklıyor. Dergideki yazıda ilginç bir anket sonucuna da yer verilmiş. 1997 yılında yapılan bir araştırmada Amerikalılar'ın sadece yüzde 27'si kredi kartının tüketiciler için kötü olduğunu söylerken, bu oran 2000 yılında yüzde 51'e fırlamış. Kredi kartları Amerika gibi gelişmiş ülkelerde de bizim gibi krizden başını kaldırımayan ülkelerde de tehlikeli bir tutkuya dönüşmüş durumda.
|