kapat
23.08.2001
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi

banner
Dünyadan
Spor

www.limasollu.com
Magazin
Astroloji

Para Durumu
Hava Durumu

Bizim City
Sizinkiler

GREENCARD
Sarı Sayfalar
İstanbul

Cumartesi Eki
Pazar Eki

Künye
E-Posta
Reklam
Arşiv

A T V

Win-Türkçe
ASCII

 
HINCAL ULUÇ(uluch@sabah.com.tr )

Büyüklerin (!) Büyük Ayıpları!..

Beşiktaş, Galatasaray ve Fenerbahçe yönetimleri, birbiri ardına hem de nasıl kötü örnekler vermeye başladılar, hayret ediyorum.. Spor, herşeyden önce sportmenlikse, bunlarda yok.. Spor, saygı, sevgi, vefa, centilmenlikse, bunlarda yok..

Birazcık olsa, birbiri ardına bu kadar spor, bu kadar insanlık ayıbı işlemezlerdi..

***
Beşiktaş'ta ayıplar, kulübün maaşlı memuru Sinan kardeşimizin, Beşiktaş'ın kutsal değerlerine hakaret etmesi ile başladı. Yeni yönetime hoş görünüp belki de yerini sağlama alma çabası diye yorumlanan bu saygısızlığa, Serdar Bilgili ve arkadaşlarından tepki gelmeyişi, ayıbın kapsamını büyüttü. Ne var ki, en başta Beşiktaş'a gönül vermiş kalemler, spor medyası, Sinan'ın ağzının payını gereken şiddette verdiler.

Beşiktaş, arka arkaya iki de kaleci ayıbı işledi..

Önce Shorumnu, sadece ve sadece milli takımında oynamak istediği için, hakaretlerle kovuldu. Kulüp tesislerinde antrenman yapmasına bile izin verilmedi. Beşiktaş'a bu kadar hizmet etmiş bir sporcuya, böylesine vebalı, böylesine piç muamelesi yapılması, aslında ayıbın da ötesindeydi..

Geri kalan futbolcuların Shorumnu'nun uğradığı hakarete bakıp, kendi gelecekleri hakkında olumlu düşünmeleri söz konusu olabilir mi?.

Ardından milli takım kalecisi Fevzi, sorumsuz bir Alman tarafından alenen ve resmen aşağılandı.

Beşiktaş'ın Danimarka'dan transfer ettiği, ne idüğü pek bilinmeyen bir kaleci, hem de "24 saattir gözüme uyku girmedi" derken, ve dahi takımla bir tek idman yapmadan, idmanı geçtik, takım arkadaşları ile tanışmaya dahi fırsat bulamadan, kaleye kondu ve Beşiktaş'ın kokainci ve yalancı hocası Daum, özür dileyeceğine meydan okudu:

"Feyzi beğenmezse gider.."

Ve Serdar Bilgili ve arkadaşlarından gene ses çıkmadı.

Ne acı ki, bu çirkin, bu ayıp, bu insanı aşağılayıcı, bu Türk milli takım kalecisini yok edici eylemlere, bu defa medya da ses çıkarmadı.

***
Galatasaray, Galatasaray'ı bir dünya takımı yapan isimlere ihanetini sürdürüyor..

Hagi, Popescu ve Taffarel gibi devlerin uğradığı muamele ile, takımı satan Emre ve Okan'ın hiç farkı yok..

Koskoca Hagi, sessiz sedasız gitti. Galatasaray bu muhteşem adama bir jübile bile yapamadı..

Taffarel, adeta bir hırsız gibi ortadan yok oldu..

Popescu ise, bir panik içinde apar topar gönderildi.

3.5 milyon dolar ödememek için böylesine bir dünya devini paldır küldür satarken, o koskoca yönetim, o Allahın günü "Ne zaman adam oluruz" diye sorular soran Fatih kardeşimin İkinci Başkan olduğu yönetim, Denizli maçının öncesinde, tribünde oturan Popescu için minik bir veda töreni düzenleyemez miydi?.. Popescu sahaya çağrılıp, bir iki veda cümlesi edilemez miydi?.. Birkaç milyon lira verip bir şild yaptıracak haliniz yok.. Meteliğe kurşun atıyorsunuz.. Ama hiç değilse, Popescu'nun giydiği 4 numaralı formayı ona sembolik olarak hediye de mi edemezdiniz?.

Haşmet ne kadar güzel söyledi, 90 Dakika'da..

"Bütün dünya takımları bir Popescu ararken, Galatasaray'ın elindeki Popescu'yu bu kadar çabuk ve bu kadar ucuz yollaması ne garip" diye..

Popescu, hafta sonu Denizli, Çarşamba günü de, Galatasaray için fevkalade kritik Levski maçında oynadıktan sonra yollanamaz mıydı?.. İtalya'da daha ligler dahi başlamamış. Lecce boğazınıza basmıyor. O zaman yangından mal kaçırır gibi bu telaş neden..

Nedeni belli.. Ya İtalyanlar vazgeçerler ve ya bu 3.5 milyon doları da ödemek zorunda kalırsak?..

Fatih Altaylı "Ben Mehmet Cansun'a güvenmediğim için yönetime girdim" diyor. Tamam..

Peki ama, Mehmet Cansun'un da, altında imzası bulunan 16 milyon doları kurtarmak için ille de başkan olmaya çalıştığı söylenirken, bu manzara ne?..

Doğru mu o zaman söylenenler?..

Galatasaray'ın büyüklüğü ve menfaatleri, Cansun'un (Üstelik kendisine bugünkü şöhretini sağlayan paralarını) kurtarma telaşının ardından mı geliyor?.

Ve de ayıpların en büyüğüne bakın..

Kulüp Basın sözcüsü, Galatasaray'a oynayarak 7 kupa, giderek 3.5 milyon dolar kazandıran Popescu'nun ardından bir iki vefa sözü ile teşekkür edeceğine "Gitmesine üzülmedim, yeri dolar" diye efelenebiliyor..

Dünya yeri dolmayacak kişi yok Aziz!.. Senin de yerin dolar.. Şu anda, Galatasaray Kongresinden, bu işi, hem de senden daha fazla Galatasaray adına layık yapacak bin isim sayarım..

Sen üç Popescu ismi versene, yerine koyacak?..

Fatih Terim'e vefa yok.. Hagi'ye, Taffarel'e, Popescu'ya vefa yok.. Hatta aşağılama ve hakaret var..

Buna karşılık Başkan Cansun, Milano'ya gidip, Galatasaray'ı satan Emre ve Okan adlı yalancılarla yemek yiyerek onları onore edecekmiş..

Peki bunlar, kalan futbolcular üzerinde nasıl bir etki yapar, Cansun ve onu kontrol için yönetime giren Fatih kardeşim düşündüler mi?..

***
Bir yönetim ayıbı da Fenerbahçe'de var..

Başkan Aziz Yıldırım, göreve geldiği günlerde, kendisini hakaret derecesinde eleştiren, tribündeki paralı amigolarına yuhalattıran Ali Şen'in ayağına, Bodrum'a gitti.. Yanına tetikçisini de alarak..

Koskoca Fenerbahçe Başkanı, barışma ayağına, Ali Şen'in ayağına mı gider, yoksa, böyle bir toplantı ille de yapılacaksa, Ali Şen mi, İstanbul'a gelir?..

Açık ifade edeyim bu Ali Şen'in zaferidir. Başkanı ayağına getirerek, camiada gücün kimde olduğunu göstermiştir.

Yarın bunu kullanır.. Hatta "Aziz Bey, benimle buluşabilmek, benimle yemek yemek için günlerce Abdullah Acar'ın peşinde dolaştı" diye de yazar.. Abdullah Acar da, tüm kalıbına rağmen susar oturur. "Ne alakası var.. İşin aslı böyle böyle" diyemez..

Ali Şen'i yürekten kutlarım.. Adam kah yerden yere vurarak, kah sırtını okşayarak, istediği ile kedi fare gibi oynuyor..

Meselem bu değil..

Galatasaray yönetimi, seçildiğinin ertesi, Fenerbahçe'ye bir dostluk ziyaretine gitmişti. Gelenekler gereği, kutlama, öbür tarafa düştüğü halde.. Fener de iade-i ziyaret kararı aldı. Ama iptal ettiler.. Niye?..

Galatasaray-Denizli maçında Fener'e ve Aziz Yıldırım'a sövülmüş ve Galatasaray yönetimi, tribünleri susturmamış.. Oysa Aziz Bey, Haluk Ulusoy hakarete uğrarken, tribünleri susturmuşmuş..

Özrü kabahatından büyük diye buna derler işte..

Demek Aziz Bey'in tribünleri susturma gücü var..

Peki o zaman Fener-Samsun maçında ayni tribünler, hem de kutsal bayrağımızı kafiye yaparak o iğrenç "Göklerde yıldız, gönüllerde ay, ananı sinkaf Galatasaray" diye bağırırken neden susturmadı?..

Haluk Ulusoy'a "Dışarı" diye bağırırlarsa sustur. Galatasaray'a durup dururken "Sinkaf"a devam..

Sonra "Fener'e sövdüler, seyrettiniz, ben de size gelmem" diye başlatılmaya çalışılan dostluk havasının içine et..

***
Üç büyükler, öyle mi?..

Büyüklerin ayıbı da büyük oluyor!..

Spor medyasında hareket!..
Önce Altan Tanrıkulu, Foto Maç'ı ele aldı.. Gazete hafiften hafiften değişmeye başladı.. Kalite belirli şekilde yükseldi. Palavra başlıklar, anlamsız kocaman kocaman fotoğraflar kayboldu. Yerlerini, iyi hazırlanmış, daha uzun ve okunur yazılar almaya başladı.. Futbol, daha doğrusu Üç Büyükler Gazetesi görüntüsü kayboldu. Foto Maç, öteki kulüplere ve sporlara da, haber ve yazı olarak yer verir oldu.

Yıllardır, masama dahi konmasını istemediğim, sayfalarında adımın geçmesini yasakladığım Foto Maç, şimdi keyifle okuduğum, yardım için elimden geleni yaptığım bir gazete..

Gazetedeki bu değişikliği, benim gibi bugüne dek eline almayanlar da fark edecekler mutlak.. Tabii bu arada, yükselen okur kalitesi, reklamcıların da dikkatini çekecek..

Altan, kendi işini ve kariyerini riske ederek büyük bir savaşa girdi.. Yürek'ten kutluyorum..

Foto Maç'taki bu gelişmeler, Fanatik'i de etkiledi. Geride kalmamak için Milliyet'in ağır toplarını, başta Atilla Gökçe buraya kaydırdılar.. Ama Atilla Milliyet'te de yazmazsa, boşluğu kolay dolmaz.

Radikal ve Sabah, haftalık spor dergileri yayınına başladılar..

Radikal'de yazılarını hem de nasıl keyifle okuduğum yeni yazarlar var.. Yeni şeyler söyleyen yeni yazarlar..

Ama bu değerler dergiye pek yansımamış gibi.. Yansıyan, medyanın ezeli derdi Fenerbahçelilik..

Bir Ebedi Şampiyon puan cetveli yapmışlar.. Türkiye liginin başından beri.. Ve de Ali'nin külahını Veli'ye giydirip, Fenerbahçe'yi gene şampiyon ilan eme yolunu bulmuşlar..

Oysa bu ebedi puan cetvelinde lider Galatasaray..

Neymiş.. 2 puanlık ligde de puanlar üçe çevrilmiş..

Atilla ağabeyinize sorsanız, anlatırdı size.. 3 puanlık ligin en büyük savaşçısı idi, zamanında.. Üç puanlık lig, beraberliği hedef olmaktan çıkarır. Üç puanlık ligde takımlar daha çok kazanmak için oynarlar. İki puanlık ligde beraberlik daha çok amaç olabilir.

Zaten puan cetveline bakınca, en çok galibiyet alan takım Galatasaray, en çok beraberlik de onda..

Bir puan kayba razı olarak oynadığın maçı, 25 yıl sonra, 2 puan kaybı ile hesaplamanın mantığı, matematiği olur mu, benim Fenerli dostlarım?..

Sabah'ın dergisi Goool de, bir taktik hatası ile çıktı. Kapak Fenerbahçe, poster Fenerbahçe.. Galatasaraylı okurlar kırıldılar..

Ama bu defa içindeyim biliyorum. Kasıt yok. Yazılar fevkalade doyurucu ve ve dengeli.. Posterin Fener oluşu tesadüf.. Elde poster olacak gibi bir Galatasaray fotoğrafı olmadığından.. İbrahim Seten "Gelecek sayılar, Goool'ün her takıma ayni mesafede durduğunu gösterecektir" diyor.. Ben de ona inanıyorum.

Spor duvarı
* Aziz Üstel Popescu'yu satıp nasıl kara geçtiklerini anlatıyor. Sata sata takımda adam kalmayınca da maçlara tek başına çıkıp elini cebine sokarak şöyle diyecek herhalde: "Ben buradayım efendim, beklerim."

* Böyle giderse yakında türkü şöyle değişecek: "ANKARA'nın GÜCÜ'NE BAK."

* MonDRAGON hakikaten CANAVAR. Ama tek dişi kalmışlarından.

* Kabus geri döndü. Pendik'ten sonra İstanbulspor da Fener'e Güngören'de gün göstermedi.

* Fener, daha ikinci hafta İstanbulspor'a takıldı. Nasıl koydu Aykut Kocamaaan?..

* Daum cenaze namazında saf tuttu. Yönetimin 2-3 maç daha puan kaybederse "Buyrun cenaze namazına" diyeceğini biliyor.

* Jardel bu sefer de gitmezse Galatasaray camiasında yeni bir salgın hastalık türeyecek: JarDELİLİK.

* Beşiktaş'ın kötü başlangıcı sürerse Daum yaşadı. Sinirden saçını başını yolacak. Böylece kokain testine verecek saçı kalmayacak.

* Galatasaray için telaşa gerek yok. Sütaş ineklerinden takım kuran reklamcı Yiğit Şardan yönetiminde nasıl olsa. Gerekirse oradan takviye yaparlar, Aslanlara.

* Bizim basketçi çocuklar patır patır Yunanistan'a transfer oluyor. 12 Adalar'dan sonra 12 Dev Adam'a göz dikmiş olmasın sakın bunlar.

* Jardel nihayet gitti. Belli olmaz. Bakarsınız "Efsane yine geri döner."

* Cimbom UEFA şampiyonu oldu ama VEFA konusunda gruptan bile çıkamadı.

* 3 kelime, 3 işlem: Taciz: Kadir İnanır. Haciz: Cem Uzan. Aciz: Mehmet Cansun.

Hakan&Utku

www.superbahis.com


Copyright © 2001, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır