Acele karar
Gerginlik ve huzursuzluk yaratan yargı müdahalelerine, hukuk devletini işletemeyen bürokrasi çanak tutuyor.
Recep Tayyip Erdoğan, "halkı sınıf, ırk, din, mezhep veya bölge farklılığı gözeterek kin ve düşmanlığa açıkça tahrik etme" suçunu düzenleyen 312. maddeden mahkum oldu ve cezasını çekti.
Seçim Kanunu bu suçtan hüküm giyenlerin sonradan affedilseler bile milletvekili seçilemeyecekleri kuralını getiriyor.
Partiler Yasası ise ancak milletvekili seçilme yeterliğine sahip kişilerin kurucu üye ve genel başkan olabileceğini söylüyor.
AK Parti'nin kuruluş başvurusuna muhatap olan makamın hemen o anda "Tayyip Erdoğan milletvekili olamaz. O nedenle kurucu üye de olamaz" deyip başvuruyu geri çevirmesi gerekiyordu.
Erdoğan'ın kurucu üye olacağını sağır sultan bile duymuştu ve bununla ilgili red gerekçesi önceden hazırlanabilirdi.
Ve ülke de böyle bir oldu-bittinin gerginlik yaratan etkilerine mahkum edilmezdi.
Bürokrasi düzeni koruyamıyor!
Tatil engeli var
Yargıtay Başsavcısı, Anayasa Mahkemesi'nden, Erdoğan'ın genel başkan yetkilerini kullanmasını durdurmasını da istedi.
Çünkü mahkemenin ihtar kararını hayata geçirmek için partiye 6 aylık süre tanınıyor.
Parti bu süreyi sonuna kadar kullandığı gibi, talebi yerine getirmeyip açılacak kapatma davası süresince de Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde direnebilir.
Bu durum, siyasi yasaklı birinin liderliğindeki bir partinin mecliste yasama faaliyeti yürütmesi demektir.
Böyle bir ihtimali geçersiz kılmak istemekte Yargıtay Başsavcısı Kanadoğlu haklıdır.
Anayasa Mahkemesi, Başsavcının talebini ne zaman ele alacak?
Adli tatilin sonunu mu bekleyecek, yoksa "tedbir" isteminin dayandığı ivediliği dikkate alarak olağanüstü mü toplanacak?
Adalet herhalde gecikmemeli..
Türban yorumu
Hukukçular, Başsavcı'nın Erdoğan hakkındaki girişimine hak verirken, türbanlı kurucularla ilgili istemine şüphe ile bakıyorlar.
Çünkü yasalar "türbanlı kadın milletvekili seçilemez" demiyor. Ayrıca türbanlı 6 kadının kurucu üyeliğini iptal eden bir karar, geniş bir kesime yargısız infaz yoluyla siyaset yasağı getirmek olacaktır.
Ama Başsavcı'nın buna da cevabı var:
"Türbanlı kuruculara yer vermek bir zorlama ve dayatmadır. Artık bu konunun bir dayatma olmaktan çıkması gerekir.."
Kanadoğlu, Merve Kavakçı'nın, Fazilet'in kapatılmasının önemli gerekçelerinden birini oluşturduğunu hatırlatıyor ve "Türbanlılara izin vermek, ilerde bu kişilere milletvekili olabilme yolunda verilmiş bir koz gibi algılanacaktı" diyor.
Türbanlı kurucular hakkındaki talep ve bu talebin dayandığı gerekçe, AK Parti'nin yenilikçilik iddiasının Yargıtay Başsavcılığı katında şüpheyle karşılandığını da gösteriyor.
Artık söz Anayasa Mahkemesi'nindir.
Ve tatile ara vermeyi gerektirecek önemde bir sorun karar beklemektedir.