  
Bir fabrika kurmak için 172 imza gerekiyor
Ülke ekonomisinin sıkıntılı bir dönem yaşadığı şu günlerde, ekonominin canlanabilmesi yatırımların yeniden başlaması ve hız kazanması ile de yakından ilgili.Oysa yerli ve yabancı sermayeli yatırımların artması, Türkiye'nin yatırımcılar için cazip bir ülke olması beklenirken, son yıllarda ne yazık ki, tam tersi oluyor. Yerli sermaye de yurtdışına kaçıyor.
İşletmelere yönelik ağır vergi ve SSK primi yükü, geriye dönük olarak değişen yasalar ve bunlarla getirilen vergiler, bu da yetmiyormuş gibi yasa yerine tebliğ ile vergi alınması, teşvik mevzuatının her yıl değişmesi, çalışma ve iş mevzuatındaki katı hükümler, hukuksal sorunlar, cezacı yaklaşım ve bürokratik engeller nedeniyle Türkiye'ye yeterli yabancı sermaye gelmediği gibi, yerli yatırımcılarımız da, sabit sermaye yatırımlarını yurtdışına yöneltiyor. Bulgaristan ve Romanya'nın, yatırımcılara bedava arsa tahsis etmesi ve ilk 15 yıl vergi almaması, bizim yatırımcılar açısından bu ülkeleri cazip kılan nedenlerin başında geliyor.
Tespitlere göre, son dört yılda 2 milyar 255 milyon dolarlık, 2000'de ise yaklaşık 1 milyar dolarlık yatırım, yurtdışına kaydı. Son 4 yılda yaklaşık 90 bin kişilik bir istihdam yaratabilecek yatırım, yurtdışına kaymış durumda. Bir kişilik istihdamın, yan sanayide ortalama 5 kişiye iş sağladığı da gözönüne alındığında, son 4 yılda yurtdışına yerli yatırımcıların sermaye çıkışı nedeniyle, ortaya çıkan istihdam kaybının, 450 bin kişiye ulaştığı farkediliyor.
YATIRIM TAM BİR EZİYET
Yurtdışına yatırımcı göçünün nedenleri konusunda ciddi bir çalışmaya, sorunları giderici önlemler almaya ihtiyaç var. Aksi halde bir süre sonra, Türkiye'ye gelen yabancı sermayeden çok Türkiye'den dışarıya çıkan yerli yatırımcı ve sermaye olur... Yerli ve yabancı sermayeli yatırımcılar için, Türkiye'de yatırım yapmak, bununla ilgili formaliteler zinciri bakımından, adeta eziyet haline gelmiş durumda. Yabancı sermayenin yatırım yapması için, 172 imzalı formalite zincirini tamamlaması gerekiyor.
İSTİKRAR ÖNEMLİ
Ankara Ticaret Odası tarafından yapılan tespitlere göre, bir yatırımın başlangıç aşamasından sonuçlanmasına kadar, çeşitli kamu kurum ve kuruluşundan 172 imzayı biraraya getirmek gerekiyor. IFC ve Dünya Bankası tarafından hazırlanan "Türkiye'deki Yatırımlarda Karşılaşılan İdari Engeller Raporu" yatırımcıların önündeki bürokratik engelleri bir kez daha ortaya koydu. Rapora göre, bir şirketin sadece kuruluş işlemleri için 19 ayrı idari işlemin tamamlanması gerekiyor ve bu işlemler de en az 2,5 ayda bitirilebiliyor. Son zamanlarda, bazı bürokratların "yetki kullanma" bakımından, çekimser davranmaları, imza atmaktan kaçınmaları da, ayrı bir sorun olarak göze çarpıyor.
Diğer ülkelere bakıyoruz; bir yılda Çin'de 40 milyar, Brezilya'da 31 milyar, Arjantin'de 23 milyar civarında yabancı sermaye yatırımı gerçekleşmiş. Türkiye'ye ise, her yıl itibariyle gelen yabancı sermaye tutarı ortalama 1 milyar dolar civarında. Bunun çok sayıda nedeni var.
Yabancı sermayenin Türkiye'ye girişini engelleyen faktörlerin başında "ekonomik ve siyasi istikrarsızlıklar" geliyor. Yabancı firmalar, Türkiye'ye yönelik "güven bunalımı" içindeler. Kamu otoritesine güven duymadıkları gibi, ekonomik gidişattan da rahatsızlar. Özellikle ekonomik istikrarsızlıklar, sermayenin getirisini azalttığı gibi, riskini de artırıyor. Ekonomik faaliyetlerin inişli çıkışlı seyir izlemesinin getirdiği belirsizlik ortamı, geleceğe yönelik sağlıklı değerlendirmeler yapma olanağını da ortadan kaldırıyor.
Bürokrasi korkutuyor...
Yerli ve yabancı sermaye açısından, Türkiye'nin mevcut ekonomik ve siyasal durumuna ek olarak bir de mevzuata yönelik sorunlara gözatmak gerekiyor. İşte bunlardan birkaçı...
İzin alma işkencesi
Yabancı sermayenin Türkiye'ye gelebilmesi, örneğin şirket kurması ya da kurulu bir şirkete ortak olabilmesi, öncelikle, Yabancı Sermaye Genel Müdürlüğü'nden izin alınmasına bağlı.
Kasadaki dövize vergi
Yabancı yatırımcının, döviz olarak getirdiği sermayeden, kasada ya da bankada aynen dursa dahi her üç ayda bir "kur farkı" nedeniyle geçici vergi alınıyor. Bu verginin oranı da, 2001 yılı için yüzde 25 olarak belirlendi. Her yılın sonunda da, alınan vergi, yüzde 33'e tamamlanıyor. Böylelikle, TL.'nin yabancı paralar karşısında değer kaybından doğan olumsuz gelişmenin faturasını, Yap-İşlet-Devret girişimcileri hariç yabancılara da ödettiriyoruz... Bir örnek verelim. Şubat 2001'de Türkiye'ye 10 milyon dolar getiren yabancı sermayeli yatırımcı, Ağustos 2001'e kadar bu parayı bankada ya da kasada aynen muhafaza etse dahi, "kur farkı nedeniyle" yaklaşık 7,5 trilyon lira kazanç elde etmiş sayılıyor. Yani doları yine 10 milyon dolar ancak 7,5 trilyon TL. kazanç doğmuş gibi vergi alınıyor.
Kâr dağıtım işkencesi
Yıllık enflasyon olarak, ortalama 2-3 puna alışmış olan yabancı yatırımcılar, ülkelerindeki yıllık enflasyonu, Türkiye'de aylık olarak görünce şaşırıyorlar. Enflasyon muhasebesinin de olmayışı nedeniyle, temettü (kâr) rakamları TL. karşısında erirken, borç rakamları (yabancı para cinsinden olduğu için) enflasyondan etkilenmiyor.
Mevzuat sık sık değişiyor
Yabancı yatırımcıların, Türkiye'de karşılaştıkları en önemli sorunların başında "mevzuat karmaşası" geliyor. Yabancı yatırımcı, ülkesi ile Türkiye'yi şu şekilde kıyaslıyor; Türkiye'de bırakınız gelecek yıllarda uygulanacak yasaları bilmeyi, mevcut yasalara ve teşviklere bile güven yok. Yasalar, sık sık olduğu yetmiyormuş gibi bazen de geriye dönük olarak değiştiriliyor ve geriye dönük ilave mali yükümlülükler getirilebiliyor.
Teşvikler her yıl değişiyor
Yatırımcıları yakından ilgilendiren teşvik mevzuatının, her yıl hatta bazen yılda birden fazla değişiyor. Bu gelişmeler, gelecekte aleyhlerine bazı değişiklikler olabileceği endişesini yerleştiriyor ve bazı belirsizliklere neden oluyor...
50 yıllık yasa ile iş görüyoruz
Yabancı sermaye yasamız 1954 doğumlu. O günden bu yana da hiç değişmemiş. Sadece 1980, 1983, 1986 ve 1995 yıllarında bu konuda bir takım düzenlemeler yapılmış o kadar.
|