kapat
21.08.2001
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi

www.sahibinden.com
Dünyadan
Spor

www.limasollu.com
Magazin
Astroloji

Para Durumu
Hava Durumu

Bizim City
Sizinkiler

GREENCARD
Sarı Sayfalar
İstanbul

Cumartesi Eki
Pazar Eki

Künye
E-Posta
Reklam
Arşiv

A T V

Win-Türkçe
ASCII

 
YAVUZ DONAT

Milli Güvenlik Kurulu

MGK toplantılarından "belirli bir süre önce" MGK Genel Sekreteri "Genelkurmay Başkanı ile görüşür."

Ve sorar:

- MGK gündemine girmesini arzu ettiğiniz konu var mı?

Sonra...

"Başbakan ile görüşür."

Onun da "önerilerini" alır.

Ardından da...

"Cumhurbaşkanı'na gider."

Genelkurmay'ın ve Hükümet'in "taleplerini" iletir.

Ve MGK Başkanı olan Cumhurbaşkanı "gündemi belirler."

PROVA
Gündemde MİT'in veya Emniyet'in ya da başka bir kurumun "sunuşu... Brifingi" varsa...

Bu konu "o kuruluş" ile MGK Genel Sekreterliği arasında konuşulur.

Brifingin "süresi" kararlaştırılır.

Hatta...

MGK'da "provası bile" yapılır.

GÜNDEM
Bugün toplanacak olan MGK için "yukarıda yazdığımız prosedür" tamamlandı.

Cumhurbaşkanı, gündeme "son şeklini" verdi.

Ve gündem "kurul üyelerine" bildirildi.

Bu "yazılı gündemde", Mesut Yılmaz'ın ANAP kongresinde "tartışmaya açtığı", Başbakan'ın ve Bahçeli'nin karşı çıktığı, askerin ise "bir bildiri ile tepki gösterdiği" ulusal güvenlik konsepti konusu yok.

YILMAZ
Pazar gecesi Bodrum'da, akşam yemeğinde, Yaşar Okuyan sordu:

- Efendim, MGK toplantısında o konuya girilecek mi?

Mesut Yılmaz:

- Evet... Getireceğim.

Okuyan:

- Meclis, 17 Eylül'de toplanabilecek mi?

Yılmaz:

- Evet... Yılbaşına kadar çıkması için söz verdiğimiz yasalar var... Kendimizi bir takvim ile bağladık... Bazı şeyleri bugünden tartışmazsak, konuşmazsak, gerçekleştirmezsek, yarın sıkıntıya gireriz.

SPEKÜLASYON
Okuyan'a "Mesut Bey'le MGK konusunda başka ne konuştunuz" diye sorduk.

Aldığımız yanıt:

- MGK, anayasal bir platform... Tabii ki orada herşey konuşulacak... Ama bazı çevreler bu işi speküle etmenin peşinde... Kavga çıkacak gibi, sert geçecek gibi spekülasyonlar... Bu doğru değil... Bu askere de haksızlık olur, Mesut Bey'e de... Temel ihtiyaç diyalog ve uzlaşma olduğuna göre... Üniter devlet yapısı ve laiklik ortak bileşke olduğuna göre... Bazı konularda susmak daha zararlı değil mi?.. MGK'da konuşacaklar... Ne diye sert geçsin ki?

Kader
Mesut Yılmaz'ın evlenme yıldönümünde konukları arasında Kenan Evren de vardı, Yaşar Okuyan da.

Dün Yaşar Okuyan'la "o geceyi" konuştuk.

Evren Paşa ile sohbetini.

Okuyan dedi ki:

- Kenan Paşa ile aynı masadaydık... Tatlı tatlı sohbet ederken... Bir ara gözlerim daldı, gitti.

"Neye daldı, nereye gitti" diye sorduk.

Okuyan:

- 21 yıl öncesine... 1980 ihtilaline... Mamak'ta bir hücreye tıkıldığım günlere... Işık yok... Çıkacağımıza dair en ufak işaret yok... Kendi kendime "artık herşeyin sonu geldi" diye söyleniyordum... Ama... Kadere bak.

***
Okuyan devam etti:

- 1980 öncesinde Ecevit ile kıran kırana bir mücadele içindeydik... Şimdi o Başbakan, ben de aynı hükümette bakanım... 12 Eylül'de Kenan Paşa bizi zindana attı... Şimdi aynı masada yemek yiyoruz... Kadere bak.

***
Yedinci Cumhurbaşkanı Kenan Evren'e dedik ki:

- Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı, o gece, çok duygulanmış... 12 Eylül... Siz ihtilal yönetiminin başkanısınız... O hücrede... Ve şimdi aynı masada... Tatlı tatlı sohbet... Kader...

***
Kenan Evren:

- Gayet tabii ki sohbet edeceğiz... Yaşar Bey başarılı bir bakan... Seviyor ve takdir ediyorum... Eski günlere gelince... Şunu hapse atın, şunu sorguya çekin diye ben emir vermedim ki... Emniyet... Sıkıyönetim... O zaman öyle gerekiyordu... Geçti gitti o günler... Düne takılıp kalacak değiliz ki... Evet, bence de o gece Yaşar Bey'le çok hoş bir sohbetimiz oldu.

Post-travmatik toplum sendromu
Pazar günü "deprem bölgesi çocuklarının hikâyesini" yazmıştık.

Bir öğretmenin "araştırmasını."

Yaşar Okuyan'ın "saptamalarını."

Mini mini yavruların ruhsal sorunlarını.

"Psikolojik Travma" başlıklı yazımızdan sonra yurdun her yerinden o kadar çok arayan oldu ki.

***
Eski Sağlık Bakanı, Afyon Milletvekili Halil İbrahim Özsoy'un "bu yazı üzerine" söylediklerinin, iki gündür gelen bütün mesajlara "tercüman olduğunu" düşünüyoruz.

İşte Dr. Özsoy'un sözleri:

- Savaş, göç, deprem ve büyük krizlerin sonrasında "post-travmatik toplum sendromu" dediğimiz bir olay ortaya çıkar... Bu en çok çocukları etkiler... İnsanlar vurdumduymaz, karamsar, bıkkın, beklentisiz hale gelirler... Davranışları hep reaksiyon içerir.

***
"Psikoloji Travma" yazımızdan sonra Yaşar Okuyan'ı da çok kişi aramış.

"Benzer sözleri" söylemişler.

Dün Okuyan'a "Dr. Halil İbrahim Özsoy'dan dinlediklerimizi" aktarınca...

Okuyan şunları söyledi:

- Evet, deprem bölgesinde, aynen Sayın Özsoy'un dedikleri oluyor... Vurdumduymazlık... Karamsarlık... Toplumsal reaksiyon... Mutlaka önlem lazım... Perşembe günü Bakanlar Kurulu'na bu konuyu getireceğim.

***
Eski Sağlık Bakanı Özsoy "post-travmatik toplum sendromunun" nedenlerini sayarken...

"Büyük krizlerden" de bahsedince...

Ve Dr. Özsoy'la konuşmamızdan birkaç dakika sonra...

"İşsiz bir vatandaş" kendisini, Başbakanlık önünde "demire zincirleyince..."

"Acaba" dedik:

- Yaşamakta olduğumuz ekonomik kriz, post-travmatik toplum sendromuna çoktan yol açmış da, haberimiz mi yok?

www.superbahis.com


Copyright © 2001, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır