kapat
21.08.2001
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi

www.sahibinden.com
Dünyadan
Spor

www.limasollu.com
Magazin
Astroloji

Para Durumu
Hava Durumu

Bizim City
Sizinkiler

GREENCARD
Sarı Sayfalar
İstanbul

Cumartesi Eki
Pazar Eki

Künye
E-Posta
Reklam
Arşiv

A T V

Win-Türkçe
ASCII

 
RUHAT MENGİ(rmengi@sabah.com.tr )

Hedefimiz turizmde şampiyonluk!

Nerede kalmıştık? Dünkü yazımın sonunda 'Aklımızı kullanabilirsek 10 milyardan çok, çok daha fazlasını kazanabiliriz' demiştim.

Bunu masamda oturduğum köşeden söylemiyorum. Bir süredir Antalya, Efes, Kuşadası, Bodrum gibi turistlerin tercih ettiği bölgelerde incelemeler yapıyorum. Turistlerle, rehberlerle, otellerin genel müdürleriyle konuşuyorum.

"Sultans Of The Dance" gösterisini Efes Antik Tiyatro'da izlemeye gelen Turizm Bakanı Mustafa Taşar'la da Kuşadası'nın "Ephesus Beach" adı verilen sahilindeki Ephesus Princess Oteli'nde görüştüm. Merak ettiğim konular ve turizmin gelişmesi için hazırlanacak projeler hakkındaki sorularımı Bakan Taşar dosyasından çıkarttığı belgeler ve bilgilerle cevapladı.

Mustafa Taşar'ın daha önce Çevre Bakanlığı yapmış olması büyük avantaj olacak. Dünkü yazımda da belirttiğim gibi turizm her ülkede, ama özellikle Türkiye'de Çevre, Kültür ve Bayındırlık Bakanlıkları'yla birebir bağlantılı. Çevreye dikkat etmez, her köşeyi altyapısız siteler ve gecekondularla doldurur, en temiz ve güzel koyları balık çiftlikleriyle kirletir, çarpık yapılaşmayla kentlerimizi kendi ellerimizle yok eder, tarih-kültür zenginliklerimizi de korumayı beceremezsek neye yarar Turizm Bakanlığı?

Ve neye yarar "Turizm patlaması yaşıyoruz, yaşayacağız" balonları?

Orta sınıf turistleri, sudan ucuz fiyatlarla ağırlar, kazanabileceğimizin onda biriyle sezonu kapatırız.

Oysa ne demişti İngiliz uzman Belediye Başkanı Harvey Marshall?

Bize zengin turist lazım. Bize tanıtım, halkla ilişkiler lazım.

Bize 4 mevsim tarihimizi, kültürümüzü, doğal güzelliklerimizi pazarlayabilmek lazım.

Bunun için de doğru bir politikanın, bu 4 bakanlık tarafından acilen projelendirilmesi lazım. Bakanlıklar ortak çözümler üretmeye çalışacaklarına, her biri ayrı bir politika izleyerek birbirlerine engel çıkarıyorlar. Ve bu engeller sonuçta Türkiye'nin önüne dikilen engeller haline geliveriyor.

Bakan ne diyor?
Bakan Mustafa Taşar'a Turizm Bakanlığı'nda "tanıtım"a ayrılan fonun miktarını sordum; "Şu anda elimizde 30 milyon dolar var" cevabını verdi. Türkiye'nin önümüzdeki yıl için ihtiyacı olan miktar ise en az 90-100 milyon dolar. Harvey Marshall'ın dediği gibi, sadece imajımızı değiştirmek, gerçek Türkiye'yi ve Türk insanını tanıtmak, Avrupa ve Amerika ülkelerinde ve hatta Uzakdoğu'da halkla, medyayla ilişkileri sağlamak için bile bu para ancak yeterli.

Onun için de 90-100 milyon doların tanıtım fonu olarak Bakanlığa verilmesi hükümet için bir tercih değil, zorunluluk olmalı.

"Kültür turizmi"ne nasıl geçilecek?
Efes Antik Kenti'ne ve Meryem Ana'nın Evi'ni gezerken ve tek bir boş odası olmayan tesislerde gördüğüm yüzlerce turistin mutluluğu, böylesine güzel ve tarihi zengin bir ülkede bulunmaktan duydukları keyif turizmimize ve ülkemize güvenimi arttırdı. Gerek Efes'de, gerek Meryem Ana'da, gerekse otellerimizde her şey "kusursuz diyebileceğimiz kadar özenli.." Demek ki isteyince olabiliyor. Bunu daha da geliştirebilir, diğer yörelere de yayabiliriz. İşte o zaman.. İnanın bana önümüzde hiç bir ülke duramayacak!

Aynı soruyu turistik tesislerin hepsinde yöneticilere, son olarak da Efes'de kaldığım (ve size sonra anlatacağım) Ephesus Princess Oteli'nin başarılı Genel Müdürü Kaan Küce'ye sordum;

Turist Türkiye'de en çok neyi beğeniyor, neden etkileniyor?

Ortak cevap şu; Bulunduğu otel çevresindeki tarih ve kültür yapısı, Türkler'in İspanya, İtalya, Yunanistan gibi ülkelere kıyasla çok güleryüzlü oluşu, yemeklerimiz, animasyon ve en sonda da deniz ve güneş..

Buyrun bakalım, bu cevap size ne anlatıyor?

(Turizm yazıları devam edecek..)

Tartışmalı mı, tartışmamalı mı?
Hani çocukluğumuzda hepimizin bir dönem merak sardığı tekerlemeler vardır ya;

"Bu duvarı badanalamalı mı, badanalamamalı mı?" gibi, onlara benzedi son MGK toplantısı.

Bu konu MGK'da tartışılmalı mı, tartışılmamalı mı? Şimdi günlerdir siyasetteki gündemimiz bu.

Başbakan'a göre tartışılmamalı..

Cumhurbaşkanına göre tartışılmamalı..

MHP'ye göre de tartışılmamalı.

Tartışmayı başlatan ANAP Genel Başkanına göre ancak "Anayasa değişikliği kapsamında tartışılmalı.."

Peki, bizim günahımız neydi ki bu tartışma da bizim kafamızda patladı? Madem ki herkes "ulusal güvenlik" konusunun tartışılmasına karşı ve ANAP da o kadar gönüllü değil, sivil yönetimle askerlerin buluştuğu doğru zeminde tartışılmayacak.. O zaman neden bu doğru bulunmayan tartışma halkın önünde çıkarıldı da sinirler boş yere bir kez daha bozuldu?

Ben vatandaş olarak tartışmanın MGK'ya getirilmesini istiyorum. Madem ki başlatıldı, ne kastedildiğini, "ulusal güvenlik"le "ulusal çıkarlar"ın nasıl çatıştığını iki taraf açıkça, dürüstçe tartışsınlar.

Burası demokratik bir ülke ve hepimiz şeffaf bir yönetim istiyoruz artık. Üstü örtülü, imâlı sözlerle popülist çıkışlar değil.

Tartışırlarsa belki biz de sonucu öğrenebiliriz.

Ne dersiniz?

Beyaz renk gelinin!
Son zamanlarda düğünlerde beyaz renk giyen davetli hanımların sayısı arttı. Oysa dünyanın birçok ülkesinde, daha doğrusu "gelinlerin beyaz gelinlik giydiği" birçok ülkesinde bu renk o gece için geline bırakılmıştır. Konuk hanımlar geline saygı icabı başka renkleri tercih ederler.

Gelinin arkasından nedimelerin geldiği batı ülkelerinde bu nedimeler bile pastel renklerde kıyafetler giyer, beyaz değil.

Bakıyorsunuz bizde hanımlar gelinliği bile gölgede bırakacak beyaz tuvaletlerle gelinin yanında. Bir yarıştır gidiyor.

Hatta bakıyorsunuz gelinin yakınları da beyaz tuvalet giymiş.. Yok artık! Ama var, oluyor.

Düğünde hanımların beyaz giymesi açıkça saygısızlık ve ayrıca özenti gibi görünüyor.

Hatırlatmış olayım!

www.superbahis.com


Copyright © 2001, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır