  
Her şey eskisi gibi
İki yıl geçti "O gece"nin üzerinden. Yüzyılın en büyük doğal afetlerinden birini yaşadı Türkiye. Ve öğrendik ki bu doğal afetin sonuçlarının bu kadar ağır olması neredeyse tümüyle yine bize ait bir sorumluluktur.
Yanlış yapılaşma, yanlış şehirleşme, kötü binalar, çok katlı gecekondulardan oluşan mahalleler... Sonuç "yassı kadayıf" gibi çöken on binlerce bina, on binlerce ölü, yaralı.
Bilmek zorunda olduğumuzu, bu büyük acıyla yeni öğrenmiş gibi yaptık. Gerçek şuydu: Türkiye'nin yüzde 90'ından fazlası deprem kuşağındadır, nüfusun yüzde 93'ü deprem bölgesinde yaşamaktadır.
Dördüncü dünyadayız
Ama yıllarca, yaşanan onca depreme, kaybedilen onca cana rağmen Türkiye bu gerçeği bilmiyormuş gibi yaşadı.
Şehir planları yapılırken ve bozulurken, inşaat izinleri, ruhsatlar, imar izinleri dağıtılırken; araziler paylaşılırken, iskana açılırken bu gerçek "yokmuş" gibi davranıldı.
Türkiye, deprem bölgesinde yer alan ve bu felaketle karşılaşan ülkeler arasında, zarara uğrama açısından 5'inci sırada yer almaktadır. Depremlerde kaybettiklerimiz açısından "üçüncü" değil "dördüncü dünya"da yer alıyoruz.
İki yıl önce ağır bir yönetim "acz"ini de gördük. Devletin hiçbir birimi böyle bir felaket olasılığına hazırlıklı değildi. Vahim bir acizlik durumu, "yaraların sarılması" aşamasında da devam etti.
Aradan iki yıl geçmiştir ve on binlerce insanın temel sorunları hala çözülmüş değildir. Yıldönümü dolayısıyla çeşitli kuruluşlar "bilançolar", raporlar yayınladı. İki yıl geçmiştir ve hala "yara sarma" devam etmektedir.
Ve iki yıldır " İstanbul depremi" tartışılmaktadır. Bilim adamları, yirmi yıllık bir süre içinde Marmara'da, İstanbul'u etkileyecek şiddetli bir deprem olasılığına dikkat çekmektedir. Bu depremin çok şiddetli olması da mümkündür, az şiddetli birkaç deprem olması da mümkündür.
Yönetim aczi
İstanbul'un deprem riski Tokyo ile eşittir. İki yıldır bu konu konuşulmaktadır ve "bir tarafından" işe başlanması beklenmektedir. İstanbul depremi üzerine araştırma yapmış olan bilim adamlarından oluşan "Ulusal Deprem Konseyi" önceki gün bir toplantı daha düzenledi, bütün İstanbul milletvekillerini davet etti. İstanbul'un 69 milletvekilinden sadece 11"i bu toplantıya katıldı. Bu ilgisizlik, yönetim "acz"inin somut bir örneğidir.
Bir örnek daha var. Dünya Bankası, İstanbul'daki 56 hastanenin 500 binasının güçlendirilmesi ve hepsinin her türlü depreme dayanıklı hale getirilmesi için bir proje hazırlattı. Bu proje aylardır, onay için Başbakanlıkta beklemektedir.
Bir başka örnek deprem sigortasıdır. Bu sigorta, binaların güçlendirilmesi ve kontrollerin yapılmasını sağlamak için zorunlu hale getirilmiştir. İstanbul ve çevresindeki 11 milyon binanın sadece 853 bini bu zorunlu sigortayı yaptırmıştır.
O gecenin üzerinden iki yıl geçti ve "her şey eskisi gibi".
|