  
Aktüel'in sürprizleri..
"Ulusal Güvenlik tartışmasında sürpriz görüşler" demiş, Aktüel ve Zülfü ile beni kapağa taşımış..
Sürpriz gerçekten..
Zülfü, bu ülkenin en demokrat aydınlarından..
"Bu ülkede bu ordu oldukça, her gece başımı yastığa keyifle koyar ve hemen uyurum" diyen ben de faşistlerden sayılırım..
Öyleyim gerçekten.. Bu ordu, daha doğrusu bu Harpokulu'nun yetiştirdiği kumandanların yönettiği ordu oldukça, bu ülkeye ne Taliban gelir, ne mollalar.. İsterse 40 takiyeci, 140 parti kursunlar..
O zaman da benim uykum kaçmaz..
Zülfü, demiş ki, "Yılmaz haksız.."
Ben demişim ki, "Genelkurmay haksız.."
Sürpriz değil mi, demokrat Zülfü ile faşist Hıncal'ın yanıtları..
***
Halk zaten işkilli.. Buluttan nem kapıyor. Nem kaptıkça da, dolar yükselip, borsa düşüyor. Spekülatör üç beş haydut kazanırken, vatandaş batıyor. Krizden bir türlü çıkamıyoruz..
Bu yüzden köşemde konuya hiç girmedim.. "Üç kişi de benden işkillenmesin" diye.. Ama Aktüelciler sorunca, yanıt farz oldu.. Onlar yanıtı fena özetlemişler.. O zaman biraz açıklama da farz oldu, ardından..
Aslında tek cümle yanıt vermiştim, Aktüel'in sorusuna..
"Genel Kurmay Başkanı, Başbakanın yerinde olsa, ordu böyle bir bildiri yayınlasa, ne hisseder ve yapardı?.. Bu sorunun yanıtını, bana ya da kamuoyuna değil, kendi kendisine versin, lütfen.."
Tüm yorumum böyle kalsın istedim, ama kalmadı. Genç arkadaş başka sorularla üsteledi..
O zaman, açalım şimdi..
Bakın, askerin "Bana göre" yanlışları ne?..
"Ulusal Güvenlik parti kongrelerinde görüşülmez" diyorlar.. Parti kongresi meşru zemin değilmiş..
Yanlış..
Atatürk, efsane olan nutkunu, hani o her Türk gencinin mutlak okumasını, yanında taşımasını istediğimiz baş yapıtını, CHP kurultayında okudu. Cumhuriyet'in kuruluşunu orada anlattı.. Meclis'te de okuyabilirdi. Niye parti kongresini tercih etti?.
Demokrasilerde partilerin önemine dikkati çekmek için. Parti kongrelerinin, Cumhuriyetin temelini ve kuruluşunu dahi tartışacak meşru zeminler olduğuna işaret etmek için..
Anayasamız, siyasal partilerin, demokrasinin vazgeçilmez unsurları olduğunu yazar. O zaman, o partilerin kongreleri de, demokrasinin temelidir.
Bir siyasal parti kongresini meşru zemin kabul etmeyen askerin, kendi bildirisini yayınladığı zemin meşru mu peki?..
Değil..
Türkiye Cumhuriyeti anayasası, askerin fikirlerini söylemesi, söylemeden öte bu fikirlerin kabul gördüğünde icraya, yani hükumete tavsiye edilmesi için, anayasal bir kurum getirmiştir..
Milli Güvenlik Kurulu..
Askerin fikir söyleme yeri burasıdır. Ekonomik, siyasal olanlar dahil, her türlü fikrini özgürce söyleme zemini..
Ve de gene yasalar gereği, Milli Güvenlik Kurulu görüşmelerinin yayını yasaktır..
Neden yasaktır, acaba?..
Çünkü elinde silah olanın, güç olanın fikrini söylemesi ile, seçimden seçime aldığı oydan başka gücü olmayanların konuşması ayni şeyler değildir.
Daha açık ifade edeyim.. Bu ülkede nerdeyse Yalova kaymakamı muamelesi gören Mesut Bey'in konuşması ile Silahlı Kuvvetlerin bildiri yayınlaması ayni etkiyi mi yapar?..
Askerin söylediklerinin uluorta etrafa yayılması, çok yanlış tahmin ve yorumlara yol açabilir, bu da ülkede tatsız gelişmelere sebeb olabilir..
Oysa asker çekinmeden tüm fikirlerini açıklamalıdır. Bunun yolu da, onun söylediklerinin kapalı kapılar ardında kalmasıdır.
Milli Güvenlik Kurulu adlı Anayasal kurumda söz hakkı olan ve söylediklerinin gizli tutulması yöntemi ile her düşüncesini söylemesi sağlanan askerin, o gece tüm televizyonların kelimesi kelimesine birinci haber olarak yayınladığı bildiriyi hazırlaması, Milli Güvenlik Kurulu felsefesi ile bağdaşır mı, şimdi bir daha düşünelim..
O bildiri, sadece Mesut Yılmaz'a ve onun Ulusal Güvenlik konusundaki açıklamalarına yanıtı da aşmıştır, üstelik. Bildiride tüm hükumetin dış siyasal politikası, ulusun büyük umut bağladığı Devlet Bakanı Kemal Derviş'in ekonomik programı dahil, iç ve dış pek çok hükumet icraatı çok ağır şekilde eleştirilmiştir.
Serdar Turgut "Altına imza atarım" diyor.. Pek çok kişi atabilir.. Ben de atabilirim..
Ama bir fikrin doğru olması başka, kim tarafından nerde söylendiği başka şeydir. Tekrar ediyorum.. Asker bunu, anayasal meşru zemini Milli Güvenlik Kurulunda söylese, kimsenin gıkı çıkmazdı. Sivil asker, herşeyi orda tartışır, ortak tavsiye kararı alır ve öyle hareket ederlerdi. Asker o zaman haksız olmazdı.
***
Dolar dünyada son üç ayın en düşük seviyelerine inerken, bizde 1.5 milyon lira sınırlarına dayanıyor. İç ve dış tüm ekonomi uzmanları "Hiçbir sebeb yok" derken üstelik..
Acaba yok mu?..
Piyasanın temeli, dünyanın her yerinde "Güven" dir..
Cumhurbaşkanından, rütbesiz jandarma erine, asker, sivil, bu ülkenin sorumlu mevkilerinde oturanlar, bu güven hissini halkta yaratmadıkça, dolar, faiz ve borsa, yerli yerine oturur mu?..
Önce şu güven ortamını bir sağlayalım, sonra tartışacak bol bol vakit buluruz.
Bilmem anlatabildim mi?..
İlhan Feyman!..
Bu yıl Bodrum'a bir tek kere gidebildim. O tek gecede de İlhan Feyman'ı dinleme fırsatım olmadı.. İçimde ukde..
Günay telefon etti..
"İşte sana haber.. Artık canının istediği kadar "Baba"yı dinlersin" diye..
İlhan Ağabey, Kadıköy Belediyesi ile bir anlaşma yapmış.
Hani çeşitli sebeblerle düğün yapamayıp, Belediye Nikah Dairesinde işi bitirip gidenler var. Kısa, renksiz bir tören..
İlhan Ağabey diyor ki, "Bu törenlere renk katalım.."
İlhan Feyman ve trompetleri, Kadıköy Belediyesi nikah salonundaki törenlere eşlik edecek.. Tabii başvuruda bulunurken, talep edenlere.. Herkese değil..
Ambiyansı düşünebiliyor musunuz?.. Damat ile gelin gelirken, İlhan Usta, düğün marşını üflüyor.. İmza atarken, Cherry Pink çalıyorlar..
Beni böyle bir nikahta görürseniz, "Gelinin mi, damadın mı tarafı" diye telaşlanmayın. Ben İlhan Feyman tarafı olarak geleceğim..
Bir Tavsiye
31 Mart'ı İttihatçılarından okuyun!
Taylan Sorgun'un "İttihat ve Terakki" adlı kitabı, tam da Ahmet Altan'ın yarattığı tartışma ve hatta kavga ortamında elime geçti!
Taylan, Tercüman Gazetesi'nde yıllarca beraber olduğum, değerli bir gazeteci, araştırmacı, yazar meslekdaşım; arkadaşım.
"İsyan Günlerinde Aşk" romanı ile Ahmet Altan'ın başlattığı ve "28 Şubat sürecine kadar vardırarak!. Türkiye'de hala asker vesayetinde bir devlet yönetimi olduğunu ve bunun da olmayan bir irtica tehlikesi varmış gibi gösterilerek meşrulaştırıldığını" iddia eden tezi, Türkiye'nin hiç olmazsa entel çevrelerinde günlerce tartışıldı, TVlerde program oldu.
Altan "28 Şubat sürecine uzanan bir çizgi, 31 Mart İsyanı ile başlatıldı ve devam ediyor" dedi. İlave etti; "Gerçekler Türk insanından saklandı, neden saklandı? Gerçekler resmi tarihte neden yer almadı?"
Sorgun'un kitabında, Osmanlı'nın son dönemi ile genç Türkiye Cumhuriyeti'nin ilk dönemine gerek fikirleri ve uygulamaları, gerekse insanları ve liderleriyle damgasını vurmuş olan İttihat ve Terakki'nin hayat hikayesi anlatılırken, 31 Mart Olayı önemli bir yer tutuyor!
Belgeler var, anılar var, konuşmalar var, "31 Mart'ın ne olduğu var!"
Beyaz Balina Yayınları'nın piyasaya sürdüğü "İttihat ve Terakki- Devlet Kavgası" okunmalı!
Sevgili Taylan'ı kutlarım. Bizim kuşağın bizim gibi tembellerine örnek oluyor!
Bitmeyen Savaş, İmparatorluktan Cumhuriyet'e ve Bekirağa kitaplarından sonra, şimdi de İttihat ve Terakki!
Öğreniyorum ki, sırada Ateş Yılları, İttihatçı Patriyet, Resneli Niyazi, Yol Ayırımı, 31 Mart Ayaklanması ve Nutuk var.
***
Sorgun'un kitabını Öcal Ağabeyim bizler için değerlendirdi.
Abbas..
Vallahi aslında bu yıl futbol maçlarına gitmeme kararı vermiştim. Oturacaktım oturacağım yerde, bırakmadılar..
"Macaristan Grand Prix'ine gelir misin" dediler..
Formula1 yarışlarını NTV'den nefesim kesilerek izliyorum. Birini canlı görmek cazip geldi.
İkincisi, dünyayı gezdim. Burnumun dibindeki dünya güzeli Budapeşte bir türlü nasip olmadı. Daha doğrusu 40 kez fırsat çıktı, 40'ında da, son anda bir engel.. Bu defa uçarız kısmetse..
Bu şu demek..
Cumartesi, Pazar ve Salı kapalıyız..
Pardon biz yokuz ama, Güneş Tecelli ve Hakan ile Utku burda.. Onun için, Cumartesi, Pazar sadece mizah yazıları ile açığız..
Çarşambaya da buluşuruz inşallah..
SEVDİĞİM LAFLAR
'Zamanın unutturamayacağı anı, ölümün silemeyeceği acı yoktur.'
Cervantes (Teşekkürler Bedri)
BİZİM DUVAR
'Erdal İnönü siyasete geri dönüyor.
Türk mizah dünyasının gözü aydın. '
Hakan&Utku
TEBESSÜM
Fıkra Yıldırım Tuna'dan
İki adam gecenin geç saatlerinde partiden dönerlerken kestirme olsun diye mezarlıktan geçiyorlarmış.. Mezarlığın tam ortasına gelmişler ki tap-tap-tap diye bir ses karanlıkların, esrarlı gölgelerin arasından gelmeye baslamış.. Korkudan titreyerek, nefeslerini tutarak, sisleri dağıtarak mecburen yollarının üzerindeki sesin kaynağına yaklaşmıslar.. Bir bakmışlar ki yaşlı mı yaşlı bir adam mezarın birine oturmus, elinde çekiç ve keski, mezartaşını oyuyor.. "Ooohh!" demiş adamlardan birisi "Usta bizi korkudan öldürüyordun!.. Vallahi hayalet sandık.. Gecenin yarısında çalışıp da ne yapıyorsun?"
"Cahil hergeleler!" demiş yaşlı adam homurdanarak.. "Adımı yanlış yazmışlar da..!"
|