kapat
17.08.2001
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi

www.sahibinden.com
Dünyadan
Spor

www.limasollu.com
Magazin
Astroloji

Para Durumu
Hava Durumu

Bizim City
Sizinkiler

GREENCARD
Sarı Sayfalar
İstanbul

Cumartesi Eki
Pazar Eki

Künye
E-Posta
Reklam
Arşiv

A T V

Win-Türkçe
ASCII

 


Bitirim'i dava edin

Pazartesi akşamı Çiçek Bar'da tesadüfen Savaş Ay ile karşılaştım. Bir şeyler içtik, Savaş "Kalk Erman yemeğe gidelim" dedi. Eminönü'nde Hamdi Restaurant'a gittik. Sohbet edip gülüyoruz. Savaş bir ara "Yahu Erman, G.Saraylı Suat'ın yerinde olsaydın kırmızı karttan sonra ne yapardın" dedi. Bir kahkaha attım, "Vallahi Savaş, her halde hakemi öldürürdüm" dedim. Buradaki öldürmek kelimesi tamamen bir espridir. Hakem bir karar verir. Sen o karara uyarsın. Hakemin tartışmasını futbolcu değil, yönetici, basın yapar. En sonunda da, tabii yaparsa, MHK yapar. Özellikle MHK gerekeni yapamazsa, bağlı olduğu Futbol Federasyonu masaya yumruğu vurur. Futbol Federasyonu'nun hayatiyeti için iki şey çok önemlidir. Hakemler ve milli maçlar.

Savaş'ın Suat sorusu, bende tık diye jetonu düşürdü. İçimden "Acaba" dedim "O pozisyonlar sırasında Suat ile hakem neler yaptılar?" Show TV'den Bahri'yi aradım. Bende eski numarası olduğu için bulamadım. Demokrasilerde çare tükenmez dedim. Bu sefer Sabah Gazetesi'nden Levent Tüzemen'i aradım. "Ağabey bende yok ama hemen sana bulup bildireyim" dedi. Ben bunlarla uğraşırken Savaş Ay'dan sitem geldi. "Hoca" dedi, "Senle karşılıklı konuşmak çok zor. Bundan sonra sana telefon açacağım. O zaman daha iyi anlaşırız." Haklıydı. On dakika sonra Levent'ten telefon geldi. "Ağabey" dedi "Ben konuştum, bazı şeyler sordum. Enteresan yanıtlar verdi. Senin de telefonunu bekliyor." Açtım Suat karşımdaydı. İki gün önce Sabah Spor'da çıkan bütün cümleleri aynen (Bülent Uzun, Kemal'e ikinci sarı kartı göstermemek için olay yerine doğru gelirken 'Çabuk buradan kaybol' dedi. Sonra bilinçli olarak Mehmet'e yanlış kart gösterdi) bana da söyledi. "İstersen" dedi "Erman ağabey Bülent Uzun'a da aç telefon, O da söyler. İnkâr edeceğini sanmıyorum." Şimdi duyuyorum Faal Futbol Hakemleri Derneği Suat'ı, Levent Tüzemen'i, olmazsa Sabah Gazetesi'ni mahkemeye verecekmiş. Ey Faal Futbol Hakemleri Derneği, ben sizin kurucu üyenizim. Hâlâ üyeliğim devam ediyor mu bilmiyorum. Siz Suat'ı, Levent Tüzemen'i veya Sabah Gazetesi'ni mahkemeye vereceğinize, Hıncal ile yaptığımız Kale Arkası programında çok net biçimde görünen ve duyulan, pardon bip bip yaptığımız için duyulmayan, yedek futbolcuların hakem Bülent Uzun'a kulağının dibinde edilen küfürleri duymayan, hareketleri görmeyen 4. hakem Sabahattin Bitirim'i mahkemeye verin. Verin ki, örnek olsun. Bir dördüncü hakemin yanında meslektaşına edilen küfürleri duymayan hakemin hakkında, kamuoyu önünde aklanın. Siz, kendinize, arkadaşınıza ve camianıza karşı gözünüzün içine bakılarak edilen küfürlere tepkisiz kalıyorsunuz. Bu futbol federasyonu da, "Seyirci küfür ederse maçı yarıda kesin" diyor. Size o yetkiyi veriyor. Siz önce kapınızın önünü süpürün faal futbol hakemleri. Sonra başkalarını mahkemeye verin.

Sigara içene göstermelik ceza

Kapalı yerlere giriyorsunuz kocaman bir tabela. "Burada sigara içmek yasaktır. Cezası 189 milyon 830 bin liradır" Bu cezayı çok aramışlar mı? Bu otomatik bir ceza. Dolara mı fikslediler, marka mı ya da asgari geçim indirimine mi? O beni ilgilendirmiyor. Beni ilgilendiren, cezayı kim kesecek? Size bir canlı olay anlatacağım:

Bir Varan otobüsü İstanbul'a doğru yol alıyor. Yolcunun biri de arkada başlayor sigarayı tüttürmeye. Bir, iki, üç derken diğer yolculardan tepki geliyor. "İçersin-içemezsin" diyorlar. Ama sinirli ve cesur, "İçerim arkadaş ne yaparsınız?" diyor. Tartışma büyüyor. Muavin şoföre gidiyor. Şoför de otobüsü karakolun önüne çekiyor. Polis, "Kusura bakmayın arkadaşlar" diyor, "Siz şehirlerarası yolda gidiyorsunuz. Bu işe jandarma bakar. Onun bölgesi."

Otobüs kalkıyor, sigaracı amcam sigarasını tüttüre tüttüre jandarmanın önüne gidiyorlar. Jandarma komutanı çok sert, "Ne oldu?" diyor. Anlatıyorlar. Cevap çok güzel: "Ne var canım bunda? Rahat bırakın adamı istiyorsa içsin sigarasını."

Otobüs de kös kös kalkıp İstanbul'a doğru yoluna devam ediyor.

Bakın şimdi eğer yasak olan yerde sigara içiyorsa, bağlı olan karakol ya da jandarmaya haber vereceksiniz. Oradan ekip gelecek. Zabıt tutulacak, tabii adam orada içmeye devam ediyorsa. Bu dosya ile mahkemeye gideceksiniz. Hakim karar verecek. Ve makbuz kesilecek. Sonra da 189 milyon 830 milyon liralık para tahsil edilecek.

Eğer bu uygulamayı yapan varsa, Allah aşkına beni arasın. Ama bu tabelaların boylarına göre alıp bu kapalı yerlere asmaya mecbursunuz. Yoksa polis geliyor ve diyor ki, "Sigarayla savaşanlar vakfına gideceksiniz ve oradan 189 milyon 830 milyon lira yazan tabelayı tanesi 15 milyon liradan alacaksınız ve asacaksınız. Eğer asmazsanız bu sefer ben sizi kötü yaparım."

BİYEDİÇ&GÜNEŞ

Televizyonda önce Şenol Güneş konuştu. Sonra Biyediç. Hangisi yerli hangisi yabancı çözemedim. Birisi burun farkıyla daha iyi konuşuyor. O da Biyediç.

Prensipler nerde?

Milli Eğitim Bakanı, sınıfta kalan lise 1 öğrencileri için Nuh diyor, Peygamber demiyor. "Ben prensip adamıyım" diyor. Sayın Bostancıoğlu, her konuda aynı duyarlılığı gösteriyorsa seve seve ona katılır hem de alkış tutarım. Ama ODTÜ Koleji'nde lisede okuyan ismi bende saklı usulsüz rapor alan bir öğrenci için Ankara Milli Eğitim Müdürü'nün istifa etmeye kadar giden uygulamasını sırf siyasi baskıyla neden durdurdu? Prensip bir tarafta uygulanıyor da diğer tarafta neden uygulanmıyor Sayın Bostancıoğlu?

Garip ama gerçek

Şimdi beraberce bir senaryo yazalım. Adam alkollü. Üç arabaya vurmuş. İki adamı yerlere sermiş. 50 metre ötedeki polis arabasının önünden geçiyor. Bütün bunlar hem halkın hem polisin önünde cereyan ediyor. Polis kontağı çeviriyor. Başlıyor arabayı takip etmeye. Üç kilometre gidiyorlar, polis arabası duruyor. İçerdeki üç polis de aşağı iniyor arabayı yumruklamaya başlıyor. Neden? Arabanın benzini bitti.

Dönüyoruz Bodrum'un en merkezi yerinde karakola baskın yapılıyor. O anda telsizler de yok. Polisin bir tanesi telefona hamle yapıyor, açıyor telefonu bir bayan tatlı tatlı konuşuyor: "Telefonunuz borcundan dolayı kapatılmıştır."

Gösterdiğim 2 misal de Türkiye'de olmuş ve olacak olan görüntülerdir. Devlet kısıntıya polisten başladı. Almanya'da devletin 250 adet makam aracı var. Türkiye'de 250 bin. Ve biz polis arabasına benzini koyamıyoruz. Borcundan dolayı telefon kapanıyor. Sonra da diyoruz ki, "Polis amca beni kurtar." Polisin kendini kurtaracak hâli yok.

www.superbahis.com

Copyright © 2001, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır