  
Sopayı yedikçe saldırıyorlar!
Sahipleri Albayrak kardeşler hakkında DGM tarafından soruşturma başlatılan gazete, ipliklerini pazara çıkaran Milliyet yazarı Tuncay Özkan'dan sonra dün de bana saldırdı...
Neymiş; yargı aşamasında aklanan dosyalarla ilgili yazılar yazıyormuşum... Neymiş; Tayyip Erdoğan döneminde göreve gelen başarılı teknokratları karalıyormuşum...
Türkiye genelinde 15 bin satabilen bu gazeteye cevap vermeyi gereksiz görüyorum.. Hatta bu köşeye yakışmayan ismini bile belirtmeye tenezzül etmiyorum...
Ancak şunu belirtmek istiyorum; ismimi ve resmimi koyduğum bu köşede yalanın, iftiranın yeri yoktur, hiç de olmamıştır... Bu köşe doğruları söyler, doğruları savunur... Ve tarikat ilişkileri ile Büyükşehir Belediyesi'nin yönetimine oturtulan isimlere gelince, bunun devlete ihanet olduğunu da haykırır... Ama belgeli, resimli... Tıpkı İskenderpaşa Cemaati Lideri Prof. Esat Coşan'a bir zamanlar mikrofon tutan kişinin bugün Büyükşehir Belediyesi'nde müdür koltuğunda oturmakta olması gibi...
SON SÖZ:
SABAH'ın ve benim adımı kullanarak tiraj alacaklarını zannedenler yanılırlar... Ben, benden küçük olanları, güçsüzleri, zavallıları sadece uyarırım... Onların "çukur" olan seviyelerine inmem, inemem...
Bağkur'dan savunma
Bağkur Genel Müdürü Ferhan Kaptan önce faksla bir açıklama gönderdi, ardından telefon etti... Genel Müdür, taksitlendirme sırasında teminat istenmesinin yasa gereği olduğunu belirtererek, şunları söyledi:
"Ancak biz sizin yazılarınızdan sonra tüm şubelere talimat gönderdik... Taksitlendirmeye gelenlerden sadece gayrimenkul veya banka teminatı istenmemesi, vatandaşın evindeki televizyonun faturasını bile teminat olarak gösterebileceğini bildirdik..."
Peki; 1 milyar liralık borç nasıl oluyor da 1 yıl sonra 7 milyara çıkıyor...
Ferhan Hanım bunun yanıtını da şöyle verdi:
"Yasa; kuruma kayıt olduğu halde 5 yıl veya daha fazla süreye ilişkin prim ödemeyenlerin borçları, bulundukları basamağın 31 Temmuz 2001 tarihinden geçerli olan prim tutarı üzerinden hesap ediliyor... Bu artış işte bu hesaplamadan meydana geliyor.."
Bence hata ediliyor... 5 yıl önceki prim borcunu bugünkü basamak ve prim tutarı üzerinden hesaplamakla en azından yüzbinlerce Bağkur'luya insafsızlık ediliyor... Ve bu yüzden yüz binlerce Bağkurzede Genel Müdür Ferhan Kaptan'dan "Kazıklı Voyvoda" diye söz ediyor...
İLGİNÇ SORU
Bağkur'a gerek var mı?
BU soru, dün telefonla arayan Ankara Ticaret Odası Başkanı Sinan Aygün'e ait... Aygün, "Bağkur'a üyelik ihtiyari olmalı, zorunlu değil" diyor... Sonra da çarpıcı bir örnek veriyor: "Bugün Sakıp Sabancı veya Rahmi Koç Bağkur'dan emekli olsalar alacakları aylık 150-200 milyon lira... Böyle komiklik olur mu?"
Aygün, Bağkur üyelerinin Bağkur'un yönetiminde olmamasını da eleştirirek, "Dışa kapalı bir kurum... İçini göstermiyor... Ne olup bittiğini kimse bilmiyor" diyor..
Bence Sinan Aygün doğruları söylüyor...
Armutalan cehennemi!
Türkiye'nin turizm cenneti Marmaris'in Armutalan beldesi dökülüyor... Belediye hizmetleri iflas noktasında...
Sokaklar çöp varillerinin, konteynırlarının kokusundan; yerler pet şişelerden, cola kutularından geçilmiyor... Sokak lambaları yanmıyor... Kaldırımların ortasına dikilen ağaçlar budanmadığı için yürünmüyor... Sivrisinekle mücadele yapılmadığı için özellikle Siteler mevkiinde oturanlar geceleri safariye(!) çıkıyor...
Armutalan Belediye Başkanı İsmet Çakıroğlu ya miyop bunları görmüyor, ya da "Aman bana ne! Ben keyfime bakarım" diyor...
MARKA İMAJI TEHLİKEDE
Ülker ve Erdoğan!
Ülker Grubu, yaklaşık 1 milyar doralık cirosuyla gıda sanayiinde Türkiye'nin güçlü ve köklü firmalarından... Böyle bir marka kolay marka olmaz... Altında özveri, titizlik, güven, kalite ve yılların çabası yatar...
Ülker yıllarca "Yeşil Sermaye"nin şirketi olarak tanındı, tanıtıldı... Bu markanın ürünleri askeri birliklere sokulmadı, oralarda satılmadı... Hatta toplumun bir kesimi tarafından boykot edilip alınmadı... Bu imajı silmek Ülker Grubu'nun yıllarını aldı... Gazetelerde ilanlar yayınlatıldı... Türk Silahlı Kuvvetleri Güçlendirme Vakfı'na 1.5 milyon dolar bağışlandı... Yanlış hatırlamıyorsam grup, milli bayram kutlamalarına sponsor bile oldu...
Ülker şimdi yine gündemde... Üstelik "Benim referansım İslam" diyen Tayyip Erdoğan'la birlikte...
Görünen o ki: Ülker'i Ülker yapanların başı yine ağrıyacak...
İNÖNÜ ÖNCE DENKLEMİ ÇÖZMELİ
Temizel mi, yüz binler mi?
Erdal İnönü politikaya yeniden dönüyor... Her ne kadar "Ben istemiyorum" dese de yan cebini işaret ediyor...
Bugünden iddia ediyorum; İnönü'nün içinde bulunacağı siyasi oluşum barajı aşamaz... Hatta yüzde 3 bile oy alamaz...
Yanlış anlamayın; sorun Erdal İnönü değil, yanındaki silah arkadaşı, bazı iddialara göre de Başbakan adayı Zekeriya Temizel...
Milyonlarca esnafı çıkardığı vergi yasaları ile inleten... İşadamını, sanayiciyi vergi kaçakçısı zanneden.... Bugünkü ekonomik krizin ilk tohumlarını eken... Hatta bununla yetinmeyip "Nereden Buldun Yasası" ile sermayeyi ürküten Temizel... Kısacası sadece kendisini temizelli zannedip, herkesi karaelli bilen...
Matematik dehası İnönü bir denklem kursun... Bir tarafa Temizel'in Maliye Bakanlığı dönemindeki icraatları yüzünden inleyen, kepenk indiren yüz binlerce esnafı, Maliyeci'den yılan işdünyasını, işinden çıkarılan milyonları koysun... Diğer yana da Temizel'i otursun...
Önce bu denklemi çözsün, sonra kararını versin...
|