kapat
14.08.2001
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi

banner
Dünyadan
Spor

Magazin
Astroloji

Para Durumu
Hava Durumu

Bizim City
Sizinkiler

GREENCARD
Sarı Sayfalar
İstanbul

Cumartesi Eki
Pazar Eki

Künye
E-Posta
Reklam
Arşiv

A T V

Win-Türkçe
ASCII

 
HAŞMET BABAOĞLU(hbabaoglu@sabah.com.tr )

Geçecek bu sıkıntılar!

Şşşşşşt! Geçecek yavrum. Bir gün bütün bunlar geçecek...

Ruhumuzu hasta eden, gövdemizi sıkıştırıp ezen bu toplumsal cendere çekip gidecek...

Ne zaman mı?

Bize uzanan her yardım elini kemiklerini kıracak kadar çok sıkmaktan vazgeçtiğimizde....

Sevgilerimizi "tertemiz" sanmaktan kurtulup hesaplarımız ve kitaplarımızla yüzleştiğimizde...

Bu sıkıntılar geçecek!

Doğrudur, yerlerine yenileri gelecek... Ama bize ölümü hayat; acıyı sevinç gibi sunan bugünün hain dünyası gelip geçecek... Hiç kuşkum yok!

"Kimse kimseyi sevmiyor" diye dertleneceğimize, "Ben neden kimseyi sevmiyorum?" sorusu içimizi yakmaya başladığında geçecek hepsi...

Kibrin verdiği hazların insanı yukarı doğru değil de, paçalarından aşağı doğru nasıl çektiğini ürpererek gördüğümüzde...

Tembel barışseverleri, korkak hainleri, güçsüz ve yorgun işkencecileri "iyi insanlar" sanmaya son verdiğimizde...

İyiliğe inanmayı bırakıp iyi olmaya karar verdiğimizde...

Korkularımızla yaşamaktan vazgeçip dileklerimizin heyecanıyla günün gerçeklerini barıştırdığımızda...

Hepsi geçecek yavrum!..

Ve yeni bir dünya başlayacak bizim için!

Kutsalı öğrenmiş fakat hiç tanımamış, dualarını bile ezberlemiş koca bebekler olmaktan çıktığımızda...

Dokunduğumuz, sevdiğimiz, hayran kaldığımız her şeyi kutsallaştırmaktan kaçındığımızda...

Severken yücelttiklerimizi, sevmeye son verdikten sonra hor görme alışkanlığımızdan kurtulduğumuzda...

Önümüze çıkanı tehdit etmeyi cesaret sanmaya son verdiğimizde; tehdit kültüründe tek eğlencenin sarhoşluk olduğunu ve bunun da acılarımızı örtüp yüzümüzü güldüremeyeceğini anladığımızda...

Hepsi geçecek!

Ve o kadar da zor değil bunlar!

Toplumsal yalanlarımıza set çeksek iyileşme başlayacak!

Bir problem çıktığında hemen üstünü örtecek sloganları haykırmaya başlamak yerine, "Dur bakalım, bir dakika!" deyip düşünmeye, konuşmaya başladığımız anda ağrılarımız yavaş yavaş azalmaya başlayacak...

Acıyla ürkütenlerle (toplumda korku dini yaratmaya çalışanlar) acıdan ürkenler (sahte bir sevgi dini peşinde koşanlar) arasında bir seçim yapmak zorunda olmadığımızı farkettiğimizde...

Hepsi geçecek yavrum...

Geçecek bunlar; bu ağrılar, bu sızılar...

Tünel bitecek, yalnızca yıldızlı gecelerin lacivert örtüsü kalacak karanlık diye...

Ben umutluyum!

Ama gerçekten istersek... Şimdi istersek... Bizim yerimize etkili ve yetkililer değil, biz istersek... Geçecek hepsi!

Öteki sporlara ilgi
Geçenlerde Süreyya Ayhan üzerine yazarken medyanın futbol dışındaki sporlardan ne kadar uzaklaştığını bir kez daha anladım.

Ayhan'ı, birkaç gerçek spor yazarı dışarda tutulursa, yarışlar varken hatırlıyor sonra çarçabuk unutuyorduk.

Asıl önemli olan da yazarlar değil, haberlerdi...

Spor, haberdar olursak yaşayan özel bir dünya çünkü...

Ama Süreyya Ayhan'ın çevresinde spor dışı heyecanlara yol açan olaylar yoksa, onlar da gözümüzden ve zihnimizden kayboluveriyorlardı; küçük haberler için bile yer ayrılmıyordu onlara...

Söz gelimi... 27 yıllık yelkenci okurum Aydın Yurdum yazmasa, yelken sporumuzda son yıllarda neler olduğunu hiç bilmeyecektim.

Sporla ilgilenen bir gazeteci olmam yelken sporunda son altı yılda ciddi ve planlı bir çalışma sonucunda ilginç başarılara imza atıldığını farketmeme ve aklımın bir köşesine koymama yetmemişti çünkü...

Peki siz biliyor musunuz, Türkiye'nin son zamanlarda 2 Avrupa 1 Dünya Şampiyonası düzenlediğini?..

İtalya'da yapılan Avrupa Şampiyonası'nda 17 yaşındaki kızımız Tuğçe Subaşı'nın Avrupa İkincisi olduğunu biliyor musunuz?

Aydın Yurdum şöyle anlatıyordu: "İki gün önce, Dünya 4'üncüsü olan Alp Alpagut yanıma geldi, 'abi 250 tekneyi arkamda bırakıp bu dereceyi aldım diye kimse ilgilenmez ki benimle!' dediğinde ne söyleyeceğimi bilemedim. Oysa bir sporcunun bütün beklediği biraz olsun, ilgi ve takdirdir."

Haksız mı?

Burada bir noktayı vurgulamak istiyorum: Futbola olan büyük ilgiyi suçlamak, eleştirmek yanlış. Futbol bir endüstri ve bütün dünyada böyle... Ama futbol dışı sporlara gösterilen ilgisizliğe karşı "yeter artık!" demenin de zamanı geldi sanırım...

Çünkü futbolu çok seven birçok genç, başka sporlara da gönül veriyor. Bu ince noktayı anlamak, tartmak gerekiyor artık. Bu gençlerin ilgiye ihtiyacı var.

ALTYAZI
Şirket görevlisi: Neden taksi şoförlüğü yapmak istiyorsun?

Travis: Geceleri uyku tutmuyor.

Görevli: Seks filmleri gösteren sinemalar var, oralara git.

Travis: Denedim, işe yaramıyor.

Görevli: ne yapıyorsun peki?

Travis: Bütün gece metroyla veya otobüsle dolaşıyorum. Şimdi sizde şoförlük yaparsam uykusuzluğum para kazandırabilir bana...

(Martin Scorsese'nin 1976'da çektiği başyapıtı Taxi Driver'ından, filmi belleklere yeniden taşımaya yarar diye, bir diyalog.)

www.sigortam.net


Copyright © 2001, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır