Son zamanlarda en çok sanayicilerin çektiği çileleri yazdığımı farkediyorum. Umuyorum ki yazdıkça çekilen bu çileler azalacak, katma değer yaratmaya çalışan girişimcilerin önündeki, başta bürokratik olmak üzere tüm engellerin kalkması için gerekli adımlar atılacak.
Türkiye'nin yaşadığı en kötü depremlerden birinin merkezinde Kocaeli'nde elektromangetik nüve üretimi yapan ve yaşadığımız kriz ortamına rağmen son 2.5 yılda 65 milyon mark ihracat yapmayı başaran Enpay isimli şirketin Genel Müdürü Murat Yürekten'in anlattıklarına kulak verdik.
Murat Yürekten geçen hafta 'Sanayiciye silah zoruyla yardım' başlıklı yazımı okuyunca, kredi alma mücadelelerini ve hayal kırıklıklarını anlatma ihtiyacı hissetmiş. İyi ki de hissetmiş, böylece biz de reel sektörün belinin neden büküldüğünü örnekleriyle aktarma şansına sahip oluyoruz.
17 Ağustos depremini, ardından şubat 2001 krizini yaşayan Enpay üretiminin yüzde 90'ını ihraç ettiğinden yurtdışı banka kaynaklı kredi kullanmak ister. Depremde Enpay'ın tesisleri yıkılmamış. Ancak İki binasında yaklaşık 34 milyar liralık hasar meydana gelmiş. Makine, teçhizat, hammadde de ise 1.4 milyon mark hasar olmuş ve değişik kuruluşlardan alınan bilirkişi raporları ve komisyon kararları ile tespit edilmiş.
Sanayici Murat Yürekten, "Depremde üç değerli elemanımızı kaybettik. Diğer elemanlarımız da büyük ölçüde zarar gördü. Hammadde malzememiz ve binalarımız tümüyle sigortalı olduğu halde bir takım muafiyet ve hesaplamalarla şirketimize ödenen para sadece 15 milyar lira gibi komik bir bedel oldu" diyor. Hal böyle olunca, şirketin varlığını sürdürmesi ve sıkıntılı durumdan kurtulabilmesi için Enpay kaynak aramaya başlar...
Krediyi verirmiş gibi yapıyorlar ama vermiyorlar
Murat Yürekten'in kredi arama, bulma, hayalkırıklığı yaşama ve vazgeçme maceralarına siz de şaşıracaksınız:
Halk Bankası Deprem Kredisi: Tabii afetten zarar gören yatırımların ekonomiye kazandırılması amacıyla kullandırılacağı bildirilen krediye müracaatımızı yaptık. 860 bin euro. Yatırım Kredisi ile 500 bin euro işletme kredisi olarak çıktı. Sonra kaynağın yetersiz olduğu belirtilerek 15-20 milyarlık dilimler halinde ödenebileceği belirtildi. Bizim büyüklüğümüzde bir şirket için çok küçük bu dilimlerin alınması ile hiçbir sıkıntımız giderilemeyecekti. İpotek koşulları ağırdı. Krediden bu yüzden vazgeçmek zorunda kaldık.
TSKB- Avrupa Yatırım Bankası Kaynaklı Deprem Kredisi: Deprem Bölgesinde yer alan firmaların uğradıkları fiziki hasarı giderme amacıyla oluşan hasarın % 0'sine kadar finansman sağlanması amaçlanıyordu. Şirketimiz hakkında büyükçe kitapçıkların oluşturulduğu raporlar üzerinde çalışıldı. Bire bir ipoteğe 2 milyon euro gerektiği halde, sonradan tapularımızdan bir tanesi grup şirketimizle hisseli olduğundan grup şirketimizin de ipotek vermesi aksi halde yeni teminatlar gerektiği bildirildi. Bu isteği ile TSKB 7 yıl boyunca grup şirketimizin bütün makine ve teçhizatı ile fabrika binalarımız üzerindeki tüm tasarruf kabiliyetimizi ortadan kaldırıyordu. Ayrıca TSKB tüm şirketlerimiz üzerindeki gayrimenkul ve makine teçhizatlar üzerinde hak iddia etmekle de haksız ve emsalinden çok fazla teminat almak istiyordu. Bu nedenlerle üzerinde çok çalışmamıza ve ihtiyacımız olmasına rağmen bu krediyi de almaktan vazgeçtik.
Vakıflar Bankası-Avrupa Yatırım Bankası Kaynaklı Deprem Kredisi:
Bu seferde yine aynı krediyi almak üzere yetkili kılınan Vakıflar Bankası ile çalışmaya başladık. Vakıfbank'ta limit 900 bin euroya düştü. Aynı şirket için farklı kredi limiti onaylanmasının açıklaması ülke riski olarak yapıldı. Vakıfbank da bu krediyi yüzde 50 fazlası ipotek, yüzde 30 fazlası kredi sözleşmesi, ortakların şahsi kefaletleri karşılığı verecekti. İlgili tapu üzerinde kurulu makine teçhizat beyanlar hanesine kaydedildi. İpotek çalışması sırasında daha önce bizden istenmeyen taahhütnameler ortaya çıktı. Bu taahhütnamelerde de ipotek, kredi sözleşmesi, şahsi kefaletlerle sanki kredi güvenceye alınmamış gibi maddeler eklenmişti.