kapat
14.08.2001
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi

banner
Dünyadan
Spor

Magazin
Astroloji

Para Durumu
Hava Durumu

Bizim City
Sizinkiler

GREENCARD
Sarı Sayfalar
İstanbul

Cumartesi Eki
Pazar Eki

Künye
E-Posta
Reklam
Arşiv

A T V

Win-Türkçe
ASCII

 
ZÜLFÜ LİVANELİ(livaneli@sabah.com.tr )

Ders aldıysak kurtuluruz!

Galiba, Türkiye'nin ekonomisi ile birlikte fikir hayatı da tıkandı. Pek yavan ve alışılmış şeyler söyleniyor ardı ardına.

Belki insanlar bıktı; yıllardır aynı şeyi yazmaktan, söylemekten usandılar; belki de söylenecek fazla bir söz kalmadı artık.

"Öldük, bittik, mahvolduk, ben dememiş miydim!"in dışında birşey gelmiyor akıllara.

Oysa Mevlana ne diyor: "Dünle beraber gitti düne ait ne varsa cancağızım- Bugün yeni şeyler söylemek lazım"

Gerçekten de yenilenmeye, tazelenmeye, yeni fikirler üretmeye, yeni projelere ihtiyacımız var.

Bunun için de ilk koşul; "Bireysel yeniden yapılanma!"

Kendi hayatımızı gözden geçirme; eksiklerimizi, yanlışlarımızı bulma ve yapabileceğimizin en iyisi yapma gayreti içine girme.

Bunun zor bir iş olduğunu elbette biliyorum.

Yıllardan beri neler çekmekte olduğumuzu gelin de bana sorun.

Ama yılgınlık çare değil!

Önce kendimizi yeniden yapılandıralım; en yakın çevremizden başlayarak herkese yardımcı olmaya çalışalım, sonrası nasıl olsa gelir.

***
Safça bir iyimserlik havası yaymak istemiyorum ama, eğer yaşadığımız krizlerden ders aldıysak, toplumsal dokumuzu daha fazla bozmadan kendimizi toparlamayı başarabilirsek bu işten kurtuluruz.

En önemlisi ahlâki çöküntünün önüne geçebilmek.

Çünkü, değerli dostum Orhan Güvenen'le sık sık konuştuğumuz gibi "Ekonomideki tahribatı giderecek 17 milyar dolar bulunur ama ahlâki ve toplumsal tahribatı giderecek bir yardım bulmak çok zor."

***
Eğer çalışmadan, üretmeden tüketmenin sonu olmadığını anladıysak, eğer toplumun en alt kesimlerinin eğlence biçimini gençlere model diye sunmaktan vazgeçersek, eğer evrensel değerler hiyerarşisine saygı duyarsak, eğer boş böbürlenme yerine alçakgönüllü, dürüst ve çalışkan bir yaşam biçimini seçersek, eğer kendi kültürümüzden kopmadan çağdaş olmanın önemini kavrayabilirsek; başımızı utançla önümüze eğmeyiz.

Bütün bunlar; yaşadıklarımızdan ne kadar öğrendiğimize, ne kadar ders çıkardığımıza bağlı.

Bakın 50 yıl önce bombalarla yıkılan, açlığa talim eden, enflasyon, ahlâksızlık, kötü yönetim ve savaşın, mahşerin dört atlısı gibi cehenneme sürüklediği Avrupa ülkeleri bugün pırıl pırıl.

Geçmişin acılarının üzerine bir sünger çektiler ve giderek cümbüşlenen, gökkuşağı renklerinde bir yaşamın tadını çıkarıyorlar.

Çünkü öğrendiler!
Faşizmi de gördüler, diktatörlüğü de, iç savaşı da, dinsel ve etnik çatışmayı da!

Milliyetçiliğin felâkete dönüşebileceğini, ahlâksız siyasetçilerin ülkeyi batırabileceğini, hiçbir şeyin farkında olmayan liderlerle bir yere varılamayacağını anladılar.

Demokrasi, hukuk, uygarlık ve kültür değerlerine sımsıkı sarıldılar.

Yaşadıkları felâketten ders çıkarmasını bildikleri için de olgun uluslar olarak daha iyi yönetimlere kavuştular.

***
Herşey bizim öğrenmemize bağlı.

Siyaset, medya, ticaret çevreleri ve halk olarak öğrendiysek, olgunlaştıysak, kendi küçücük çıkarlarımızın bir milim ötesini görmeye başladıysak; ayakları baş, başları ayak yapma alışkanlığının zararlarını kavradıysak biz de kurtuluruz.

Hem de dünyaya şapka çıkarttıracak kadar büyük bir hızla.

Çünkü bu ülkenin iç dinamikleri bizi bir anda diriltecek kadar güçlü.

Yeter ki öğrenmiş olalım!

www.sigortam.net


Copyright © 2001, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır