kapat
14.08.2001
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi

banner
Dünyadan
Spor

Magazin
Astroloji

Para Durumu
Hava Durumu

Bizim City
Sizinkiler

GREENCARD
Sarı Sayfalar
İstanbul

Cumartesi Eki
Pazar Eki

Künye
E-Posta
Reklam
Arşiv

A T V

Win-Türkçe
ASCII

 
YAVUZ DONAT

Çevik Bir: 28 Subat halk hareketidir

Çevik Bir, Kazan'la ne konuştuklarını anlatırken "Geçmişin muhasebesi... Siz olsaydınız ne yapardınız? Kavga mı etseydim yani!" dedi. Kazan'ın daha çok "savunma yaptığını" belirten Bir, "O da kabul etti bazı yanlışları" dedi.

Çevİk Paşa "evet... Konuştum" diye söze başladı. Sonra da sordu:

- Yavuz Bey, uçakta, benim yerimde siz olsaydınız... Söyler misiniz, ne yapardınız?

"Paşam" dedik:

- Olayı bir de sizden dinleyelim.

- Olur... Ayrıntıları ile anlatayım.

Ve başladı anlatmaya...

SÖZ ÇEVİK PAŞA'DA
Onlar, yedi kişilerdi.

Sanıyorum, Fehim Adak da aralarındaydı.

Eski Tarım Bakanı da vardı... Hatırladığım kadarıyla... Ben öyle biliyorum.

Ayrıca, eski Devlet Bakanı.

Sonradan Fazilet'e geçti... Genç... Sakallı... Gözlüklü... TV'de görüyorum... O da vardı.

Benim yerim ortadaydı.

"Siz yan yana oturun" dedim, ben koridor kısmındaki koltuğa oturdum.

Şunu belirteyim, bana çok medeni şekilde davrandılar.

Ben de aynı şekilde mukabele ettim... Medeni biçimde.

Yolculuk boyunca geçmişin muhasebesini yaptılar.

'SAYIN ORGENERALİME'
Çevik Bir'e "daha sonrasını" sorduk:

- Uçaktan inerken adres, telefon alışverişi olmuş... Sonra hiç konuştunuz mu?

- Adresimi istedi... Bir kitabını yollamak için... Daha doğrusu kitapçık.

- Yolladı mı?

- Evet.

- İmzalı mı?

- Evet.

- İmzalarken, birşeyler yazmış mı?

- Evet...

- Ne yazmış?

- Sayın Orgeneralime diye yazmış.

- Ayrıca bir görüşme... Telefonlaşma.

- Hayır.

SORU
- Sayın Paşam... Uçakta Sayın Şevket Kazan ile... Daha daha neler konuştunuz?

- Dedim ya... Geçmişin muhasebesi... Siz olsaydınız ne yapardınız?.. Kavga mı etseydim yani?

- Neler konuştunuz?

- Sadece dinledim... Daha ziyade Şevket Bey konuştu.

- Ne dedi?

- Bir tür savunma diyebilirsiniz.

- Örneğin?

- Kitapçığında yazdığı şeyler... Ben ara sıra soru sormakla yetindim.

- Ne sordunuz?

- Dedim ki... Bir adalet bakanının, Sincan olaylarını çıkarmış insanı gidip, cezaevinde ziyaret etmesi doğru muydu?

- Şevket Bey bu sorunuza ne yanıt verdi?

- Dedi ki... Ben oraya, Sincan Belediye Başkanı'na, yanlış yaptığını söylemeye gitmiştim.

- Sizin tepkiniz?

- Şöyle dedim... Eğer onun yanlış yaptığını düşünüyor idiyseniz, bunu başka türlü de gösterebilirdiniz... Başka türlü de söyleyebilirdiniz.

MUHASEBE
- Efendim, başka neler geçti uçak sohbetinde?

- Geçmişin muhasebesi... O da kabul etti bazı yanlışları... Sincan konusunda olduğu gibi... Cezaevine, Sincan Belediye Başkanı'nı azarlamaya gittiğini ifade etti... "Yanlış anladınız" dedi... Tabii inandırıcı değil... O kendi açısından anlattı.

KARADAYI
- Uçak sohbetinin kesin tarihini hatırlıyor musunuz?

- Haziran başıydı.

- Sohbette, eski Genelkurmay Başkanı, Sayın Karadayı'nın adı da geçti mi?

- Evet.

- Nasıl geçti?

- Şevket Bey dedi ki... "Biz Karadayı Paşa'yı da ziyaret ettik... Çok iyi karşıladı... Başarılar diledi."

- Doğru mu?

- Tabii ki doğru... Hükümet yeni kurulmuş... Sayın Genelkurmay Başkanımızı ziyaret etmişler... Ne diyecekti başkanımız?.. "Hayır" mı?.. "Gelmesinler" mi?.. Tabii ki görüştüler... Medeni şekilde başarı dileklerini ilettiler.

DEMİREL
Çevik Bir:

- Yavuz Bey... Fırsattan istifade geçmişin değerlendirilmesi... Muhasebesi... Bunu yaptılar... Tabii, bugün bunlar söylenecek idiyse, geçmişte onları neden yaptılar?.. Yani inandırıcılık meselesi... Ama uçakta kavga edecek değildim ya.

- Uçakta, 28 Şubat'ı da konuştunuz mu?

- Geçenlerde, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, Refah Partisi'nin kapatılması üzerine açılan dava ile ilgili bir karar verdi... Herkesin bu kararı okuması lazım.

- Efendim, 28 Şubat?

- Ayrıca... AİHM kararı üzerine Sayın Demirel'in bir beyanı oldu... Dedi ki... Laik Cumhuriyet tehlikede idi... Çok doğru bir değerlendirme... Sayın Demirel'in söylemine aynen katılıyorum.

28 ŞUBAT
- Sayın Çevik Bir... 28 Şubat?

- 28 Şubat olayı, Türk halkının, Türk Silahlı Kuvvetleri'nin toplum mühendisliği olayı ile entegre olmasıdır.

- Yani?

- 28 Şubat birlikte yapılmıştır... Toplum mühendisi TSK ile, Türkiye Cumhuriyeti halkı... Herkes şunu bilsin ki, 28 Şubat bir halk hareketidir... Halk olayıdır... Kişilere maledilemez... Hatta... Kurumlara bile maledilemez... Bir hususu daha belirteyim... O dönemde, görevde bulunanlar başka isimler de olsaydı, yine aynı şekilde davranılırdı... Diyeceğim o ki, 28 Şubat çok iyi anlaşılmalı.

KAVGA
Çevik Paşa, Bodrum'da.

Bodrum'da "başka paşalar da" var.

İsmail Hakkı Karadayı Paşa gibi.

Kenan Paşa gibi.

Sorduk:

- SABAH'ın manşeti üzerine arayan... Soran oldu mu?.. Olduysa... Neler dediler?

- Yavuz Bey, bütün içtenliğimle soruyorum... Uçağa bindiniz ve böyle bir durumla karşılaştınız... Ne yapardınız?.. Kavga mı etseydim?.. Kavga etseydim, bana bunu yakıştırır mıydınız?

MANŞET
"Şunu" çok iyi biliyoruz:

Çevik Paşa "bir süredir" ortalıkta görünmemeye özen gösteriyor.

Konuşmuyor.

Bodrum'da olmasına rağmen... Bodrum medya tarafından kuşatılmış olmasına rağmen... Kameraların önüne çıkmıyor.

Ama "şans... Kader... Kısmet" işte.

Bazen, istemese de, "manşetlere çıkmaya" devam ediyor.

Çevik Bir'in "Aynen Katılıyorum" dediği Demirel'in söylemi:

"Türkİye Cumhuriyeti'nin Anayasası, kanunları uygulanmıştır. Bunun bana göresi, sana göresi, ona göresi yoktur. Anayasa ve kanunlar uygulanmazsa, hukuk devleti olmaktan çıkarız. Bunu tasvip ediyorum, etmiyorum tartışması yapmanın da bir anlamı yok. Dünyanın birçok yerinde belli şartlarda parti kapatılabilir. Demokrasi, alabildiğine serbestlik değildir o zaman ülke idare edilemez hale gelir. 50 yıllık tecrübeme dayanarak söylüyorum, ülke idare edilemez hale getirilmemelidir. Türkiye'de uluslararası standartlarda demokrasi olmalı, hem de ülke idare edilebilir hale gelmeli. Birincisini ararken, ikincisini de unutmamak gerekir. Evrensel demokrasi, kendine karşı düşüncelere de müsaade verir. Bunun emsalini verebileceğimiz çok fazla ülke yok. Böyle ülkeler var, ama Türkiye daha o noktaya gelmedi. 'Olsun, bir şey olmaz' dememek lazım. Nitekim olmuştur. Bir daha aynı noktalara gelinmemeli."

www.sigortam.net


Copyright © 2001, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır