kapat
14.08.2001
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi

banner
Dünyadan
Spor

Magazin
Astroloji

Para Durumu
Hava Durumu

Bizim City
Sizinkiler

GREENCARD
Sarı Sayfalar
İstanbul

Cumartesi Eki
Pazar Eki

Künye
E-Posta
Reklam
Arşiv

A T V

Win-Türkçe
ASCII

 


Trabzon'a dikkat

Beşiktaş'ın yenilmesi, Galatasaray'ın berabere kalması, şampiyon Fenerbahçe'nin 3-0 kazanması.. Bu arada Ankaragücü'nün farklı galibiyeti... Bu ne demek? Herhalde "Fenerbahçe % 00 şampiyon olacak" demek değil. Daha 33 maç var. Çok şeyler değişir. Sezonun başındaki maçlar, neticeler insanı aldatabilir.

Milan maçında büyük bir güçle mücadale eden, yıldızı olmadığından mecburen takım oyunu oynayan bir Beşiktaş görmüştüm. Ama bana sorarsanız her takıma yıldız lazım.

Nouma gelmek istemiyor. Çünkü burayı sevmiyor. Ama bilinçli, defalarca şampiyonluk görmüş Beşiktaş seyircisi Fransız için bağırıyor. Niye? Yönetimi mi protesto ediyorlar?

Beşiktaş yenildi, ama iki yabancısı oynamadı. Defans kurgusu iyi kurulursa görüntü değişir. Beşiktaş'ı üçüncü, beşinci maçta görelim.

Ne adammış bu İlhan?

"İlhan çıktı, Beşiktaş'ın düzeni bozuldu" diyorlar. Yerine giren de bir santrfor. Hem de İskoç Ligi'nde 18 gol atmış. Bizde mağlubiyete kılıf için bulunan şeyler Oscar alır. İlhan sanki Pele? Böyle mazeret olur mu? Bu adam orta sahada beyin mi? Beckenbauer gibi defansı mı toparlıyor? Nasıl biri bu, çıkınca Beşiktaş dağılıyor... Yoksa Di Stefano gibi mi oynuyor, o çıkınca Beşiktaş güçten düşüyor. Kimse kendi kendini kandırmasın.

Futbolcular, en ufak bir darbede, ayak ezilmesinde sahadan sedyelerle çıkmasınlar. Biraz da sahada versinler kendilerini... Adale ezilmesi nedir biliyorum. Isınınca geçer. Ayılıp bayılarak çıkmanın manası yok.

Baya roket mi?

Daum'u anlamadım. Bir takımda penaltı atacak adam bellidir. İyi olan ya da eline topu ilk alan penaltıyı atacak diye bir şey olmaz. Mahalle maçı oynanmıyor.

Kimse Baya'yı beğenmiyor, ama adam futbolcu. Ne yaptığını, ne zaman gol pozisyonu için gideceğini, ne zaman, nereye pas atacağını biliyor. "Ağır" diyorlar. Roket mi bekliyor bizim otoritelerimiz? Hem defansa gelip akın kessin, top çıkarsın, ortada oyun kursun, hücumda gol atsın. Varsa 60-70 milyon dolarınız alalım böyle bir adam Real Madrid'den. Adam futbolu biliyor. Gol pası veriyor, gol pozisyonuna giriyor. Şu anda Beşiktaş'ın beyni. Futbolu doğru dürüst oynayan tek adam. Daha ne istiyorsunuz?

Beşiktaş gibi güçlü bir takımı İstanbul'da yenen Trabzon, "Şampiyonlukta ben de varım" dedi. Bin dolar aylıkla Brezilyalılar almışlar. Fener'de yılda 1 milyon 750 bin dolar alıp haftanın 4 günü "Sakatım" diyerek yatanlar var. Aferin Özkan Sümer'e...

Top artık taraftarda

Sadi Tekelioğlu da takımını iyi hazırlamış, Beşiktaş'ı iyi etüt etmiş. Burada artık bütün iş Trabzon seyrcisinde. Takımla bütünleşecek, baştan sona destekleyecek. Bir mağlubiyette arkasını dönüp protesto etmeyecek, kendi menfaatine güç gösterisi yapmayacak. O zaman Trabzon iki misli güçlenir.

Bu Brezilyalılar çok beğenildi. Brezilyalı'nın ayak hareketlerini beğenmemek mümkün değil. Ama yağmurda, çamurda nasıl oynayacaklar, göreceğiz.

Muhakkak ki, bilerek almıştır Özkan Sümer. Futbolun içinden gelen bir adam. Antrenörlük yapmış, top oynamış.

Trabzon, şu anda devrede olan bir takım. Bundan önce Trabzon deplasmanları zordu, ama artık buna ek olarak şampiyonluk yarışında bir takım var.

Perez nerede?

Galatasaray ilk maçında berabere kaldı. Ama ısı 40 derece, zemin kötü... Her maç gol atan Ümit Karan sakat. Hakan maçın hemen başında sakatlandı. Önemli adam. Defans dışında, hücum yönü de kuvvetli. Bir de gol yediler.

G.Antep, 6 kişi ile falan hücum etti. Fizik olarak G.Saray'dan daha organize ve daha çabuktu. O havada, böyle bir G.Antep'e karşı oynamak zor.

Berkant biraz egoist. Her yerden vurmak iyi de, çaprazdan vurmak o kadar iyi değil. Top dışarı çıksa ne olacak? Ya da Sergen'in önüne düşmese.

Sezon başında fevkalade olumlu oynayan bir Perez vardı. Yedek bekliyor. Niye? Anlamıyorum.

Suat'ın ilk hareketinde faul yok. Dokunmadı bile... İtirazdan sarı kart yedi. İkincide faulü var. Arkadan yapıldığı için kart çıktı. Kırmızı oldu.

Futbolcular da artık biraz dikkatli olsun. Bu sezon hakemlerin affı yok. G.Saraylılar hakemlere bela okur gibi el hareketlerine dikkat etmeli. En büyük tehlike bu. 1-1 beraberlik değil... Sonuçta, bir sürü takım berabere kalacak.

Yanıltıyorlar

Baya'ya yapılan penaltı falan değil. Erman ondan önce geldi. Yalnız olduğunu sanan Baya, "Kontrollu vurayım" diye beklerken Erman gelip topa müdahale etti.

G.Antep'te hakem Kemal'e kart vermemiş, çünkü kart verirse atılacakmış. Kemal, faul yapmadı. Tekmeyi atan Mehmet Polat. Hakem de ona verdi doğal olarak. Baksınlar 2-3 defa, anlarlar. Bunlar kamuoyunu yanıltmaktan başka şey değil. Birileri ukalalık içinde yorumlar yapıyor. Tuttuğu takımı haklı çıkaracak. O 10 kişi kalacak da, bilmem ne olacak da... Gittikçe tuhaflaşıyor bu spor basını.

Andersson ve Oktay'ı unutma

Netice bakımından en iyi Fenerbahçe görünüyor. Gitti Glasgow'da berabere kaldı. Ardından aynı yardımlaşma, aynı bilinçle Samsun maçı... Samsun geçen yıllardan güçsüz. Hücum yapamıyor. Adamı yok. Ama lige 3-0 ile başlamak da önemli.

F.Bahçe, Avrupa maçlarını iyi oynamak zorunda. Revivo ve Andersson haricinde herkes dışarı gitmek istiyor. Bir pazar bulmak için kendilerini gösterecekler. Revivo burada mutlu. Çok sevildiğini de biliyor. Ya diğerleri? Bir kulüp bulsalar, gidecekler; ama talipleri yok.

Mirkoviç, Lazetiç, Rapaiç, kendilerini göstermek için Şampiyonlar Ligi'nde iyi oynamak zorundalar. Ama iyi oynasalar da talipleri çıkacak diye bir garanti yok.

Tur için Rangers'ı yenmek lazım. Vaktiyle 50'si çocuk, 100'ü anne-baba seyirci önünde Macaristan'da 0-0 berabere kaldı Fener. Ve burada isimsiz rakibine yenilip elendi. Aynı hataya düşer mi? Düşmez, düşmemeli.

Futbolda kaleni kolay müdafaa edersin. Defansa 3-5 kişi daha doldurur gedik vermezsiniz. Hücum ve gol atma işi daha zordur. Bilinç, konsantrasyon, bilgi, beceri, çabukluk ister. Onun için dünyanın büyük kulüpleri büyük paralar verip oyuncular alıyor.

Herkesin aklı Rangers maçında. 4 yıldır özlenen Şampiyonlar Ligi'ne girmek isteyen bir Fener var. Lige de iyi başlayan bir Fener bu... Ümitlendiriyor insanı. 3-0 net bir skor, ama 3'ten sonra 5-6'nın kaçtığı da unutulmasın.

Serhat'ın fevkalade enerjik, mücadeleci oyunu ne kadar olumlu ise, aut çizgilerinin oradan kaleye vurduğu toplar da o kadar olumsuz. Kafasını kaldırıp, Revivo'yu görerek attırdığı gol olağanüstü. Büyük bir enerji ve hırsla takımda yer bulmaya çalışıyor.

Şampiyonlar Ligi'ne hazırlanan bir takım Oktay gibi bir oyuncuyu skor 48'de 3-0 olunca bu kadar bekletmemeli kenarda. Rakip de hücum yapamıyor. Glasgow'da da 25 dakika top gelmedi kaleye. Ama biz uzun boylu defans oyuncularının arasına Andersson'u 4 dakika kala soktuk. Büyük hata. Adalılar'ın hava topu hakimiyetiyle İtalyan'ı, İspanyol'u, Alman'ı başa çıkamıyor. Andersson'u oynatmazsan, Rüştü'nün her degajı sana geri döner. Amerika'yı yeniden keşfetmeye gerek yok.

www.sigortam.net

Copyright © 2001, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır