  
Bu Deniz Polisi istavrit avlar!
Gürkan Tatlıağaç isimli üniversite öğrencisinin köprüden atlayarak intihar edişini atv ekranından izlerken kanım dondu... Bir amatör kameranın saniye saniye tespit ettiği bu görüntülerde gözden kaçan bir ayrıntı vardı... Boğaz'ın soğuk sularına gömülünce şoku atlatıp yaşamaya karar vererek dakikalarca kulaç atan, kurtulmak için çabalayan bir gencin yaşamla-ölüm arasındaki birkaç dakikalık direnişi... Ve en önemlisi Deniz Polisi'nin gecikmesinin, acemiliğinin, ilgisizliğinin, belki de deneyimsizliğinin sonucu Boğaz'ın sularına gömülüp can verişi...
Neden mi? Sıralayım...
1- Gürkan en az 5 dakika köprünün korkuluklarına asılı olarak durdu... Ve eminim ki bu sırada köprü ve Boğaz aksındaki tüm polis telsizlerinden bu olayın anonsu duyuldu... Yani intihar girişiminden sadece köprü üstünde Gürkan'ı ikna etmeye çabalayan birkaç polisin değil, çevredeki tüm ekiplerin haberi oldu...
2- Gencİn köprü korkuluklarında asılı durduğu dakikalarda Boğaz'dan geçiş yapmakta olan dev platform nedeniyle zaten Deniz Polisi alarmdaydı... Polis teknesi Boğaz Köprüsü'nden en çok 500 metre ilerdeydi... Eminim ki; platforma eskortluk ederken olayı baştan sona izledi...
3- Gürkan atlayıp, Boğaz'a gömülüp tekrar su yüzüne çıkarak kulaç atmaya başladıktan bir-iki dakika sonra Deniz Polisi'ne bağlı tekne kendisine doğru yöneldi ve hızla yanına geldi... İşte; bu noktadan sonra insanın kanını donduran acemilikler ve deneyimsizlikler sergilendi...
4- Tekne önce batıp çıkan Gürkan'ın çevresinde bir tur attı... Ardından iki polis, teknenin kıç tarafındaki ipi çözüp ucuna cankurtaran simidi bağlamaya çabaladı... Yaşamla ölüm arasında gidip gelen genç için bu saniyeler çok önemliydi ve boşa geçiyordu...
5- Ardından cankurtaran simidi Gürkan'a doğru fırlatıldı... Ama artık gücü tükenmiş olan Gürkan bir daha çıkmamak üzere sulara gömüldü... İşte; o anda Deniz Polisi yapması gerekeni yapmadı, yapamadı... En azından ipi beline bağlayıp, Gürkan'ı kurtarmak için denize atlamadı... Çünkü ya yüzme bilmiyordu, ya elbiselerinin ıslanmasını istemiyordu, ya da "Benim görevim buraya kadar" diyordu...
6- Ve sonuçta bütün bunlar bir üniversite gencini ölüme gönderiyordu...
*
SON SÖZ: Bu intiharda yaşanan olaylar ve Deniz Polisi'nin yetersizliği teşkilatın silbaştan edilmesinin gerekliliğini gözler önüne serdi...
Bence; Deniz Polisi olarak hizmet veren tüm personel çok iyi yüzme bilmeli, göreve çıkan her teknede en az bir dalgıç hazır beklemeli ve böyle olaylar yaşanmaması için Köprüler Koruma Amirliği ile Deniz Polisi arasında direkt telsiz bağlantısı tesis edilmeli...
Aksi halde Deniz Polisi'nin, lüfer ve istavrit avına çıkan amatör balıkçıdan bir farkı olmadığı bilinmeli...
TAKSİTLENDİRMEDE TEMİNAT İNADI SÜRÜYOR
Bağkur'a göre üyeleri vurguncu, üçkağıtçı!
BAĞKUR Genel Müdürü Ferhan Kaptan'ın önceki gün yayınladığım açıklamasına rağmen, kurum borcunu taksitle ödemek için başvuranlardan teminat olarak olmadık şeyler isteniyor:
Banka teminat mektubu, Hazine bonosu, noter tasdikli araba ruhsatı, noter tasdikli gayrimenkul tapu fotokopisi, eşya faturası...
Düşünün; Bağkur'a 2-3 milyar lira borcunuz var ve bunu 18 ayda ödemeyi taahhüt ediyorsunuz... Yetmiyor! Bağkur tefeci gibi garanti istiyor:
"Bana evinin tapusunu getir.. Yoksa aracının ruhsatını... O da yoksa bankadan teminat mektubu!"
İnsaf edin beyler! Hatta utanın!
Katı, yatı, aracı olan esnaf, işadamı 2-3 milyarlık borcunu bugüne kadar bekletir miydi? Öder giderdi... Sizin kapınıza gelenler küçük esnaf.. Yani siftahsız kepenk indirenler, Halk Bankası'ndan aldığı 3 kuruşluk krediyi ödeyemeyenler, karısının kolundaki bilezikleri götürüp kuyumcuya verenler...
Yapmayın! Borcunu ödemek için gelip taksitlendirme isteyen insanlara yalancı, kapkaççı, vurguncu gibi bakmayın... Kapınıza gelenlerin dilekçelerini alın...
DOĞRU SÖZ:
Bir liderin başarısı, yeni kuşaklarda yaratacağı azim ve iradenin yoğunluğu ile ölçülür.
Halkın sütunu
İki aile sahili kapattı!
* BODRUM Gündoğan beldesi sakinleri, Cerrahoğlu ve Yeni Karamürsel'in sahibi Tan ailelerini, imar yasalarını hiçe sayarak kıyı şeridini ele geçirmekle ve belediyeyi de bu rezaleti seyretmekle suçluyor...
Fakülteyi taşımasınlar!
* İSKENDERUNLULAR, Hatay Mustafa Kemal Üniversitesi'ne bağlı Mühendislik ve Su Ürünleri fakültelerinin Antakya'ya taşınmak istenmesine tepki göstererek, milletvekillerini göreve çağırıyor..
Böyle tasarruf olur mu?
* ANKARA'dan Devlet Tiyatroları emekli sanatçısı Ertan Savaşçı, Maliye Bakanlığı'nın Emekli Sandığı'na bağlı hastaların 65 yaş altında kalanlarına vitamin yazılmasını engelleyen kararını eleştirerek, "Eğer tasarruf yapmak istiyorlarsa, saltanat arabalarını, lojmanlarını satsınlar" diyor...
Yolumuz çamur içinde!
* ŞANLIURFA'nın Siverek ilçesine bağlı Ördekli Köyü sakinleri, 1 kilometrelik köy yollarının yıllardır asfaltlanmadığını belirtiyor...
Birer birer çıldırıyoruz!
Türkiye'de sosyal patlama olmaz demiş ve eklemiştik: "Olsa olsa vatandaş cinnet getirir..." Dediğimiz çıktı... Önce bir esnaf Başbakan'a yazar kasa fırlattı... Ardından bir banka koruma memuru bankanın milyarlarını halka dağıttı.. Sonra bir işadamı bankayı basıp çalışanları rehin aldı.. Ve dün de su tankeri ile Başbakanlığın önüne gelen bir kişi "açım" diye bağırdı... Yani hepimiz birden patlamıyoruz, birer birer çıldırıyoruz!
|