kapat
08.08.2001
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi

banner
Dünyadan
Spor

www.limasollu.com
Magazin
Astroloji

Para Durumu
Hava Durumu

Bizim City
Sizinkiler

www.euronet-tr.com
Sarı Sayfalar
İstanbul

Cumartesi Eki
Pazar Eki

Künye
E-Posta
Reklam
Arşiv

A T V

Win-Türkçe
ASCII

 

Askerden Yılmaz'a sert cevap


Genelkurmay, Yılmaz'ın "Ulusal güvenlik kavramını tartışmaya açmalıyız" sözünü bildiriyle yanıtladı
Genelkurmay Başkanlığı Genel Sekreterliği, "ulusal güvenlik kavramı" konusunda yaptığı açıklamada, "Türk Silahlı Kuvvetleri'nin, Türkiye'nin bekası, refahı ve mutluluğunu hedef alan konuların daha ciddi, günlük siyasi çıkarlardan arındırılmış platformlarda tartışılmasının uygun olacağı inancı içinde olduğunu" bildirdi. Genelkurmay Başkanlığı Genel Sekreterliği'nin konuya ilişkin açıklamasında Mesut Yılmaz kast edilerek "Bir parti liderinin parti olağan kongresinde ulusal güvenlik kavramına ilişkin yaptığı açıklamalar, basın ve yayın organlarında Silahlı Kuvvetler'i hedef alan değerlendirmeler olarak algılanmış ve kamuoyuna da bu yönde yansıtılmıştır" ifadesine yer verildi.

ANLAM VE ÖNEM
Genelkurmay'ın açıklaması aynen şöyle: Yapılan konuşmada, bugün varolduğu düşünülen "ulusal güvenlik anlayışının", devletimizin geleceğini sağlamlaştırıcı her adımın engelleyicisi ve devletin can damarlarını kesen bir yapıda olduğu ifade edilmiş, ayrıca ülkenin geleceği için gerekli her ileri adımın ulusal güvenlik gerekçesiyle önü kesilmesinin kabul edilemez olduğu beyan edilmiştir. Bilindiği gibi ulusal güvenlik kavramı tehdit/risk algılaması ve değerlendirmesi ile başlayan sosyal, ekonomik ve askeri parametreler ile milli güç unsurlarının tümünü içeren bir yapıdadır. Ulusal güvenlik düzenlemelerinin nihai hedefi, içte demokratik, laik ve üniter cumhutiyetin korunması; dışta, ülkenin yaşamsal çıkarlarının savunulmasını içerir. Türkiye Cumhuriyeti; uzun yıllardır bekasını, üniter ve laik yapısını hedef alan saldırılarla karşı karşıyadır. 15 yılı aşkın bir zamandır, tarihin en kanlı terör örgütü, ülke bütünlüğünü hedef alan acımasız katliamları gerçekleştirmiş ve bu eylemlerine, bazı ülkelerin desteğiyle devam etmiştir. Halen bu çabalarını siyasallaştırmak ve legal zemine oturtmak gayreti içindedir. Binlerce silahlı teröristi, halen dağlarda hazır bekletmektedir. Yıllardır; şeriat özlemcisi siyasi hareketler, demokrasinin sağladığı imkanları istismar ederek laik düzenin değişmesi için çalışmış ve bu yolda önemli mesafe kat edilmiş bulunmaktadır.

ÖRNEK VEREMEDİ
Kıbrıs, Kafkaslar, Ortadoğu, Kuzey Irak gibi dengelerin kurulamadığı coğrafyada Türkiye uzun vadeli güvenlik endişeleri içinde yaşamak zorunda kalmıştır. Sayılan tüm bu olumsuzluklara rağmen, Türkiye Cumhuriyeti, uzun bir süredir bütün bu tehditlere karşı başarı ile mücadele vermektedir. Bu mücadelenin en fedakar unsuru ise; her zaman olduğu gibi eşsiz sabrı ve direnci ile yüce Türk Ulusu'dur. Yapılan bu talihsiz konuşmada; "Her ileri adımın, ulusal güvenlik gerekçesiyle kesildiği" ifade edilmiş, ancak tek bir örnek de verilmemiştir. Bilindiği gibi ulusal güvenliğin sağlanmasından TBMM'ye karşı Bakanlar Kurulu sorumludur. Bu sorumluluğu paylaşan bir kişinin kurumları hedef alan bu tür konuşması, mesnetten yoksun ve düşündürücüdür. Kaldı ki ulusal güvenliğe ilişkin temel düzenlemeler, Başbakan imzasıyla yayınlanan "Milli Siyaset Belgesi"nde yer almakta ve Silahlı Kuvvetler, bu belgeye istinaden "milli askeri strateji" dokümanını hazırlamaktadır. Tüm bunları yok kabul edip ulusal güvenliği "ayak bağı" olarak nitelemenin, sağduyulu vatandaşlar tarafından makul görülmesinin mümkün olmadığı değerlendirilmektedir.

"Ülkenin geleceği için gerekli her ileri adımın" her zaman gerçek anlamda ileri adım olup olmadığı tartışılması gereken bir konudur. Eğer atılması düşünülen ileri adımlar;

ADIMLAR İLERİ Mİ?
* Şeriatı düşünen sapık düşünce ve eylem sahiplerinin faaliyetlerini kolaylaştıracaksa,

* Ülkeyi bölmeyi çalışan gruplara yasal dayanak sağlayacaksa,

* Ülkenin yaşamsal güvenlik mülahazalarından tavizler verecekse, bunlar gerçek anlamda ileri değil, geriye doğru atılmış adımlar olacaktır.

Tarihi örnek alarak verilen matbaanın gelmesini istemeyen zihniyetin bu konuşmada ulusal güvenlik kavramını reddeden zihniyet olduğu değerlendirilmektedir.

Üzerinde düşünülmesi gereken önemli konu, kişi ve kurumların sorunlar karşısında, üzerlerine düşen görevleri eksiksiz yapmak yerine, başkalarına saldırarak sorumluluktan ve başarısızlıktan kaçma gayretleridir.

KAÇMA GAYRETİ
Bugün Türkiye Cumhuriyeti'nde;

* Ekonomi iflas noktasına gelmişse,

* Ekonomiyi bu hale getirenler hakkında en ufak bir işlem yapılmıyorsa,

* Milli ve ahlaki değerler aşındırılmışsa,

* Soygun düzeni adeta normal bir davranış haline gelmişse,

* AB'ye girmeyi hedefleyen bir ülkede ortaçağı hedefleyen zihniyetler devlet kadrolarında bile yer alabiliyor ve buralara özenle yerleştiriliyorsa,

* Ülke içinde siyasi istikrar, kişisel ihtiraslar nedeniyle bir türlü sağlanamıyorsa,

* Ülkenin bir parçasında ekonomik ve sosyal tedbirlerin alınamaması neticesi ayrılıkçı terörün, etnik/milliyetçi ve ayrılıkçı harekete dönüşmesi önlenemiyorsa, küreselleşme anlayışı ekonomik teslimiyetçilik olarak benimseniyorsa.

Tüm bu olumsuzlukların nedenini 'ulusal güvenlik kavramı ile örtmek ve bu kavramın sonucu olarak görmek hem makul hem de insaflı değildir, aynı zamanda tehlikelidir. Son tartışma konusunun, sorumlu bir makamda olunmasına rağmen, meşru zeminlerde tartışmak yerine, dünyaya şikayet etme şeklinde gündeme getirilmesinin onurlu bir yaklaşım olarak kabul edilmesi mümkün değildir. Türk Silahlı Kuvvetleri, Türkiye'nin bekası, refahı ve mutluluğunu hedef alan konuların daha ciddi, günlük siyasi çıkarlarından arındırılmış platformlarda tartışılmasının uygun olacağı inancı içindedir. Her fırsatta, doğrudan veya dolaylı olarak silahlı kuvvetleri yıpratmaya yönelik girişimlerin, veya grupların yıprattığı ve ülkeye zarar verdiği geçmişte görüldüğü gibi, gelecekte de görülecektir. Çağdaşlık, evrensellik ve ilericilik anlayışları kendi yarattıkları paradigmalar ile sınırlı kişilerin, ulusu aydınlık yarınlar yerine karanlıklara götüreceği ve bunun geçmişteki pek çok örneği bilinen bir gerçektir... Kamuoyuna duyurulur.

Ecevit: "Laiklikten ödün verilemez"
Sayın Mesut Yılmaz'ın ulusal güvenlik kavramının yeniden ele alınması gereğini kamuoyu tartışmasına açması ilgi çekidir. Bu hiç şüphesiz olumlu bir ifadedir, ancak eğer içeriği bunun bir an önce doldurulmazsa çok yanlış anlamlar ekleyenler olabilir. Neyse ki sayın Mesut Yılmaz da bu konuda dikkatli davranmıştır ve üniter devlet yapımız ile rejimimizin laik karakterini vazgeçilmez olarak gördüğünün altını çizmiştir. Bu olumlu bir ifadedir. Böylelikle Sayın Yılmaz bazı yanlış ve ters yorumlara kapısını kapatmış olmaktadır. Bu sevindirici bir gelişmedir.

Bahçeli: "Türkiye'ye zaman kaybettirir"
Başbakan Yardımcısı Devlet Bahçeli, "ANAP Genel Başkanı Mesut Yılmaz'ın kongrede yaptığı konuşmayla ilgili ayrıntılı bir açıklamada bulunmadı. Ancak, gazetecilerin, "Sayın Yılmaz'ın ulusal güvenlik ile ilgili görüşlerine katılıyor musunuz?" şeklindeki sorularına "Hayır" cevabı veren Bahçeli, "Sayın Yılmaz'ın ulusal güvenlik görüşlerine katılmamız mümkün değil. Bu tür tartışmalar Türkiye'ye zaman kaybettirir. Doğru bulmuyorum" diye konuştu. Bu kısa yanıtının ardından başka bir açıklama yapmayan Bahçeli, polemikten uzak durmaya gayret gösterdi.

www.sigortam.net

Copyright © 2001, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır