Süreyya Ayhan'ın başarısı gazetelerde 1.sayfaya çıktı. Yıllardır futbolla yatıp futbolla kalkmaya alışmış bir ülkede bir atletin başarısının bu kadar gündeme gelmesi bazı şeylerin değişmeye başladığının kanıtı.
23 yaşındaki bu genç kızın başarısı bize çok önemli bir fırsat getiriyor. Hala atletizm denince Ruhi Sarıalp'ten, Muharrem Dalkılıç'tan, İsmail Akçay'dan, Mehmet Yurdadön'den, Semra Aksu'dan bahseden bir ülkede yeni bir kahraman bulduk. Bu kahraman bize yepyeni yıldızların yetişmesinde büyük katkıda bulunacaktır.
Naim öncesini hatırlayın. Kaçımız halterin kurallarını ya da dünyanın en iyi haltercilerinin kim olduğunu biliyorduk? O gelmeseydi Halil Mutlu'yla başlayan müthiş bir genç nesil ortaya çıkar mıydı?
İşte Süreyya'nın gelişiyle birlikte atletizmin yeniden canlanması şansını yakaladık. Onun sadece finale kalarak bile ne kadar büyük ilgi topladığını gören ailelerin çocuklarını sporun atasına yönlendirmeleri hiç de uzak bir ihtimal değil. Atletizme büyük ilgi gösteren Fikret Ünlü gibi bir bakanla ve Mehmet Yurdadön gibi bu işin içinden gelen bir federasyon başkanıyla umudumuz artıyor. Akıllı bir planlama bize birkaç yıl içinde yeni Süreyya'lar getirir.
Televizyonlarda St.Kitt's and Nevis, Cayman Adaları, St.Vincent gibi adı sanı duyulmamış ülkelerin sporcularını önemli yerlerde gördüğümüzde üzülüyoruz. 70 milyon nüfuslu bir ülkede dünya çapında sporcu yetiştirmekte zorlanırken Süreyya gibilerini görmek içimizi ferahlatıyor. Hiçbir zaman başaramadığımız planlı ve programlı çalışmayı bir kez olsun gerçekleştirebilirsek, belki 10-12 yıl içinde biz de atletizmde komşumuz Yunanistan gibi bir Olimpiyat şampiyonu çıkarabiliriz.