|
|
 |
| |
|
Hayatımın fotoğrafı ölümün sarsıcı kareleri oldu
Onu ilk gördüğümde korkuluklara tutunmuş öylece bakıyordu. Sonra çekti ellerini... Bense bir robot gibi deklanşöre basıyordum
Her anını, yaşamımın her anında tekrar tekrar hatırlayacağım... Olayı yaşadığım günün sabahı saat 05.30'da gece nöbetçisi olan muhabir arkadaşımın telefonuyla uyandım. Mavi Akım projesi için Türkiye'ye giriş yapan Saipem 7000'in Boğaz'dan geçişini görüntülemekle görevlendirilmiştim.
HEY, BİRİ İNTİHAR EDİYOR
Boğaz'a doğru giderken aklımdaki tek şey dev gemiyi "en iyi açıdan nasıl fotoğraflayabilirim" sorusuydu. Boğaziçi Köprüsü'nün üzerinde yerimi aldım. Köprüde sadece ben, birkaç polis memuru ve karayolları personeli bulunuyordu. Platformun milim milim alçalmasını seyrederken, köprüden geçen özel bir otomobilin sürücüsünün sesiyle irkildim: "İleride intihar eden biri var!" Hiç duraksamadan gösterilen yere doğru koşmaya başladım. Bu arada arkamda kalan polisler beni uyarıyordu: "Sakın yaklaşma!" Aldırış etmedim; 10 yıllık meslek hayatımda onlarca intihar vakasıyla karşılaşmıştım. Gürkan'ı birden karşımda gördüm. İlk 30-40 metrede duraksadım, sonra deklanşöre basmaya başladım. Korkuluklara tutunmuş öylece bakıyordu. Müdahaleye fırsat vermemişti. 5 ya da 10 metre kala ellerini köprü korkuluklarından çekerek 64 metrelik boşlukta sırtüstü uçmaya başladı. Yapacak bir şey kalmamıştı. Bense programlanmış bir robot gibiydim. Ardı ardına deklanşöre dokunuyordum. Her şey bittiğinde kalbimin giderek daha hızlı atmaya başladığını ve sırtımdan buz gibi bir terin süzüldüğünü fark ettim.
ÇIRPINDI, ÖLDÜ, YIKILDIM
Beyaz köpükler beni kendime getirdi. Sonra onu gördüm. Kulaç atıyordu. "Yaşıyor" diye bağırdı birileri. Sevincim kısa sürdü. Gürkan deniz polisi kendisine ulaşıncaya kadar yok olup gitti. Gözlerime sanki bir avuç dolusu toplu iğne saplanmıştı. Tek hissettiğim gözlerimden süzülen yaşlardı.
|
|
 |
|