kapat
05.08.2001
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi

banner
Dünyadan
Spor

www.limasollu.com
Magazin
Astroloji

Para Durumu
Hava Durumu

Bizim City
Sizinkiler

www.euronet-tr.com
Sarı Sayfalar
İstanbul

Cumartesi Eki
Pazar Eki

Künye
E-Posta
Reklam
Arşiv

A T V

Win-Türkçe
ASCII

 
ALİ BAYRAMOĞLU(abayramoglu@sabah.com.tr )

Yılmaz'ın resti

ANAP cephesinde bir değişiklik yok... Kurumdan çok kişiyi, partiden çok Mesut Yılmaz'ı öne çıkaran; genel başkanlık yarışına konu olan genel kuruldan çok, bir tüzük toplantısını andıran ANAP kongresi, son yılların modası "depolitik imaj"dan ödün vermiyor, "iç siyasetten uzak havası"yla dikkat çekiyordu.

Siyaset, partinin içinde değil, Yılmaz'ın dilinde vardı. Nitekim, kongrenin en ilginç bölümünü Mesut Yılmaz'ın parti içi hesaplaşmaları, sistem içi kavgaları gündeme getirdiği konuşması oluşturdu.

Yılmaz, "partinin son zamanlarda içeriden vurulduğunu hatırlatarak" daha disiplinli bir liderlik tavrının devreye gireceğini söylüyordu. ANAP'ın bir yol ayrımına geldiğini belirtiyor, yeni siyasi söylemi, geleneksel değerler ile çağdaş hakları, halkın duyarlılıkları ile rasyonelliği birbirine bağlayan "modern muhafazakârlık" olarak tanımlıyordu. Değişim projesi olarak Ulusal Belge'yi, vizyon ve hedef olarak Avrupa Birliği'ni koyuyor. Buna karşılık değişimin başkalarının, özellikle Batı'nın denetiminde olduğu "rastgele gidişe" karşı siyasi irade oluşturulmasının kaçınılmazlığından dem vuruyordu. İnsan hakları, demokrasi ve hukukun bunun temel araçları olduğunu söylüyordu.

Yılmaz'ın bu sözlerinde, bunlar "salt söz olarak ele alındığında, önü ve arkası bir kenara bırakıldığında" itiraz edilecek hiçbir yön bulunamaz.

Ancak Yılmaz'ın "siyasi proje ve siyasi hesaplaşmayı iç içe geçirme "alışkanlığı", "fayda-ilke dengesinde genellikle birincisinden yola çıkma eğilimi", hepsinin ötesinde, eleştirdiği uygulamaları doruğa çıkaran bir hükümetin üyesi olması, sözlerinin gücünü kaçınılmaz olarak sınırlıyor, inandırıcılığını baltalıyor.

Nitekim Mesut Yılmaz, son dönemlerde özellikle yolsuzluk soruşturmaları nedeniyle "askeri otoriteyle atışmalı bir gerginlik" yaşamıştı. Tantan'ın görevden alınmasından sonra ve Yüksek Askeri Şura öncesindeki bazı gelişmelerle bu gerginlik bir "satranç maçı"na dönüşmüştü. Maç bugün de alabildiğine devam ediyor. Mesut Yılmaz'ın "sivil siyaset" üzerine yaptığı vurgular, "sivillik ilkesi"ne yaptığı göndermeler, bu mücadeleyle sıkça kesişiyor.

Dünkü kongre konuşmasında Yılmaz, bu çerçevede "bir liderin ağzından ilk kez bu denli net bir şekilde çıkan" bazı sözler sarfetti, bazı saptamalar yaptı.

Mealen şöyle diyordu:

"Ulusal Belge'nin önündeki en büyük engel, sivil siyasetin ulusal güvenlik gerekçesiyle geriletilmesidir. Ulusal güvenlik kavramı bugün değişimi engellemek, değişimin önüne set çekmek için kullanılıyor. Değişimin can damarlarını kesmek için kullanılıyor. Türkiye bu kavramın kapsamı ve sınırlarını yeniden belirlemek zorundadır. Bu ülkede bir ulusal güvenlik sendromu vardır. Bunun üzerindeki perdeyi çekmek gerek. Hak ve özgürlük alanı da bu kavram üzerinden daraltılıyor. Oysa hak ve özgürlük alanının genişlemesi ulusal bütünlüğün muhafazasının garantisidir, toplumsal uzlaşmanın kurucusudur, devletin gücünün pekiştiricisidir..."

Şüphesiz ANAP Genel Başkanı bu sözleriyle "askeri otoriteye, onun siyasi duruşuna cepheden müdahale" ediyor, tavır alıyor, "askeri alanı daraltmak" için bir hamle yapıyordu.

Bununla birlikte bu sözlerle "Mesut Yılmaz, ülkenin en temel sorununu gözler önüne seriyor, yer aldığı siyasi merkezin tam ortasından resmi devlet ideolojisinin bir reçete değil, bir sorun kaynağı olduğunu, radikal bir muhalif diliyle ortaya koyuyor"du.

Bu, ilk kez olan önemli bir tavır ve gelişmedir...

Umarız Yılmaz, "sözleri"ni bu kez "eylem"e dönüştürme niyeti ve iradesi taşıyordur. Eğer öyleyse bu iradeyi göstermek için şu anda bulunduğu konum hareket geçmek için yeterlidir...

Bekleyelim görelim...

www.sigortam.net


Copyright © 2001, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır