Bodrum- İstanbul uçacağız... Geceyarısına doğru, son uçak. RJ-100 pistte duruyor. Haydi buyur ettiler, yer kuponları elimizde sıraya girdik, aprona çıkıp uçağa yürüyeceğiz...
Herkes elinde cep telefonu canlı yayında...
- Lale kızım, şimdi çağırdılar, geliyoruz hayatım. Hadi sen yat. Yok yok bekleme... Dolapta cacık mı var? Ah sen ne şekersin seen. Peki tatlı kızım birazdan görüşürüz.
- Kazım Efendi biz hanımla geliyoruz, sen arabayı iç hatların önüne getir tamam mı? Arabaya pasta cila çektirdin mi? Güzel! Kaç para tuttu? Yok ya! Değdi mi bari?
- Ümiiiit! Hayatım dönüyoruuuum. Yanına geliyoruuum. İki saate oradayım. Ciao tatlım.
Görevli uyarıyor....
Hanımefendi aprona telefonla çıkamazsınız, kapayın lütfen...
Hanım aprona çıkıyor ama kenarda duruyor, ilerlemiyor...
- Laleciğim sen yat kızım ama alarmı kurma, şifresini unuttum. Yok bekleme diyorum sana cici kızım.
Neyse sonunda herkes uçağa biniyor...
Motorlar çalışıyor...
Pist başına doğru ilerliyoruz...
Hostesler devrede...
"Uçağımızda bilmem kaç adet çıkış kapısı bulunmaktadır. Bunlardan ikisi uçağın önünde ikisi ortada..."
Bu arada uçak ilerliyor ama bir türlü hızlanmıyor...
Sonra zınk duruyor!
Bir bakıyoruz terminalin önüne dönmüşüz...
Pilottan anons:
"Sayın yolcular bir teknik arıza oldu. Baktırıyoruz. Birazdan kalkarız."
Yolcularda ufaktan bir gerginlik acaba ne oldu diye...
Bekleyiş uzuyor...
Pilottan bir anons daha:
"Sayın yolcular sizi bekleme salonuna alacağız. Arıza giderilince kalkacağız!"
Salona girer girmez bütün telefonlar devrede:
- Hayatım gecikiyoruz...
- Kızım bak zaten gecikme var, sen uyu gerçekten...
- Ümit buluşacağız ama daha geç buluşacağız. Mutlaka buluşacağız tatlım. Yok yok basit bir şey şimdi yapacaklar...
Yolcular kendi aralarında böyle konuşuyor ama bekleme salonunda komplo teorileri gırla...
- Ay frenleri tutmuyormuş. Yani havalanmasında bir problem yok. Havalanır da... İstanbuıl'a inişte fren bir tutmadı mı? Alimallah. Allah korusun!
- Yok yok fren değil. Yani fren olsa bile hidrolik arızası elektrik arızasına bağlı. Uçağın sigortaları atmış. Sigorta atınca tabi ne oluyor? Elektrik gitmiyor, elektrik gitmeyince ne oluyor? Pilotun emri gitmiyor. O zaman ne oluyor, Allah muhafaza ne iniş takımı açılır ne fren tutar.
- Peki motor nasıl çalışıyor o zaman?
- Onun sigortası farklı demek ki!
- Ya havada başımıza gelseydi, şükür kalkmadan oldu. Havada olsaydı çakılmıştık vallahi.
- Yok çakılmazdık da çok sert inerdik. Yani aslında bu Rj-100'ler var ya... Çok güvenli, dört motorunu kapat planör gibi iner valla.
- Ay siz nereden biliyorsunuz bu uçakları bu kadar iyi?
- Bizim yeğen çok meraklı, o anlattı. Pilot olacak inşallah.
Bir görevli salona bağırıyor:
Sayın yolcular arıza giderildi. Uçak tamam, hiç bir şey yok. Pilot aynı pilot. Uçağa buyrun efendim.
Yine telefonlar:
- Hayatım geliyoruz bu sefer. Pilot da aynı pilotmuş. Yani bu pilot uçmam demiyor... Yerine daha cesur pilot koymamışlar. Ay onunki de can tabiii, bir şey olmaz biz geliyoruz. Sordurdum hayatım, izmir'den de uçak yok. Gecenin bu saatinde dört saatlik yol. Artık Allah acısın hepimiz biniyoruz işte.
Uçağa biniyoruz.
Uçağa tırmanan merdivenden pilotla göz göze gelince koridorda buluşuyoruz...
Pilot anlatıyor. Bütün uçaklar ama hele bu Rj-100'ler cep telefonlarına çok hassas. Birisi telefonu açık bırakmış, yedek sistem etkilendi. Biz de uçağın bilgisayarını "reset"ledik. Millet telefonunu gerçekten kapatsa, şimdiye İstanbul'a inmiş olurduk.
Pilottan herkes telefonlarını kapatsın, her yolcu yanındakinin telefonu kapalı mı kontrol etsin anonsu...
Uçağın arkasında patlak veren bir kavga...
Meğer bir adam uçağa, telefondan nem kaptığı için arıza veren uçağa binerken de cepten konuşma yapıyormuş!