Cuma günkü yazımızda, NATO'nun "Bir müttefike saldırılması durumunda, derhal ona yardıma gidilmesini" içeren 5'inci maddesinden söz etmiş ve "Bazı Avrupalı müttefiklerimizin, bu maddenin işletilmesi konusunda, Soğuk Savaş dönemindeki duyarlılıklarını taşımadıklarını" yazmıştık..
Bu, Ulusal Güvenlik bakımından çok önemli bir tespittir.. Ve bu tespit, sadece bizim tarafımızdan değil, ama, gerek ABD gerekse Avrupa'da, düşünce üreten kurumlarda da tartışılmakta, benzer tespitler orada da yapılmaktadır..
Yine aynı yazımızda, bir başka tespitimizi daha dikkatinize getirmek iştemiştik.. O nokta şu idi:
"NATO üyesi bazı Avrupa ülkeleri için Ortadoğu, doğrudan bir tehdit bölgesi değildir. Ama Türkiye için durum bunun tam tersidir.. Burada başlayacak ve bize de yönelebilecek bir gelişmenin yaşanması durumunda, olayı kendisine yönelik bir tehdit olarak algılamayan NATO'nun bazı Avrupalı üyeleri, 5'inci maddeyi işletmekten uzak duracaklar.."
Bu iki tespitimizin sonunda, Türkiye'nin, "Ulusal Güvenlik" konseptini, yeni baştan ele alıp, değerlendirmesi gerekiyor diye düşünüyoruz.. Bu yeni konsepti de, konu ile ilgili sivil ve askeri kurumların birlikte hazırlaması lazım..
Batı Avrupa Birliği denilen kurumun ilk oluştuğu 1990'lı yılların ilk yarısında, "Acaba bu oluşum NATO'nun sonunu mu getirecek?" sorusunu, bu sütunda gündeme taşımıştık.. Başını Fransa'nın çektiği Avrupalılar'ın böyle bir yolu seçebileceklerini anlatmaya çalışmıştık..
Bizim, tehdit algılamamızla, bazı Avrupa ülkelerinin tehdit algılaması, artık birbirine ciddi biçimde ters düşmeye başlamıştır..
Bu tespitlerin ışığında da, bizim Silahlı Kuvvetler'imizin, sil baştan organize edilmesi gerekiyor.. Örneğin, büyük ve ağır hareket edebilen birliklerden, küçük, hareketli ve yüksek vurucu güce sahip bir yapılanmaya geçmek..
Orduyu, bu tespitlerin ışığında yeniden yapılandırmak.. Doğru cümle işte bu.. Belki Ordu Komutanlıkları'nın yapısını yeniden ele almak.. Bazılarını kaldırıp, bazılarını yeniden kurmak..
Profesyonel askerliği alabildiğine genişletmek.. Profesyonel asker/subay olarak alınanlara, belli bir hizmet süresi sonunda üniversite veya üniversite üstü örneğin doktora yapması için burs vererek, profesyonelliği teşvik etmek..
Belki de, yeniden yapılanmamızı NATO çerçevesi yanında, stratejik ilişkilerimizi daha ileri boyutlara taşıyarak, zenginleştirmek..
Maalesef coğrafi konumumuz, İsviçre veya Fransa gibi olmadığından ve çevremizde her türlü olumsuz gelişme her an yaşanabileceğinden, Ankara, yukardaki tespitlerimizi bir an önce kendi arasında da değerlendirmek zorundadır..
Çünkü, 5'inci maddenin işletilmemesi olasılığı, Türkiye için çok önemli bir tehdittir.. MGK'da bunlar konuşuluyor mu acaba? Onu bilmiyoruz ama, konuşulmasının Türkiye için hayati derecede önemli olduğunu biliyor ve görüyoruz..
Her ulus için olduğu gibi, bizim için de hayati derecede önemli olan güvenlik konusu, hızla değişen dünya düzeninde, çok önemli bir noktaya doğru hızla gitmektedir..
Böyle bir yeniden yapılanma, Türkiye'de, "Yumurta kapıya dayanınca harekete geçmek" üzerine kurulu olan anlayışı da yıkacak ve çağdaş bir tutum almak olacaktır..
Türkiye'nin son derece iyi yetişmiş siyaset bilimcileri var.. Onların da böyle bir yapılanma sürecinde, fikirlerini söylemeleri gerekiyor..
Bu mesele, şu veya bu partinin meselesi değil, ama Türkiye'nin tüm düşünen kafalarının meselesi olmalıdır.. Türkiye'nin yeni stratejisinin ne olması gerektiğini gelecek günlerde de sizlerle paylaşmaya çalışacağız..