|
|
 |
| |
|
Ya çağdaşlık yolu ya Saddam'ın yolu
Mesut Yılmaz, ANAP Kongresi'ndeki konuşmasında "Türkiye'nin önünde iki yol var" dedi ve ekledi: Ya çağdaş dünyayla birlikte yürüyeceğiz ya da Ortadoğu'da Saddam'ın yolundan gideceğiz
Anavatan Partisi'nin 7. Olağan Büyük Kongresi Ankara'daki ASKİ Spor Salonu'nda çalışmalarına başladı. ANAP'ın "Lirik gösteriler"in yanı sıra beş genel başkan adayının yarışmasıyla birlikte renkli görüntülere de sahne olan büyük kongresinde genel başkan Mesut Yılmaz önemli mesajlar verdi. Yılmaz "Türkiye'nin önünde iki yol var. Biri Turgut Özal'ın çağ atlatan yolu, diğeri statükonun yolu" dedi. Alkışlar arasında kürsüye çıkan ve konuşmasının bu bölümünde "Türkiye'nin yol ayrımında" olduğunu belirten Yılmaz, ANAP kongresinin de ülkenin ve partinin bir yol ayrımına geldiği kritik bir dönemde yapıldığını söyledi. İşte Yılmaz'ın, ANAP Kongresi'ndeki konuşmasından önemli başlıklar:
İKİ YOL AYRIMI
Önümüzde iki yol var. Bunlardan birisi merhum Özal'ın bizlere miras bıraktığı Türkiye'ye yeniden çağ atlatan bir yoldur. Diğeri statükonun bataklığında her geçen gün ülkemizi bir alt kümeye götüren yoldur. Bu yolun biri ekonomimizi güçlendirecek, kalkınmamızı sağlayacak olan yoldur. Yolların diğeri krizlerle boğuşacağımız, çivi üstüne çivi çakmaktan aciz bırakacak yoldur. Bu yollardan biri ülkemizdeki ayrım yapmadan kucaklayacak yoldur, diğeri her geçen gün daha fazla insanımızı birbirine düşman edecek yoldur. Biri Türkiye'yi dünyaya, AB'ye ulaştıracak yoldur diğeri Ortadoğu'daki "Baas" tipi yönetime götürmektir. Yollardan biri aydınlık, diğeri karanlıktır. Bakın karanlık yolda bizleri neler bekliyor? Şiddetlenen problemler bekliyor. Rejim kavgaları var. Bu tehditlerden kalan insan hakları ihlalleri var. Düşen hayat kalitesi var. Çöken devlet hizmetleri var. Peki aydınlık yolda bizi bekleyen neler var? Yükselen demokrasi, iyileşen insan hakları, aygıt olarak küçülen ama etkinlik olarak büyüyen bir devlet. Yoluna girmiş bir ekonomi. Artan gelir düzeyi, yükselen hayat standartları. Devlet kurumları arasındaki uyum, sosyal barış, uluslar arası saygınlık, çağdaş dünya ile Avrupa ile bütünleşme. Girdiğimiz yola göre ya çağı yakalayacağız ve geleceğimiz sağlam bir biçimde ayağa kalkacağız ya da çağdışı kalacağız. Yolların birinde çağdaş dünya ile beraber yürüyeceğiz, diğerinde Saddamlar'la Miloseviçler'le beraber yürüyeceğiz.
DÜŞMANIMIZ ÇOK
Bugüne kadar eksilerimiz oldu ama bize diş bileyen düşmanlarımız var. En başında güçlü bir statüko var. İçeriden ihanetlerin yaraları var. Partimizin maruz kaldığı hücumlara karşı tek bilek çıkamayışımız var. İcraatlarımızı anlatamayışımız var. Çalışıp ter döküp iktidara ulaşmak yerine armut piş ağzıma düş diyenlerimiz var. Partimizden güç alıp başka partilerin bahçelerini sulayanlar var. Partimiz sayesinde bir makama gelince teşkilata sırtını çevirenlerimiz var. Ama kimse unutmasın ki, ANAP Osmanlı gibi. İçten biri, dıştan biri yıkmaya çalışsa da kimse ANAP'ı yıkamayacak. Başka partilerin ağzıyla konuşanların ağızlarını kapatmamız lazım. Düşmanlarımıza destek olanları aramızdan temizlememiz lazım. Hiç kimse unutmasın ki, biz iyiysek, güçlüysek, Türkiye de iyi ve güçlü. Biz zayıflamışsak, Türkiye de zayıflamıştır. Cumhuriyetimizin 100. yılında Türkiye bizim programımıza göre her türlü kalkınmasını tamamlamış ülke olmalıdır. İnanarak hep birlikte tekrarlayalım ki, 'Yepyeni bir gelecek ANAP'la gelecek'.
MHP'YE ELEŞTİRİ
Milletimiz, değişimin AB üyeliği ile gerçekleşeceğine inanmaktadır. İkincisi, insan haklarına karşı duyarlılık vardır. Hak ve özgürlükler, ekmek, güvenlik gibi temel ihtiyaç haline gelmiştir. Üçüncüsü halkımız günlük kısır çekişmelerden bıkmıştır. Dördüncüsü aşırılıktan hoşlanmayan milletimizin, din ve milliyet konusunda ılımlı bir yaklaşım geliştirdiğidir. Bu yaklaşımla, milletimizin milliyetçi ve muhafazakar anlayışında azalma olmamış, bu anlayış dönüşüme uğramıştır. Biz buna modern muhafazakarlık adını verdik. Bu sosyal gelişmenin siyasi sonuçları da olacaktır. Yapılacak iş, din ve milliyetçiliğin aşırılıkların, tasallutundan kurtarılmasıdır.
SON 10 YILA BAKIN
Bugünkü durumu tahlil edebilmek için son 10 yılı iyi okumamız lazım. 10 yıl önce IMF, Dünya Bankası geri kalmış ülkelere, Türkiye'yi örnek gösteriyordu. ABD, Avrupa, Türkiye'yi bölgesel güç olarak görüyordu. Bugün geleceğimizi şekillendirecek değişiklikleri kimlerin denetiminde yapıyoruz? Ne oldu da bu duruma geldik? 1991 yılında 3 aylık hükümetimizde seçime gittik. Amacımız, bugün yapılan reformları gerçekleştirmekti. 1991'deki seçimi 3 puanlık farkla kaybettik. Bizden sonra reformlar ertelendi, günü kurtarma dönemi başladı. 1991'de biz bıraktığımızda kamu bankalarının bir kuruş görev zararı yoktu. Türkiye 10 yıl büyümedi, küçüldü. Ne bölücü terör, ne afetler, mücadele ettiğimiz siyasi anlayışın tahribatı kadar Türkiye'yi tahrip etmemiştir.
YENİ OLUŞUM: TAKIYYE
1991'den bu yana hiçbir seçimde hiçbir parti yüzde 22'yi geçemedi. Halkımız her seçimde yeni arayışlarla yeni maceralara atılmaktan da geri kalmadı. Şimdi bugün de birileri programı olmadan, projesi olmadan sadece kılık-kıyafetini değiştirerek, ama aslında değişmeden takiyye yoluyla kendilerini umut olarak takdim ediyorlar. Yeni oluşum, yeni macera demektir. Toplumumuz duygusallıkla yönetiyor. ANAP olarak biz, hep halkımızın sağduyusuna seslendik. Hiç hayali vaad de bulunmadık. Toplumumuz aklın hakimiyeti yerine, duyguların vesayeti altındadır. Aklı selime geri dönülmelidir.
YOLSUZLUKLAR
Yolsuzluklarla mücadele hassas bir mücadeledir. Yolsuzlukla mücadele diye dernek kuranların, tescilli yolsuzluklara ödül verdiğini gördük. 1960'tan beri siyaseti karalamak isteyenlerin, yolsuzluk iftiralarıyla siyaseti küçük düşürmek isteyenlere tanık olduk. Hayatlarında başarı gösteremeyenler başkalarını eleştirerek, iftira atarak kendilerini büyük göstermek istediler. Çivi üstüne çivi çakmamış olanlar bize böyle saldırdılar. Koskotas dosyalarıyla çıkanların yalan olduğu yargı kararıyla ortaya çıkmıştır.
ULUSAL GÜVENLİK
Ulusal güvenlik bir devletin bekaasını sağlamaya dönük son derece önemli bir kavramdır. Ama bu kavram tam tersine cereyan etmektedir. Ulusal güvenlik ulusun bütünlüğü demektir. ANAP olarak Türk devletinin iki tane ve mutlaka korunması şart gördüğümüzü söylemek istiyorum. Birisi üniter devlet diğeri de laiklik. Ulusal güvenlik kavramı muhtevası ve gerekleri ile kamuoyunda mutlaka tartışmaya açılmalıdır.
ANAP, DEĞİŞİMİN VE YENİLİĞİN ADRESİ
Yılmaz, Kongre konuşmasında partililer ve genel başkan adaylarına seslenerek "Türkiye'nin bugünkü durumundan hoşnut olanın ANAP'lılığından şüphe ederim" dedi. Yılmaz, "Burada konuşacak hiçbir arkadaşım, aynı siyasi ailenin fertleri olduğumuzu, aynı kaderi paylaştığımızı unutmamalı. Bu salonda Türkiye'nin bugünkü durumundan mutlu olan tek kişi yoktur" dedi.
Yılmaz, partililere şöyle seslendi: "ANAP, dizlerini dövenlerin partisi değildir. En zor zamanda yapılması gerekenleri, yapanların partisidir. ANAP değişimin, yeniliğin adresidir. Fırsat tanındığında, Türkiye'yi yeniden yapılandıracak partidir. ANAP olarak, tek başına iktidar, değişime olan özlem ve hasreti dindirmeye talibiz. Sahada koşmaya takati olmayanlara ANAP'ın ihtiyacı yoktur. Artık partinin ağırlık değil, ağırlığı taşıyacak olanlara ihtiyacı vardır. Onun gönlü kırılmasın. Bunun hatırı kalmasın dönemi ANAP'ta bir daha açılmamak üzere kapanmıştır. Zor şartlar altında bile bundan kişisel menfaat sağlamak isteyenlere, kapımız kapalıdır."
Yılmaz çiftine büyük coşku
ANAP Lideri Mesut Yılmaz saat 11.20'de eşi Berna Yılmaz ile birlikte yoğun tezahürat ve sevgi gösterileri arasında salona geldi. Yılmaz, salonda tur atmadan kürsünün bulunduğu platforma yöneldi. Yılmazlar, burada el sallayarak, salonu selamladılar. Ardından da el ele tutuşarak, ANAP'lılara selam verdiler. Kemik rengi elbise-ceket takımı ile göz kamaştıran Berna Yılmaz, delegelerden ve partililerden büyük alkış aldı. Kongre salonunda sigara yasağı uygulandı. Sigara tiryakisi Mesut Yılmaz uzun süre sigara içemeyince dinlenmek üzere zaman zaman gittiği kendisine ayrılan odada peş peşe sigara içti.
Kongrede Apo tepkisi
ANAP'ın kongresinde merhum cumhurbaşkanı ve ANAP kurucusu Turgut Özal ile parti şehitleri anısına saygı duruşu yapılırken tribünlerden iki izleyicinin "Apo'yu ne zaman asacaksınız" "Kanı yerde kaldı şehitlerimizin" diye tepki sloganı attıkları duyuldu. Delegeler tarafından susturulan partililer dışarı çıkarıldı.
Genel Başkan adayları ve bugün belirlenecek yeni MKYK'ya aday olanlar, salonda delegelerden oy almak için çeşitli aktiviteler gerçekleştirdiler. Genel Başkann yardımcısı Bülent Akarcalı, üzerinde adı yazılı kolonyalı mendilleri vererek delegelerden oylarını isterken, bir diğer lider adayı Necla Akben de vaadlerini sıraladığı broşürleri salonda dağıttı. Salona sönük bir biçimde giren Eyüp Aşık, kongrede sesini az sayıdaki taraftarı ile duyurmaya çalıştı.
Nuri Sefa ERDEM - Şebnem HOŞGÖR-Elif ERGU -Ali EKEYILMAZ- Fehmi ÖZTEKİN
|
|
 |
|