kapat
05.08.2001
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi

banner
Dünyadan
Spor

www.limasollu.com
Magazin
Astroloji

Para Durumu
Hava Durumu

Bizim City
Sizinkiler

www.euronet-tr.com
Sarı Sayfalar
İstanbul

Cumartesi Eki
Pazar Eki

Künye
E-Posta
Reklam
Arşiv

A T V

Win-Türkçe
ASCII

 

Kurtuluş tahsilat şirketinde


Uluslararası kuruluşlarla birlikte sektörün ortak olacağı bir fon, batık kredileri üstlenecek. Bu fon zamanında krediyi ödeyemediği için kapısına kilit vurmaya hazırlanan şirketlere, zaman vererek, onlara nefes aldıracak
Şu sıralarda üzerinde en çok durulan konu döviz kurları olsa da, Türkiye'yi belki daha da fazla yaralayacak bir başka tehlike büyüyor: Zordaki şirketler ve sorunlu krediler. Daralan ekonomi nedeniyle borçlarını ödeyemez hale gelen şirket ve bireylerin sayısı giderek artıyor. Reel sektör temsilcileri kadar, bu konuda birlikte acil çözüm üretilmesini her fırsatta dile getiren bir bankacı da var. Yapı Kredi Genel Müdürü Naci Sığın, reel sektörü rahatlatacak, dolayısıyla bankaların yükünü de alacak bir "aktif yönetim şirketi" kurulmasını öneriyor.

Sığın, finans kesiminde yer alan biri olarak reel sektörün sorunlarına bu denli kafa yormasını da bir espriyle yorumluyor: "Bu gidişle beni TOBB'a başkan yapacaklar!"

* Kur riski, faiz riski derken, karşınıza ciddi boyutta bir kredi riski çıktı. Sıkıntı ne seviyede?

Tahsili gecikmiş alacaklara bakıldığında geçen yıl sonuna göre iki kart artış var. Ekonomi ilk yarı yılda yüzde 9-10 civarında küçülürken, hem reel sektörü, hem de bireyleri ciddi şekilde etkiledi. Özellikle devalüasyondan sonra reel sektörde yaşanan sıkıntının boyutu çok arttı. İflaslar fazlalaştı, ödemelerde güçlük çekilmeye başladı. Bu süreç bitmiş de değil...

BORÇLUYA TOLERANS
* Kredileri geri almakta zorlanıyor musunuz?

Mart sonunda faiz tahsilatında iyi sonuç aldık. Ama Haziran sonu için aynı şeyi söyleyemeyeceğim. Şubat ayındaki krizin etkisi net olarak yansıdı. Türkiye'nin böyle deli bir krize gireceğini kimse öngöremedi. Geçen yıl 200 milyon dolar cirosu, 100 milyon dolar borcu olan "iyi" durumda bir şirkete bu yıl baktığınızda, cirosu 30 milyon dolara inmiş! Tabii ki borcunu ödeyemiyor. 2001 başına kadar ne faiz, ne de anapara ödemelerinde hiç bir aksatma yapmamış, bu durumda çok fazla şirket var.

* Başta kredi kartı borcu olmak üzere çok sayıda insan da ödeme güçlüğü içinde. Bu konuda durum nedir?

Aynı şey onlar için de geçerli. Çünkü insanlar öngöremedikleri şekilde işlerini kaybetti. Kasım ayından bu yana 800 bin kişi işten çıkarıldı. Bu insanların bakmakla yükümlü olduğu ailelerini de düşünürsek, 2.5 milyonu aşkın kişi bundan etkilendi.

* Borcunu ödemekte zorlanan şirketlere veya özellikle bireylere bir esneklik tanıyabiliyor musunuz?

Herşeyden önce bu duruma düşenlere her zamankinden daha esnek davranmaya özen gösteriyoruz. Ama bankaların da imkânları kısıtlı. Şu andaki karşılıklar kararnamesine göre hareket etmemiz gerekli. Bu durum bize çok fazla esneklik şansı tanımıyor. Bu mevzuat, zor duruma düşen borçlu için maalesef fazla yaşama şansı tanımıyor. Kanuni takibe geçmeniz gerekiyor.

SORUMLULUK BANKALARIN
* Nedir bu işin çözümü?

Bir "Aktif Yönetim Şirketi'nin" hayata geçirilmesi gerekiyor. Güney Kore, Tayland veya Meksika'da yapıldığı gibi... Bu bir çeşit Fon şirketi. Büyük ölçüde Dünya Bankası veya IFC gibi alt kuruluşlarından sağlanacak kaynaklarla çalışan bir şirket olacak.

* Bu şirket nasıl çalışacak, amacı ne olacak?

Bankaların sorunlu kredileri geçici bir süre için bilançolarından çıkarılacak. Aktif Yönetim Şirketi'ne devredilecek. Bu kredilerin karşılığında bankaya bir miktar kaynak aktarılacak. Böylece bankaya nakit girişi sağlanarak, başka şirketlere kredi verme imkânı sağlanmış olacak. Ancak sorunlu krediyi tahsil veya takip ekme sorumluluğu bankada kalacak. Para tahsil edildikçe, banka Fon'a olan borcunu geri ödeyecek. Veya bu Fon diyelim 1 dolarlık sorunlu alacağı 30 cent'e bankadan satın alacak.

* Reel sektörün durumuna bakılırsa çok fazla bir kaynak gerekmez mi?

Toplam verilen kredi miktarı 30-32 milyar dolar civarında. Sorunlu kredi oranı yüzde 8 seviyesinde. Yüzde 10'a çıktı desek bile yine 2.5-3 milyar dolarlık bir kaynak yeterli.

* Bu kaynak nasıl sağlanacak?

Değişik mekanizmalarla sağlanabilir. Devletin kaynakları sınırlı. Dünya Bankası veya IFC gibi alt kuruluşlarından kaynak gelmesi gerekiyor. Buna ek olarak bankacılık sisteminin de katkısı olabilir.

4 milyar $ kaçtı
* Krizin ardından kurların sürekli yükselmesi ve güvenin sarsılması nedeniyle yurtdışına para kaçışı var. Bunu çevremizdeki insanlardan net olarak gözleyebiliyoruz. Ne kadar para gitmiştir?

Kasım'dan beri giden para yaklaşık 3.5-4 milyar dolardır. Zaten ödemeler dengesi rakamlarındaki net hata noksanın büyük kısmı bunu gösteriyor.

* Bir de 'çekmeceye' girenler var!

Evet. Bu da var. Yastık altında tutulan her dolar, ABD Merkez Bankası'nı, her mark Avrupa Merkez Bankası'nı sıfır faizle fonlamak demek. Bizim ne ülke, ne de toplum olarak böyle bir kudretimizin olduğuna inanmıyorum.

İnsanların psikojisinin bozulması, güven kaybı böyle bir davranışa sürükledi. Normal zamanda yapmayacağımız şeyleri yapıp, krizi derinleştiriyoruz. Türkiye'de yaşayacaksak, daha sakin bakmamız gerekiyor.

Zaten mali sistemimiz çok dar. Yurtdışına kaynak göndererek veya parayı yastık altına sokarak bunu daha da küçültüyoruz.

Sorunlu krediye vade tanımamıza yasa engel
Yapı Kredi Bankası Genel Müdürü Naci Sığın, zordaki şirketleri kurtaracak onlara nefes aldıracak yeni fon şirketinin nasıl kurulacağını ise şöyle açıkladı: "Örneğin Merkez Bankası'nda duran mevduat munzam karşılıkları çözülebilir. Bankalar bu kaynağı Hazine'ye verir. Hazine Merkez Bankası'na olan borcunu öder. Bize de munzamlar karşılığında bono verir. Bonoları da Aktif Yönetim Şirketi'ne koyarız. Bonolarla birlikte yurtdışı kuruluşlarından da kaynak alan şirket, sorunlu kredileri bizden satın alabilir veya geçici süreyle devralır."

* Böylece 'Bankaların elini kolunu bağlayan sorunlu krediler bilançodan ayıklanır, başka şirketlere kredi açma kaynağı da bulunur' diyorsunuz. Zor durumdaki şirkete bunun yararı ne?

Bizim sıkıntıda olan şirkete vade tanıma imkânımız yok. Mevzuat nedeniyle takibe almak zorundayız. Ama bu Fon vade tanıyabilecek. Şirket de zaman içinde çalışıp, bu parayı ödeyebilecek. Yani sorunlu kredilerin Fon'a taşınmasıyla o şirketlerin hayatını devam ettirmesini sağlanacak. Bu sistemin amacı bir bankanın sorunlu krediden kurtarılması değil. Direkt reel sektöre destek.

* Bankalar Birliği olarak bu konuda bir girişiminiz oldu mu?

Konuyu ilgili mercilere taşıdık. Geçen hafta ekonomi yönetiminin yaptığı açıklamalarda da bu konuda bir çalışmanın olduğu görülüyor.

www.sigortam.net

Copyright © 2001, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır