kapat
01.08.2001
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi

banner
Dünyadan
Spor

www.ciceknet.com
Magazin
Astroloji

Para Durumu
Hava Durumu

Bizim City
Sizinkiler

www.euronet-tr.com
Sarı Sayfalar
İstanbul

Cumartesi Eki
Pazar Eki

Künye
E-Posta
Reklam
Arşiv

A T V

Win-Türkçe
ASCII

 
METİN MÜNİR(mmunir@sabah.com.tr )

Altın madeninde mayın tarlası

NTV'de ekonomik krizden çıkış için hükümetin 70 milyar dolar değerindeki 6.500 ton altın rezervini üretime açmanın yollarını aradığını duyunca yine aklıma Lee Kuan Yew geldi.

Lee, biz nal toplar ve birbirimizi yerken ülkesinin milli gelirini 400 dolardan (1965) 22.000 dolara çıkartan Güneydoğu Asya adası Singapur'un ekonomideki Atatürk'üdür. Biz "köprüye hayır" diye bağırıp ebleh ideolojilerin ve demagogların peşinde koşarken Lee, Singapur'da akıl almaz reformlar yapıyordu. Ülkesini dünyanın en fazla yabancı sermaye çeken ülkeleri arasına soktu.

Bu işi nasıl başardığını da, geçen yıl "Üçüncü Dünyadan Birinci Dünyaya" (*) adıyla yayınladığı anılarında anlatıyor.

Kitabın Vietnam ile ilgili bölümünü ilginçtir. Vietnam'ın yabancı sermaye konusunda bize çok benzeyen özellikleri var.

Vietnam liderleri, Singapur'un başarısını gözleriyle gördükten sonra Lee'den kendilerine yardımcı olmasını isterler. Çünkü Vietnam, bölgede en az yabancı sermaye çeken ülkedir. Lee hafifçe afalladıktan sonra kabul eder. Ama işler hızlı yürümez. Çünkü Amerika'nın yenilmesi ve ülkenin birleşmesinin üstünden 26 sene geçmesine rağmen devletçilik ve yabancı korkusu kafalardan yaşamaya devam eder. (Bir şeyler çağrıştıyor mu?)

"Khai'ye (Vietnam Başbakanı) eğer yatırımcı çekmek istiyorlarsa, ilk gelenleri mutlu etmeleri gerektiğini söyledim," diye yazıyor Lee. "Bunlara Vietnam toprağına yatırımlarını yaptıktan sonra başarılı olmaları için gerekli her yardım yapılmalıydı. Oysa Vietnam bürokratlarının onlara uyguladıkları taktik, Amerikan askerlerine uyguladıkları taktikten farksızdı: Pusuya düşür, imha et. Bunun yerine uygulanması gereken politika, yatırımcılara dost gibi davranmak, bürokrasinin mayınları ve çıkmaz sokakları arasından sağ salim geçmelerini sağlamaktı."

Mayınlar ve çıkmaz sokaklar. Bergama Ovacık'ta altın madeni çalıştırmak için yatırım yapan Eurogold şirketinin Türkiye'deki macerasının adıdır bu.

1989'da keşfedilen Ovacık Altın Madeni Türkiye'de işletilmesi ekonomik değer taşıyan ilk altın yatağıdır. Altını bulan Eurogold, 1992'de Ovacık'ta çalışma izni aldı. İki yıl sonra çevre izniyle diğer izinler de alındı ve tesis inşaatına başlandı. İnşaat -bu Türkiye'nin ilk modern alın madeni idi- 1997'de tamamlandı. Şu ana kadar şirketin harcadığı para 100 milyon doları aşmış durumda. Ama cevher çıkarma işi hâlâ başlamadı çünkü Eurogold köylülerin, çevrecilerin, bürokrasinin, kör medyanın ve belkemiksiz politikacıların yarattığı bataklıkta debelenip duruyor.

Bergama'daki altının keşfi ile bugün arasında nerdeyse 12 koca yıl geçmiş.

Kim gelip senin altınını çıkaracak, ahbap? Dünya salaklarla mı dolu sanıyorsun.

Eurogold olayı çevre olayı diye yutturulmaya çalışılıyor ama, öyle değil. Çünkü Ovacık'taki, belki de dünyanın en güvenli altın madenidir.

Bergama olayı, bir halkın uyanışı olayı değil, uykuya devam edişi olayıdır.

(*) From Third World to First - The Singapore Story, Lee Kuan Yew. Harper Collins

www.sigortam.net


Copyright © 2001, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır