  
Bir dönem bitiyor
Necmettin Erbakan 1960'larda ortaya çıkmış siyasi figürlerden biridir. Aynı Demirel gibi, aynı Ecevit gibi, Türkeş gibi. Siyasi İslam'ın o döneme özgü örgütlenmeleri, sağın ana partisi olan Adalet Partisi içinde yer alırken, Erbakan da önce bu parti içinde faaliyet girişiminde bulundu. Güç ve taban sağlamak için Odalar Birliği'ne yöneldi. O dönemde AP içinde ve çevresindeki yolları Demirel tarafından kesilince ilk partisini kurdu.
Erbakan'ın ilk partisi olan Milli Nizam Partisi, ağır "İslamcı" bir parti olarak çıktı, ama radikal sağın İslamcı kesimlerini AP'den koparmayı başaramadı. Erbakan için dönüm noktası 1973 seçimleri sonrasında Ecevit'in CHP'si ile kurduğu koalisyon oldu. Bu koalisyon döneminde kendi bakanlıklarında öyle başarılı bir örgütlenme ve kadrolaşma gerçekleştirdiler ki, bunun meyvelerini bugüne kadar topladılar.
1980 askeri müdahalesi öncesinde Demirel-Erbakan-Türkeş üçlüsü tarafından kurulan ve ülkenin gerçekten cepheleşmesine büyük katkıda bulunan üç "Milliyetçi Cephe" hükümeti sayesinde Erbakan devlet içindeki örgütlenmesini güçlendirdi.
Geç kalan "keşif"
1995 seçimleri sonrasında Tansu Çiller ile kurduğu koalisyon hükümeti ise Erbakan için sonun başlangıcı oldu. "Başbakan" Erbakan ve ekibi attıkları her adımla, ağızlardan çıkan her sözle Türk toplumunu yeni bir kaygı dönemine soktular. Ülkenin yüzde 80'i Türkiye'nin çağdışı bir toplum düzenine çekilmek istendiğinin somut işaretlerini gördü ve gerçek bir tedirginliğe kapıldı.
Refah Partisi'nin Anayasa Mahkemesi tarafından kapatılması öncesinde ve sonrasında Erbakan ve ekibi "demokrasi"yi "keşfetti". O döneme kadar demokrasi ve insan hakları meselelerine uzak duran, demokrasiyi "Batı icadı" ama yararlanılması gereken bir "tramvay"a benzetenler; demokrasiyi, insan haklarını, Kopenhag kriterlerini ve hatta Türkiye'nin Avrupa Birliği üyeliğini dillerinden düşürmemeye başladılar.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, Refah Partisi davasını reddederken iki noktayı vurguladı: Şeriat devleti kurma isteklerini açıkça belirtmiş olmaları ve şiddete dönüşecek eylemlerin başlaması.
Ağır bir siyasi darbe
Mahkeme bu kararıyla, Türkiye'de demokrasiyi bir araç gibi gören siyasi İslamcı hareketlere ağır bir siyasi darbe vurmuştur. Ağır bir darbedir, çünkü bu hareketlerin demokratik çerçevede yer almadıklarını tescil etmiştir. Bu hareketlerin son dönemde tutturdukları "demokrat üslup" da mahkemeyi etkilememiştir.
Türkiye'de bir dönem, Erbakan'ın asli siyasi figürlerden biri olduğu dönem de sona ermektedir. Erbakan, Fazilet Partisi'ni uzaktan kumanda ile yönetmiş, Saadet Partisi'nin de gerçek lideri gibi davranmıştır. Bu etkinliğini sürdürebilmesinin nedenlerinden biri, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nden gelecek "lehte" bir kararın ardından yasağının da kalkacağı ve resmen partinin başına geçeceğine olan inançtır. Ve bu inanç dün sona ermiştir.
Bundan sonra Saadet Partisi'nde hızlı bir gerilemenin başlaması kaçınılmazdır. Bugün, Erbakan muhalifi olarak yeni bir parti kurmaya çalışan Tayyip Erdoğan ve "yenilikçi" kanadın önde gelen isimleri de, demokrasi dışı olduğu Avrupa Mahkemesi kararıyla tescil edilmiş olan RP'nin yöneticisi, sözcüsü, bakanı ve önde "savaşan" belediye başkanıydı. Bu karar onlar için de ağır bir siyasi darbedir.
|