kapat
01.08.2001
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi

banner
Dünyadan
Spor

www.ciceknet.com
Magazin
Astroloji

Para Durumu
Hava Durumu

Bizim City
Sizinkiler

www.euronet-tr.com
Sarı Sayfalar
İstanbul

Cumartesi Eki
Pazar Eki

Künye
E-Posta
Reklam
Arşiv

A T V

Win-Türkçe
ASCII

 
HAŞMET BABAOĞLU(hbabaoglu@sabah.com.tr )

Siyasetçinin komşumuzdan farkı!

Murat Karayalçın "Güvenilir olmak, yeni olmaktan önemli" demiş bizim Elif Ergu'ya...

Sabah'ın Pazar ekindeki röportajı kestim, iki gündür tekrar tekrar okuyorum ve çok iyi anlıyorum da Karayalçın'ı; bir yandan da fena halde kızıyorum!

Çünkü doğru... Güvenilir olmak, yeni olmaktan önemlidir.

Daha doğru söylemek gerekirse, güvenilir olmak yeni olmaktan daha değerlidir...

Ama...

Siyasette güvenilir olmak nedir?

Gündelik hayatta güvenilir olmakla aynı şey midir?

Karşı komşunun güvenilirliğiyle, babamın saygınlığıyla, bakkalın dürüstlüğüyle aynı şey midir; siyasetçinin güvenilirliği, saygınlığı, dürüstlüğü?..

Hayır!

Kesinlikle hayır!

Karayalçın sözlerine devam ederken "Türkiye'de güven bunalımı var; TESEV'in araştırma sonuçları çarpıcı! Türkiye'de insanlar kendilerinden başkalarına yüzde on güveniyorlar" diyor.

İyi de, daha önce siyaset yapmış; Başbakan Yardımcılığı, bakanlık yapmış veya bundan sonra yapacak olanların babamdan, bakkaldan, komşudan farkı da burada zaten...

Siyasetçiler özel hayatlarında ne kadar saygın ve güvenilir kişiler olurlarsa olsunlar toplumun yaşadığı güven bunalımından ya sorumlular ya da bu sorumluluğu ileride üstlenecekler!..

Bu noktayı derinlemesine düşünmeyecek, artık bu noktayı temiz bir çarşaf gibi açmayacaksak bu güzel lafları etmenin anlamı yok! Karayalçın'a hak verirken, bir yandan da kızmam bu yüzden...

İster yenisi ister eskisi, sosyal demokrasinin bütün "oluşumları" yüzeysel sloganları bırakıp pratik doğrular koymalı önümüze...

Daha net, daha açık söyleyeyim mi?

Erdal İnönü'nün değerinden, bilimadamlığından, saygın kişiliğinden kim kuşkulanabilir? Kimse!

Ama bir siyasetçi olarak tekrar karşımıza çıkacaksa İnönü... Bunlar yetmez!

Madımak olayı sırasında Erdal İnönü Başbakan Yardımcısı'ydı...

O zaman hükümetin tepesindeyken yaşadıklarını yeterince kamuoyuyla paylaşmadı İnönü, yeniden siyasete girerken paylaşmak zorunda. Kişisel güvenilirliği başka şeydir; ama siyasal güvenilirlik açısından bunu yapması gerekir.

Sadece Erdal İnönü de değil, DYP-SHP hükümetinde, o dönemde ve sonraki kritik siyasal, sosyal dönemeçlerde görev yapmış ve şimdi yeni oluşumlarda kendine yer arayan bütün sosyal demokratlar, parlak sloganlar yerine bizimle siyasal deneyimlerini paylaşmalılar.

Şimdi en çok tartıştığımız şey ne?

Kamu bankaları mı?

Geçmiş hükümetlerde yer alan sosyal demokratlar kamu bankalarının "yağması" hakkında da konuşmalılar. Anlatacakları çok şey olmalı...

Anlatmalılar, anlatmalılar, anlatmalılar...

Dereden tepeden söz eder gibi, kendilerini kasmadan anlatmalılar...

Geçmişte olup bitenleri ve bunların gelecekte olmaması için neler düşündüklerini açık seçik anlatmalılar...

Güven böyle oluşur!

Bunu yapmazsanız, hiç bozulmayın.

Çünkü o zaman halk, "hiç değilse yüzü yeni" deyip başkalarına bakar!

ALTYAZI
Justine Hanna: Evlenmek paylaşmaktır. Seninle yaptığımız ise artıklardan geçinmek...

Vincent Hanna: Peki... Demek benimle bir şeyler paylaşmak istiyorsun. Paylaşalım tatlım! Az önce, çok ağladığı için bebeğini mikrodalga fırınında pişiren bir adam öldürdüm. Hadi paylaşalım!..

(Geçenlerde Michael Mann'in değeri Hollywood'da bilinmeyen başyapıtı Heat'ten bir altyazıya yer vermiştim. Meğer benim gibi bu filmi seven çok okurum varmış, mektup üstüne mektup geldi. Ben de filmden bir başka "sert" diyaloğu buraya alıyorum)

DİNLERKEN

Yol müziklerim
Yıllar boyu "yol müzikleri" dinleyerek düştüm yollara. Öteki çalgıları bastıran gitar tınısının ve hafif sigara yorgunu gırtlakların söylediği şarkıların arabamın kasetçalarında hep özel bir yeri oldu...

Fakat bu kez başka bir ruh haliyle yollara düşünce, baktım Chris Rea'ya filan hiç elimi atmamışım! Üstelik her zamankinden çok Türkçe dinlemişim.

İşte son tatil yolculuğumun müzikleri:

* Alman ve İrlandalı karışımı rock grubu Reamonn gündüz yolculuklarımda gözdemdi. Özellikle "Supergirl" ve "Josephine" adlı şarkıları...

* Kargo'nun 1998 albümü "Yalnızlık Mevsimi" akşamın alacakaranlığında güzeldi. Etraf leylak renginde gölgelenirken ve asfalt gitgide kararırken vokalist Koray'ın "Aklından bir sır gibi geçtim bugünden yarına/Yalnızım, çünkü razıyım" diye seslenişini duymak ürperticiydi.

* Ve Aylin Aslım... Geceleri "Gelgit" adlı albümünü dinledim. Kamyonların uzaktaki rampalarda kaybolup giden farlarını izlerken Aylin "Benim hâlâ umudum var" diyordu. "Hâlâ" ve "mavi"sözcüklerini bu kadar güzel söylemek müzik dünyasında az raslanır bir şey! "Biliyorum, yorgunsun/Çoktan unutulmuşsun/Hiçbir şey aynı kalmaz/Yarın belli olmaz/ Benim hâlâ umudum var."

www.sigortam.net


Copyright © 2001, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır