Kurların dalgalı mı yoksa öngörülebilir mi olması gerektiği tartışması sürüyor. Bu tartışma sırasında sorunun sıcak paranın yani spekülatif kısa vadeli yabancı sermayenin Türkiye'deki yüksek karından vazgeçmek istememesinden kaynaklandığını ileri sürenler var. Yani öngörülebilir bir kuru yabancı spekülatörler istiyor ki, yüksek kâr etmeye devam etsinler.
Yerli veya yabancı kim olursa olsun spekülatif kazanç umanların, bu kazançlarını yüksek tutmak istemeleri doğal.
Ancak bildiğimiz kadarıyla kasım ve şubat krizlerinin etkisiyle yabancılar Türkiye piyasasından önemli ölçüde çıktı. Yani kurun öngörülebilirliğine dayanarak bono ve tahvile yatırım yapan yabancılar itfa zamanlarında Türkiye'yi terkettiler. Hisse senedi piyasasında ise ciddi boyutta yabancı yatırımcı hala var. Dolaşımdaki hisse senetlerinin yaklaşık yüzde 35'i yabancıların elinde. Bunlar da hemen ülkeyi terkedecek gibi durmuyor.
* Vatandaş da spekülatör- Yabancılar bir ülkede yatırım yaparken hem menkul kıymet hem de kur riski üstlenirler. Kur da dalgalı döneme girdiğimiz için yabancıların riskini artırdık ve bu nedenle Türkiye mali piyasalarına gelen yabancı sayısı büyük ölçüde azaldı, Türkiye'de olanlar da çıkmaya başladı.
Ancak bu durum, kurun oynaklığından dolayı çıkabilecek asıl büyük sorunun, yabancılardan değil yerlilerden kaynaklanabileceği gerçeğini değiştirmiyor.
Çünkü, yüksek ve oynak enflasyon, ileriyi görememek, güven sorunu gibi pek çok nedenden dolayı yerli tasarruf sahipleri birer spekülatör gibi heraket etmek zorunda kaldı. Likit olma tercihi vadeyi iyice kısalttı, yerli para kadar yabancı paraya da yatırım yapıldı.
* Mevduatın vadesi 2 ay- Yabancı paranın mali sistem içindeki payı, repo, vadesiz mevduat, dolaşımdaki para ve vadeli mevduat dahil yerli paranın düzeyine çıktı. Yerli para yüzde 51, yabancı para yüzde 49 pay alıyor.
Vade iyice kasıldı. Bankalar Birliği verilerine göre, repo hariç bankaların topladıkları mevduatın ortalama vadesi 1.5 yılda 3.5 aydan 2.6 aya indi. Yandaki grafikten de görülebileceği gibi, sadece TL mevduat dikkate alındığında vade kısalması daha ürkütücü, 3.6 aydan 2.1'e inilmiş.
* 15 milyar dolarlık bomba- Bırakalım vadeyi, sistemde 4.958 milyon dolar vadesiz TL mevduat, 4.633 gecelik repo, 5.220 vadesiz döviz mevduatı olmak üzere toplam 14 milyar 811 milyon dolarlık yani 15 milyar dolarlık her gün bir miktarı dönen, yer değiştiren bir para var. Her an her yere gidebilecek bir para.
Kaldi ki vadeli mevduat çok büyük ölçüde bir ay ve üç ay vadede yoğunlaşmış. İşte size Asaf Savaş Akat'ın deyişiyle "65 milyon Soros". Şimdi asıl sorun yabancı mı yerli mi? Hangisi dövize dönerse, hangisi banka sisteminden çıkmaya çalışırsa tehlikeli olur?
* Önce vatandaş ikna edilsin- İşte bu nedenledir ki, ekonomi yönetiminin, hükümetin ve ekonomi programının ana hedefi bankalar, yabancılar ve şirketlerden önce vatandaşı ikna etmek olmalıdır. Programa önce Türkiye'deki tasarruf sahipleri inanmazsa ki, kısa vadeli mevduata, repoya ve dövize talep bunu doğruluyor, yabancılar destek verse bile, kurtuluşumuz mümkün olmayacak. Ya da elde edilen başarı kalıcı olmayacak.
* Sonuç- "Sığınabileceğin orman varken çalı altı arama" Batı Afrika Atasözü