  
Vicdanları sızlıyor mudur acaba?
Pazartesi akşamı CNBC-e televizyonunda bir yabancı film oynuyor. Digitürk'ün verdiği bilgilere göre film "Atom savaşına karşı çıkan bir bilim adamının öldürülmesi hakkında" imiş.
Oysa ilgisi yok.
Dünyayı etkilemiş olan ünlü filmin adı Z. Bu harf Yunanca'da ölümsüz anlamına geliyor.
Vasili Vassilikos'un romanından, Costa Gavras film yapmıştı.
Müziği Mikis Theodorakis'e aitti ve Maria Farandouri söylüyordu.
Film, Yunanistan'da Albaylar Cuntası döneminde, milletvekili Lambrakis'in öldürülmesi olayını işliyordu.
Yayını ve bilgi notunu hazırlayanların, bu kadar ünlü bir film hakkında hiçbir şey bilmemeleri üzücüydü doğrusu.
Geçen gün de İsviçre'de geçen bir filmdeki Geneva yani Cenevre şehrini, film boyunca Cenova diye seslendirip durdular.
Demek ki çevirmenin, seslendirme yönetmeninin ve onca sanatçının, İtalya'daki Cenova ile İsviçre'deki Cenevre'yi birbirinden ayıracak kadar bile temel bilgisi yok dünya hakkında.
Böyle örnekleri gördüğüm zaman "Türkiye nereye gidiyor?" diye sormadan edemiyorum.
Sahi bu vurdumduymazlıkla, bu bilgisizlikle, bu aldırmazlıkla, bu değerler yitimiyle Türkiye nereye gidiyor?
***
Bu uzun girizgâhı niye yaptım biliyor musunuz? 1960'ların sonunda çekilen filmdeki Yunanistan'ın aynen bugünkü Türkiye'ye benzediğini vurgulamak için.
O dönemde Yunanistan Avrupa Birliği üyesi değildi; demokrasisi yara almıştı, zenginleşmemişti.
Yunanistan'ı kurtardığını zanneden bir takım karanlık tipler, yasadışı aşırı sağ örgütlerle işbirliği yaparak rejim muhaliflerini ortadan kaldırma planları tezgâhlıyorlardı.
Kapalı kapıların ardında binbir oyun çevriliyor, yargıçlar baskı altına alınıyor, komplolar hazırlanıyor ve Yunanlılar birbirini yiyordu.
Yüzlerine kara vicdanlarının gölgesi vurmuş pisbıyıklı adamlar, memleketi kurtarma sanaryoları ile Yunanistan'ı cehenneme çeviriyorlardı.
Paraları değersizdi, ekonomileri kötüydü, siyasi sistemleri çökmüştü, sokaklar tehlikeliydi.
Değerli dostum Costa Gavras, bu boğuntulu atmosferi tam olarak yansıtmıştı filminde.
***
Şimdi Yunanistan rahat! Mesela Selanik'i görseniz gözlerinize inanamazsınız. Öyle temiz, öyle uygar, öyle pırıl pırıl bir şehir ki!
Düşünce özgür, insanlar zengin, kimse vatanı kurtarmaya soyunmuyor, sadece işini en iyi biçimde yapmaya çalışıyor.
Aradan geçen zaman onları Avrupa; bizi ise Uganda ligine çekti.
Bunda en büyük etken Avrupa Birliği'ne üye olmaları.
Peki; Yunanistan'la birlikte üye olmamız mümkünken, bu tarihi fırsatı elinin tersiyle itenlere ne demeli şimdi?
Zaman zaman, acaba vicdanları sızlıyor mudur diye düşünürüm.
Tabii, vicdanları olduğunu varsayarak!
Ama son günlerde bundan da emin olamıyorum doğrusu.
|