Tansu Çiller, geçenlerde Milliyet gazetesine, Tayyip Erdoğan ile ilgili bazı açıklamalar yaptı.. Çiller, Erbakan ile koalisyon yaptığı için, "O grubu, o kafayı en iyi bilme durumunda olan" bir siyasetçidir.. Bir gün, o kafa yüzünden, Türkiye ve kendisinin başına gelenleri anlatırsa, yazarız.. Çok da keyifli olur..
DYP lideri, kurduğu bu koalisyon yüzünden Türk halkının kendisine bedel ödettiğini de söyledikten sonra, Tayyip Erdoğan için özetle bakın nelere değiniyor:
"..Bana göre Tayyip, (Erbakan'dan) daha katı bir geçmişten geliyor. Daha radikal bir İslamcıdır.. Hiç şüpheniz olmasın.. 50 yaşına kadar gelmiş bu kimlik şimdi ne yapar, farklı bir ekonomik söylem getirir.. O da ekonomiyi bilmediği için havada kalır.. Erdoğan niye yeni aktör olsun ki? Ben milletin böyle bir macerayı Meclis'e taşıyacağına inanmıyorum. Yüzde 10 barajı o yüzden önemli.. Bizim millet çok sağduyuludur.. Erbakan'la koalisyon kurdum diye bana bedel ödettiler.. Tayyip Erdoğan'ı filan getirmezler.."
Şimdi yeni bir pencere açmaya çalışalım. Siyasi İslam'in oy tabanı, yüzde 15 ile 20 arasında.. Buna, bugünkü iktidara kızanların yüzde 5'lik bir oranda katıldığını varsayalım. O zaman da, yüzde 20 ile 25 arasına yükseliyor.
Ve ilk seçimde, bu oyların yüzde 60'ını Erdoğan, yüzde 40'ını Erbakan'ın aldığını düşünelim. Bu durumda en yüksek yüzdeyi, yani yüzde 25'i esas alırsak Erdoğan'ın oyu yüzde 14 kadar, Erbakan'ın oyu ise yüzde 10 civarında kalır.. Yüzde 20'yi esas alırsak, bu oranlar daha da düşer.. İki parti de Meclis'e girer ve koalisyon yapabilirler.. Bu onlar için iyimser bir tablo. Bir de ikisinin toplam oylarının yüzde 15-18 arasında kaldığını düşünün.. O zaman da, ikisinden biri veya her ikisi de baraja takılıp kalırlar..
Tabii şunu da unutmayalım; Erbakan daha mindere çıkmadı.. Bakalım nasıl silkeleyecek Erdoğan ve arkadaşlarını, bir görelim.. Erbakan, Erdoğan'ın hesaplarını darmadağın edebilir..
Tabii bu tablo, Tayyip Erdoğan'ın milletvekili adaylığının da onaylanmasına bağlı.. Eğer Erdoğan'ın Meclis'e girmesi mümkün olmazsa, o zaman yüzdeler tamamen değişir.. Bambaşka bir tablo çıkar önümüze.. Bu da Abdullah Gül'e yarar tabii..
Kaldı ki daha Albayrak konusu var aydınlanması gereken.. Bakalım altından neler çıkacak? Erdoğan ile bağlantısı var mı yok mu, onun Belediye Başkanlığı döneminde yapıldığı öne sürülen şaibeli ihaleler, kendisinin bu holding ile ilişkileri şu anda mercek altında.. Merceğin altında ne görülüyor acaba? Bunun da eli kulağında.. DGM yakında açıklar, herkes de öğrenir..
Referansının İslam olduğunu ve de kuracakları düzenin buna aykırı olamayacağını söylemiş olan Tayyip Erdoğan'a, Türk milleti niye güvensin?
Kuracağı partisine, illa ki başı açık kadınları almak için uğraşmak, neyin göstergesidir acaba? Hocası Erbakan da, aynı numarayı yapmamış mıydı?
Sonra Erdoğan'ın eski Fazilet Partili arkadaşları "Bütün Türkiye'yi kucaklamaktan" söz ediyorlar. Bu söz bile Erbakan patentli.. O da Milli Görüş'ü aynı söylemle ambalajlıyordu..
Erbakan, siyasi İslam'ı, kendi tapulu arsası olarak görmüştür.. Tapulu arsasına gelip bir başkasının bina yapıp oturmasına izin vermesi ise, mümkün değildir..
Tayyip Erdoğan ve arkadaşlarının ne olup ne olmayacağı yakında ortaya çıkacak.. Yönetimine talip oldukları ülke hakkında neler düşündükleri öğrenilecek.. Türkiye'de dağlar ne fareler doğurdu, ne fareler.. Bunları hep gördük ve yaşadık..
Ha bir fazla, ha bir eksik...