|
|
 |
| |
|
Piyasa yapıcılığı geri geldi
Hazine, Kasım krizinde rafa kalkan piyasa yapıcılığı sistemine yeniden start verdi. Piyasaların derinleşmesini ve riskin azalmasını sağlayacak uygulama bu kez 10 banka ile başlatılıyor
Piyasa yapıcılığı sistemi yeniden başlatılıyor. Hazine dün yaptığı açıklamada 7 özel, 2 yabancı ve 1 kamu bankasının piyasa yapıcı adayı olarak belirlendiğini belirtildi. Yaklaşık 2 yıl önce 19 bankanın katılımı ile başlatılan, ancak Kasım krizi ile duran sistem, bu kez 10 banka ile yeniden hayata geçiriliyor. Bu bankalar Akbank, Citibank, Finansbank, Garanti Bankası, HSBC, İş Bankası, Koçbank, Vakıflar Bankası, Yapı Kredi ve Ziraat Bankası olarak belirlendi. Hazine, kriter olarak Ocak-Haziran 2001 tarihleri arasında yapılan ihalelere katılım miktarının göz önüne alındığını belirtti.
Bu sistemle günlük ortalama işlem hacmi kriz öncesine göre neredeyse 10'da birine düşen bono piyasasındaki derinliğin artırılması hedefleniyor. Bunun da programın temel ayağını oluşturan faiz oranlarına olumlu etki yapacağı düşünülüyor.
ÇALIŞMA BAŞLIYOR
Hazine bu bankalarla sistemin teknik detaylarını oluşturmak üzere önümüzdeki günlerde biraraya gelecek. Bu çalışmalarda bankaların ihalelere asgari katılım zorunlulukları, ikinci el piyasadaki kotasyon aralıkları, alış veya satış miktarları, işlem süreleri gibi detaylar oluşturulacak.
Çalışmaların bu ay içinde tamamlanması halinde 10 bankanın piyasa yapıcısı olacağı sistem Eylül ayındaki borçlanma ile başlayacak.
Bu sistem faizi düşürecek
Piyasa yapıcılığı sistemi bundan yaklaşık 2 yıl önce başlatılmıştı. Gelişmiş ülke piyasalarını hemen hemen tamamında uygulanan sistem, temel olarak piyasa riskinin azaltılmasını hedefliyor. Sistemde seçilen bankaların Hazine ihalelerine belirlenen asgari tutarda girmesi zorunlu tutuluyor. Bu durum, Hazine'nin daha rahat borçlanmasını sağlıyor.
Piyasa yapıcıları aynı zamanda ikinci el piyasanın, yani Hazine ihalelerindn sonra bankalararası piyasada işlem gören bono ve tahvillerin de likiditesini sağlıyor. Piyasa yapıcı bankalar belirlenen süre içinde hem alış, hem de satış kotasyonları vermekle yükümlü tutuluyor. İki kotasyon arasındaki marjın da belli bir fiyat aralığında olması gerekiyor. Böylece elinde bonosu olan bir yatırımcı, rahatlıkla kağıdını satarak nakde dönebiliyor. Likidite riskinin azalması, piyasadaki tansiyonun düşürülmesini sağlıyor. Direkt olarak faiz oranlarına yansıyor.
|
|
 |
|