"Müdür istedi"
Öğretmenlik nosyonu olmadığı halde Saint Benoit Fransız Lisesi'nde matematik ve geometri derslerine giren, olay ortaya çıktıktan sonra kayıplara karışan Erdem Karadağ'ı dün bulup konuştum...
Erdem Bey, öğretmenlik nosyonu olmadığını kabul ediyor... Deprem sonrası çok sayıda Fransız öğretmenin memleketlerine dönmesi üzerine Saint Benoit'da öğretmen açığı yaşandığına dikkati çekerek, "Galatasaray Lisesi mezunu olduğum için Fransızcam çok iyi.. Saint Benoit'nın Fransız Müdürü beni tanıyordu... Onun isteği ve ısrarı üzerine öğretmenlik görevini kabul ettim" diyor...
Erdem Karadağ'ın doğruları söylediğini, olayda asıl suçun Saint Benoit yönetiminde olduğunu biliyorum... Ancak Milli Eğitim'in olayı örtbas etmesinden endişe ediyorum... Çünkü, Bakanlık müfettişinin raporunda olayın özetlendiğini, buna karşın suçlunun işaret edilmediğini görüyorum...
Bir şeyden de endişe ediyorum;
Saint Benoit Lisesi Fransız Müdürü'nün başvurduğu bu yöntemin önümüzdeki eğitim yılında başka özel okullarda denenmesi... Öğretmenlik nosyonu olmayan üniversite mezunlarının öğretmen olarak derse girmeleri...
ERDOĞAN BAŞÖRTÜSÜZ 20 KADIN ARIYOR!
Takiyyenin dikâlâsı!
Tayyip Erdoğan talimat vermiş: "Bana çağdaş görüntülü 20 tane kadın kurucu bulun... Ama başörtülü olmasın..."
Yenilikçiler şimdi dağ taş partinin kurucular listesinde yer alacak çağdaş görünümlü, başörtüsüz kadın arıyor...
Neden başörtüsüz?
Çünkü Erdoğan topluma değiştiğini gösterecek... Halka "Vay be! Tayyip Bey amma değişmiş.. Başörtüsüz kadınları bile partisine kurucu üye olarak kaydediyor" dedirtecek... Kısacası takiyyenin dikalasını yerine getirecek, aklınca oyları süpürüp götürecek...
Oysa buna gerek var mı?
Adama sormazlar mı?
Mademki partinize başı açık kadın alacak kadar değiştiniz, modernleştiniz, neden önce eşiniz hanımefendinin başörtüsünü çıkartmıyorsunuz? Değişime neden o örtüden başlamıyorsunuz?
OKUYAN REZALETE EL ATMALI!
Başhekimi kim koruyor?
Suç makinesi olduğunu dün bu köşeden müfettiş raporları ile açıkladığım Kütahya Tavşanlı SSK Hastanesi Başhekimi Dr. Kemal Asan hâlâ görevden alınmadı...
SSK Başmüfettişi Ercan Ertürk'ün 25 Nisan 2001 tarihli raporuna göre; kendisi ile işbirliği yapmayan doktorları sindirmeye çalışan, tomografi merkezi işletip ticaret yapan, harcamalarda usulsüzlüğe başvuran, bir hastanın ölümüne yol açan, para karşılığı yapılan sünnetlerin çok az miktarını kayıtlara alan ve Atatürkçü personel üzerinde baskı kuran Dr. Asan, 3 aydır yerinden kımıldamıyor...
Anlaşılan ya hatırlı birisi ricacı olduğu için müfettiş raporu sümenaltı edildi. saklanıyor, ya da Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Yaşar Okuyan alt kadrosu tarafından uyutuluyor... Daha ilk incelemede kendisine 1 milyar 765 milyon 965 bin lira zimmet çıkarılan "suç makinesi başhekim"i kimler koruyor?
Bakan Okuyan bu rezalete el atmalı, devleti soyanların canına okumalı...
Tembel Karayolları!
Aylardır otoyol gişelerinin bilgisayarları ayarlanmadı
Denizi geçip, derede boğulma sözünü haklı çıkaran bir hastalığımız var... Olmayacak işleri başarırız da, en küçük bir ayrıntıyı atlayıp herşeyi yüzümüze gözümüze bulaştırırız...
Bunun son örneği Karayolları....
Pırıl pırıl otobanlar inşa eden bu kurum, ne yazık ki; gişelerdeki bilgisayarların haftalardır ayarını yapmıyor, yaptırmıyor... 2 milyon 250 bin lira geçiş ücretine karşı verilen fişte 225 bin lira yazıyor... İtiraz edecek olursanız, gişe memuru "Bir sıfır ekleyeceksiniz" diyerek kestirip atıyor...
Tamam da; patronlar, masraf dökümlerinde 225 bin lirayı 2 milyon 250 bin lira olarak kabul etmiyor... Maliye, "Makbuzda ne yazılıysa deftere o geçer" diyor... Sonuçta şirketlere bağlı şoförler her geçişte 2 milyon 25 bin liralık farkı ceplerinden ödüyor..
Eğer;
* Çiçek sulama hayatınızın önemli bir işi haline geldiyse...
* Sık sık ekmeğin eskiden ne kadar ucuz olduğundan söz ediyorsanız...
* Sevdiğiniz filmlerin renklileri çekiliyorsa...
* Atmış olduğunuz giysiler yeniden moda haline geldiyse...
* En son fast food lokantasına ne zaman gittiğinizi hatırlamıyorsanız...
* İlk sahip olduğunuz otomobil antika sayılıyorsa...
* Bilgi yarışmalarında her soruya doğru cevap verebiliyorsanız... Yaşlanıyorsunuz...
Biz böyleyiz işte!
* "NERELİSİN" sorusuna cevap aldıktan sonra "İçinden misin?" diye sormak...
* Sigarayı çoraba sokmak...
* Mektuplara "Büyüklerin ellerinden, küçüklerin gözlerinden öperim" diye başlamak..
* Kendini tanıttıktan sonra yarışmacı arkadaşlara başarılar dilemek...
* Japonlar'dan söz ederken "Adamlar yapıyor abi" demek...
* Ortaokuldayken anı defterlerine "Bana kalbin kadar temiz bu sayfayı ayırdığın için" diye başlamak...
* "Kim o?" sorusuna "Ben" diye cevap vermek...
* "Senin paran burada geçmez" diyerek karşıdakinin eline sarılmak...
Soru yorum
SORU: Demokrasilerde kuvvetler kaça ayrılır?
CEVAP: Üçe; Kara, Hava, Deniz...