  
Siyasinin geçmişi
Hiçbir insan kendi geçmişini satın alacak kadar zengin olamaz...Bu cümleyi İngiliz yazar Oscar Wilde yazmış ve belli ki siyasi bir amaçla değil, daha derin bir insani "durum"la ilgili olarak yazmış.
Bu cümle, iddialı çıkışa ve hızlı tırmanışa heveslenen bütün siyasilerin "dramı"nı da yansıtıyor. Bugünün dünyasında bilgi iletişimi inanılmaz bir hız kazandı, bütün iletişim araçları dünyayı gerçek bir "küçük köy"e çevirdi. İnsanların hafızaları yine çabuk unutma özelliklerini korusalar da bilgisayarın iki düğmesine basınca bütün insanlık hafızası küçük ekranın üzerine döşeniveriyor.
Artık kaçınılmaz bir "şeffaflık" vardır. Hiçbir insan, kendi geçmişini satın alamayacağı gibi, kendisini "farklı" sunmak imkânına da sahip değildir.
Bugünün "iddialı" çıkış yapma hazırlığındaki politikacısı, Tayyip Erdoğan'dır. Erdoğan'ın siyasi yasaklarıyla ilgili tartışma bitmemiştir. Bu arada şunu da tekrarlamamız gerekir ki, bu tür siyasi yasakların çağdaş demokratik bir toplumda yeri yoktur, Türkiye de bu ayıplarını bir an önce temizlemelidir.
Kuşku varsa soru da var
Tayyip Erdoğan, iddialı bir siyasi hareketin lideri olarak sahnenin önüne çıkmaya başladığı andan itibaren kendisine bazı sorular yöneltiliyor. Sorular soruluyor, çünkü "kuşkular" vardır.
Ve bu kuşkuların kaynağı da bizzat Tayyip Erdoğan'ın "geçmişi"dir. Yani İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı olduğu dönemde giriştiği kavgalar, bu kavgalardaki üslubu ve "meydan okuma" tarzıdır. Erdoğan seçilirken ve seçildikten sonra aynı kavgacı tarzıyla "sivrilmiş"tir.
Bugün Tayyip Erdoğan'ın başında bulunduğu siyasi hareket, partileşme hazırlığındayken sürekli olarak bir "yenilik" vurgusu yapmaktadır. Henüz bu "yeni"liğin içeriği hakkında, diğer sözcülerin bazı genel konuşmaları dışında ciddi bir kanıt görünmemektedir.
Tayyip Erdoğan ve birlikte davrandığı eski Faziletli "yenilikçi" grup, eğer "yeni" olma iddiasıyla ortaya çıkmasalardı ve geleneksel "siyasi İslam"ın yeni örgütü olduklarını söyleselerdi kendilerine soru sormaya da gerek kalmayacaktı.
'Yeni'yi anlatmak zorunda
Ancak bu hareket şu anda görüşlerini açık açık ifade etmemekte, sadece "yenilikçi" kelimesi çevresinde propaganda faaliyeti yürütmektedir. Bir tür "Özal hareketi" yaratmaya çalıştıklarına ilişkin bir görüntü vermekte de bir ölçüde başarılı olmuşlardır. Bu nedenle de "siyasi geçmiş"e dönük soru sorulması ve "fikir" açıklamaya zorlanmaları bu görüntüyü bozacağı için, bu yönde sorular sorulduğu zaman sinirlenmekte ve "provokasyon" diye bağırmaktadırlar.
Bu hareket neden "yeni", "yenilikçi" olduğunu net biçimde anlatmamış, görüşlerini genel ve herkesin haklı bulacağı "demokrasi" talepleri dışında "açmamış"tır.
Tayyip Erdoğan "Yeni Özal" gibi sunulmaya çalışılmakta, özellikle diğer partilerden yapılan transferlerle bu "imaj" güçlendirilmeye çalışılmaktadır.
"Hiçbir insanın kendi geçmişi satın alacak kadar zengin olamaması" gibi, Erdoğan da siyasi geçmişiyle ilgili sorulara cevap vermek ve neden "yeni" olduğunu anlatmak zorundadır. Erdoğan'ın coşkulu taraftarları bu mecburiyeti, öfkeli tepkilerle atlatmaya çalışmaktadır. Ama Erdoğan da, siyasete en iddialı şekliyle giren herkes gibi, kendi geçmişini gizleyecek ve hesap vermeyecek kadar "güçlü" değildir ve olamaz.
|