Artık belli oldu.. Ankara istese de istemese de siyaset değişecek.. Seçmen eski seçmen değil..
Artık kimse; 'bana ne politikadan' diye arkasını dönmüyor...
Çünkü ilgilenmediğimiz politikanın hayatı zindan ettiğini gördük..
MHP lideri Bahçeli'nin Samsun'daki şenlikte başına gelenlerden tüm siyaset kurumu ders çıkarmalı..
Peki Bahçeli neden protesto edildi?
MHP'nin başında olduğu için mi?
Hükümet ortağı olduğu için mi?
Yoksa politikacı olduğu için mi?
Üçünden de olabilir.. Ama ağırlıklı olan, kuşkusuz, politikacı kimliğidir.. Çünkü sadece o değil ki.. Halkın arasına giren bütün politikacılar tepki görüyor..
Şu gerçek kabul edilmeli..
Halk eskisi gibi sevgiyle, saygıyla bakmıyor..
Halk eskisi gibi sessiz sakin bir köşede de durmuyor..
Korkmuyor, çekinmiyor, protesto ediyor... Hesap soruyor..
Bence, MHP liderinin başına gelenler kişiliğine yönelik değil.. Şenlikteki halk, Bahçeli'nin nezdinde tüm siyaset kurumunu protesto etti..
Aksi olsaydı bütün partiler yüzde 10 barajının altında kalır mıydı?
Aksi olsaydı ülkede seçim rüzgârı esmez miydi?
Siyaseti seçmenle barıştırmanın tek yolu var..
Siyaseti şeffaflaştırmak..
Artık vekil listelerini genel başkana yakın üç beş kurmay yapmayacak..
Artık bakanlar parti içi dengelere göre belirlenmeyecek..
Artık parti yönetimleri ahbap çavuş ilişkisine dayanmayacak..
Kendini yenileyen, kendini değiştirebilen parti yaşayacak..
Bu belli oldu..
Kim benim kadrom bu diye ortaya çıkarsa.. Kim yapacaklarını somut projelerle ortaya koyarsa..Kim seçmene saygı gösterirse.. O kazanacak..
Artık iyi hatip devri, içi boş aynalı sözler dönemi kapandı..
Çünkü seçmen artık boş vaatlere prim vermiyor.. Prim vermeyeceğinin işaretlerini de her fırsatta veriyor..
1990'ların siyaset anlayışı bitti..
1991 seçimlerini hatırlar mısınız?
Demirel, başbakan olabilmek için o kadar çok vaatte bulundu ki; söylediklerini yapmak için 108 milyar dolar gerekiyordu..
Yani Türkiye'nin dış borcu kadar..
İşte bu devir bitti..
Kimse vaat yağmuruyla iktidara gelemeyeceği gibi..
Kimse de susarak, işi geçiştirerek, fikirlerini sır gibi saklayarak, biliyormuş pozu yaparak da iktidar olamaz..
Hele hele takiye yaparak hiç..
Herkes eteğindeki taşları dökmek zorunda..
Dürüst, açık, şeffaf olmak zorunda..
Herkes bizi yönetecek A takımını ilan etmek zorunda..
Yoksa ilk seçimde sivil 12 Eylül olacak..
Partisiz, muhalefetsiz demokrasi dönemine geçerek dünya çapında bir ilke daha imza atacağız..
Aman 'siyaset batıyor' diye dışardan kurtarıcı beklemeye de gerek yok..
Çünkü siyaset kurumunu ancak siyasetçi kurtarır..
Birileri bir yerden başlamalı..
Her geçen gün, Türkiye'yi sivil 12 Eylül'e doğru koşar adım götürüyor..