kapat
31.07.2001
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi

banner
Dünyadan
Spor

www.ciceknet.com
Magazin
Astroloji

Para Durumu
Hava Durumu

Bizim City
Sizinkiler

www.euronet-tr.com
Sarı Sayfalar
İstanbul

Cumartesi Eki
Pazar Eki

Künye
E-Posta
Reklam
Arşiv

A T V

Win-Türkçe
ASCII

 
ABDURRAHMAN YILDIRIM(yildirim@sabah.com.tr )

Döviz satıp liraya yatmanın zamanı mı?

IMF Birinci Başkan Yardımcısı Stanley Fischer, Türkiye'ye gelirken üstlendiği misyonu çok iyi yerine getirdi. İyimserlik pompalamaya ve uygulanan programa güveni artırmaya çalıştı. "2-3 haftaya rahatlarsınız" diyen Fischer, dalgalı kuru terk edelim mi tartışmasını olmaz yanıtı ile bitirdi. Şimdi oturup iyimser gelişmeleri hep birlikte bekleyeceğiz. Fischer'in ziyareti sırasında yeni yıla kadar enflasyon hedeflemesine geçileceğini de öğrendik.

Önümüzdeki bir yılda beklenen enflasyon ise yüzde 30-35. Kur da faiz de bu orana doğru yönlendirilmeye çalışılacak.

* Eğilim terse döner mi?- Fischer'in pompaladığı iyimserlikle işlerin bir kaç haftaya kadar düzeleceği belirtilerek dövizden faize geçişleri bekleyenler de var.

Acaba iyimser gelişmeler devam ederse önümüzdeki günlerde ve haftalarda dövizden faize geçişler başlar mı?

Yılın ilk altı ayındaki rakamlar yerli paradan yabancı paraya geçişlerin olduğunu ortaya koyuyor. Yılbaşında vadeli, vadesiz, dolaşımdaki para ve repo dahil olmak üzere mali sistemdeki tüm yerli para hacminin yüzde 61, yabancı para hacminin ise yüzde 39 olduğunu, altı ay sonra yerli paranın 10 puanlık azalmayla payını yüzde 51'e indirdiğini, yabancı paranın yüzde 49'a çıkardığını görüyoruz.

* TL'ye dönüşün şartları- Şimdi iki hafta önce başlayan ve önümüzdeki haftalarda da sürmesi beklenen iyimserlik havasıyla yabancı paraya dönüşün önünün kesilmesi, yerli para payının artması isteniyor ve bekleniyor.

Bu, belli başlı şartlar yerine geldiğinde elbette olabilir. Güven yeniden kazanıldığında, en önemlisi de devalüasyon korkusu yenildiğinde, kurun bir daha başını kaldıramayacak hale geldiğine inanıldığında olabilir. Çünkü bu durumda enflasyonun düşeceğine ve yüzde 30-35 hedefi tutturulamasa da yüzde 50'nin altına ineceğine güvenilecek. Yüzde 90 olan iç borçlanma senetlerinin faizi bu kez beklenen enflasyon düzeylerine doğru inmeye başlayacak. Kur artışları da yine beklenen enflasyon düzeylerinde bir seyir izleyebilecek.

* Bir kaç haftada ne değişecek?- Ancak kaybedilen güven bir kaç haftada yeniden kazanılır mı? Şartlar oluşur mu? Bizce zor.

Çünkü birinci programın uygulamasını hatırlayalım. Kur 1.5 yıllığına sabitlenmişti. Başlangıçta hükümetin icraatları toplumu sürükleyebiliyordu. Hükümet içinde uyum vardı. MHP'den hiç ses çıkmıyordu. Güven yanında diğer şartların da etkisiyle faizler hızla düşmüş ve yıllık enflasyonun altında kalmıştı. Ancak o şartlarda bile döviz mevduatı hesapları çözülmemiş, hatta artmıştı. Başlangıcı gayet başarılı geçmiş ve 14 ay sürmüş birinci program bile, dövizi çözmeye yetmemişti.

* Faize dönüşün engelleri- Şimdi ciddi bir devalüasyon yedikten sonra ve henüz programın uygulanması ilk çeyreğini tamamlarken döviz hesaplarının çözülmesini beklemek biraz fazla iyimserlik olabilir.

Üstelik ikinci programda döviz kuru serbest dalgalanmaya bırakılmış, birincisi gibi sabit tutulmuş değil.

1999 sonunda birinci programa başlarken hükümet ilk yarıyılını dolduruyordu. Şimdi hükümet ikinci yılını devirdi, üçüncü yılına doğru gidiyor. Yani seçim zamanı giderek yaklaşıyor.

Yerli parada kalanlara devalüasyonla kazık atılmasının ardından henüz altı ay geçmemişken yabancı paradan yerli paraya geçecekleri alkışlamak ve teşvik etmek gerekir. Böyle bir eğilim ortaya çıkarsa gerçekten krizi yenmiş ve geride bırakmış olacağız. İş, bu babağiyitleri bulmakta.

* Sonuç- "İki türlü aşırılık vardır: Mantığı hesaba katmamak ve mantıktan başka şey tanımamak" Blaise Pascal


Copyright © 2001, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır