kapat
31.07.2001
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi

banner
Dünyadan
Spor

www.ciceknet.com
Magazin
Astroloji

Para Durumu
Hava Durumu

Bizim City
Sizinkiler

www.euronet-tr.com
Sarı Sayfalar
İstanbul

Cumartesi Eki
Pazar Eki

Künye
E-Posta
Reklam
Arşiv

A T V

Win-Türkçe
ASCII

 
GÜLAY GÖKTÜRK(gokturk@turk.net )

Bir tatil yazısı

Tatil yerlerinde eğlenmek için acıyla kıvranan ama bir türlü eğlenemeyen insan kalabalığı kadar acıklı bir görüntü yok galiba...

Her zaman dikkatimi çekiyor ama, tatil yerlerinde daha bir dehşetle farkediyorum ki, insanlar en çok işyerlerinde çalışırken değil, eğlenmeye çalışırken yoruluyor.

Kışlık rutin içinde, sabah kalkıp işinize ya da okulunuza gittiğiniz, akşam evinize döndüğünüz, eve döner dönmez yapmak zorunda olduğunuz işlere saldırdığınız ve sonra da TV'nin önünde birkaç saat hiçbirşey yapmadan yayılmayı en doğal hakkınız saydığınız rutin bir günde, kendi kendinize sorma lüksünüz olmayan "ben ne yapmak istiyorum, ne yapmaktan hoşlanıyorum" sorusuyla yüz yüze kalındığında başlıyor o acılı süreç...

Zamanınızın efendisi olduğunuz anda, köleliğin huzurlu kolaycılığının kıymetini anlıyorsunuz... Ama artık çok geç... Tatile çıktınız bir kere... Sizi bugüne kadar elinizden tutup sürükleyen zamanı şimdi siz taşımak zorundasınız. Sizin emrinizde olan o zamanla ne yapacağınıza, onu nasıl "eğlence"ye dönüştüreceğinize kendiniz karar vereceksiniz...

Ama nasıl?

Bunun cevaplanması ne kadar zor bir soru olduğunu anlamak istiyorsanız, tatil yerlerinde sokaklardan akan kalabalıkların içindeki tek tek insanların yüzlerini inceleyin. Önünüzden gelip geçen çoğu yüzde, burada yaşadığı hiçbir şeyin kışın kurduğu hayal kadar güzel olmadığını farketmenin derin hayal kırıklığını göreceksiniz.

Kızlarla arkadaşlık için yanıp tutuşan şu genç...

Yanından yöresinden tenine dokunarak akıp giden kız ordusunun dokunulmazlığını, erişilmezliğini, kışlık hayallerindeki kızlardan çok daha uzakta olduklarını, şimdi onlara bu kadar yakınken çok daha şiddetle hissediyor.

Şu saçları mavi boyalı genç kız...
O mavinin şaşırtıcılığına bel bağlamış, binlerce kişinin arasından yıldız gibi parlayacağını umarken, şimdi sokağın renk cümbüşünde kaynayıp gitmiş olmanın yıkıntısıyla omuzları çökmüş, karnını içeri çekmeyi bile unutmuş ayak sürüyerek yürüyor.

Barlar, bir ellerinde içki kadehi, bir elleriyle saatler sürecek olan eziyetli bir bekleyiş için kuvvet almak istercesine yanlarındaki duvara ya da sehpa kenarına tutunmuş, arada bir ayak değiştirerek orada öylece duran, gece boyunca radar gibi açılmış gözleriyle loş barı tarayan ve bu taramalarda kendisine yönelik küçücük bir ilgi kırıntısı farkettiğinde, ayaklanan umutlarını dizginlemeye çalışarak vücudunu dikleştirip kendine çekidüzen veren, ama o umut boşa çıktığında daha da yoğun bir yorgunluk ve çaresizlikle beklemeye devam eden gençlerle dolup taşıyor... Vakit ilerledikçe, akşamüstü saatlerinin o harika kızıllığında yüzlerde parlayan o umutlu ışıltı, yerini pes edişin hüznüne bırakıyor. Gece boyunca "dağıtmış" gibi yapmaktan, "coşmuş" gibi yapmaktan, "eğlenmiş" gibi yapmaktan ölesiye yorulmuş kalabalıklar, "belki yarına" umutlarıyla otellerine, pansiyonlarına, yazlıklarına dönüyor.

***
Sadece bir yerden, kasabanın ucundaki büyük disco'dan bu ricat manzarasıyla hiç uyuşmayan şen kahkahalar yükseliyor. Eğlence yorgunu kasaba, yeni bir gün için enerji toplamak üzere uykuya çekilirken, kasabanın o köşesi gerçekten, ama gerçekten eğleniyor!

Yüzlerce insan, bellerine kadar köpüğe batmış bir halde, çocuklar gibi şen, tasasız, düşe kalka, bata çıka, bağıra çağıra, birbirilerine köpükler ata ata dansediyor! Saat tam 2'de, piste fışkırtılan o köpük, iki cins arasında akşamüstü saatlerinden beri sürüp giden o kahredici savaşın ateşkes anı sanki...

Bu köpüğün içinde av da avcı da yok olmuş... Kadınla erkek arasındaki o sinsi ve yıpratıcı sürek avı yerini çocukça bir oyuna, sabun köpüğü kadar hafif bir eğlenceye bırakmış. Genci yaşlısı, kızı erkeği, zengini yoksulu herkes, milyarlarca habbeciğin içinde eşitlenmiş. Aralarındaki fark o minik baloncuklar tarafından emilip yokedilmiş. İnsanlar, gecenin bu geç saatinde nihayet yakaladıkları eğlence perisini elden kaçırmamak için nasıl da istekli...

Ama adı üstünde, sabun köpüğü işte... Eğlence perisi az sonra sabun köpüğüyle birlikte yok olup gidiyor.


Copyright © 2001, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır