kapat
31.07.2001
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi

banner
Dünyadan
Spor

www.ciceknet.com
Magazin
Astroloji

Para Durumu
Hava Durumu

Bizim City
Sizinkiler

www.euronet-tr.com
Sarı Sayfalar
İstanbul

Cumartesi Eki
Pazar Eki

Künye
E-Posta
Reklam
Arşiv

A T V

Win-Türkçe
ASCII

 
SELAHATTİN DUMAN(sduman@sabah.com.tr )

Aç ölmez ama benzi fena sararır..

Kelin kelliği yetmez bir de üzerine çıban çıkar, lafı hallerimizi anlatmaya birebir.. Biz "Aman kriz var.. Kendimize mukayyet olalım.." deyip tasarruf tedbiri aldıkça ya evde bir hasar meydana geliyor ya arabada..

Şey kısmetten çıktı mı uçkur dokuz yerinden koparmış.. Benim arabanın başına gelen de böyle birşey.. Evde misafirim vardı.. Gündüz vakti oturup biraz lafladık, giderken de kapıya kadar çıkıp uğurladık..

Zaten arıza bu uğurlama işinden çıktı..

Misafir dediğin dış kapıya kadar uğurlanır, ortadan kaybolana kadar gözünle takip eder sonra kapını kapatırsın.. Hayır, biz öyle yapmadık.. Misafirle birlikte bahçeye çıkıp, sokağa kadar yürüdük.. Sanki ilk mektebi Pekin'de Mao İlkokulu'nda okuyup Çin terbiyesi almışız..

****
Çin geleneğinde misafirle evin dışına çıkıp belli bir mesafeyi birlikte yürümek var ya ondan söz ediyorum.. Eeee! Bizim taşra kültürü ondan beter.. Misafirle dışarı çıkarsın..

Eğer araba getirip binmişse (Eskiden binek atıydı tabii..) çoluk çocuk yüz metre kadar arabanın peşinden koşarsın ki konuya komşuya seyir çıksın..

Şeytanla dürtüştük..
Misafir kendi otomobiliyle gelmiş.. Binip gitti.. Bir eyyam arkasından bakıp, saygı duruşu yaptık.. Eve dönerken de kendi arabam gözüme ilişti.. Evin önündeki yolda, beş araba ileriye park edilmiş..

Kapının önünde de boş yer var..

Şeytan "Selahattin Bey, senin jeep'in kendi kapının önünde durması icap eder.." diye dürttü.. Zaten o beni dürtmese "Ne dersin arabayı getirip şuraya park etsem mi?" diye ben onu dürteceğim..

Üşenmeyip gittim.. Arabayı yerinden çıkardım.. Geri geri getirip evin önüne park ettim.. O sırada aklıma birşey geldi.. Arka kapıyı açtım.. Açmamla kapının ucu bizim bahçenin taş babalarından birine çarptı.. Arka cam, infilak edermişçesine dağılıp tuz buz oldu..

Al sana araba park etmeyi..

Karşı apartmanın iki balkonunda birer hanım var.. Ellerini kavuşturmuş bana bakıyorlar.. Üzüntümüzü dışa vurup, cıgarayı burnumuzda söndürecek halimiz yok ya!

***
Aslında içimden "Gettiiii.. Gettiii.. Gül gibi rezistanslı camım gettiii.." diye debelenmek geliyor ama karizmanın sigortası olmadığından yapamıyoruz..

Arka kapıyı kapadım.. Uzaktan kumanda ile kapıları kilitledim.. Arka cam açık ama olsun tedbir tedbirdir.. Elimle kapıları yoklayıp kilitlenip kilitlenmediğine baktım..

Hallerimde hiç abartı yoktu.. Eve girerken de çaktırmadan beni izleyen komşu kadınlara baktım.. Hala "Bakalım ne zaman dellenecek?" diye seyretmeye devam ediyorlar..

Soğukkanlı halimle onlara "Bu adam belli ki arabayı her park edişte bir cam patlatıyor.." izlenimi verdiğim için kıvançlıydım..

Araba üç gündür o haliyle kapıda.. Yanlamasına değil dikine park ettiğimizden kıçı yola bakıyor ve arka kapıdaki kırılan camın koca boşluğu hırsızı içeri davet ediyor..

Şahsen ben tevekkül sahibi adamım.. Hırsız soyacaksa camı varken de soyar, mantığından hareket ettiğim için arka camı hala taktırmadım.. Lakin eşe dosta dert oldu..

Olayı duyup da eve telefon edenlerin "Ne var ne yok?" faslından sonra ikinci sorusu "Arabaya cam taktırdın mı?" oluyor..

Teyp kızağı boşuna..
Otomobil sahiplerinin birbirlerine yaptığı tavsiyelerin bir faydası yoktur.. Daha doğrusu otomobil yan sanayiinde faaliyet gösterenlerden başkasına faydası yoktur..

Bir zamanlar "İlla arabana teyp kızağı yaptır.. Eve gittiğinde teybi yanına alırsın.. Hırsız girmez.." diye baskı yaptılar.. Akıllarına uyup teyp kızağı yaptırdım..

Ne oldu?

Arabayı evin çevresine park ettikten sonra teybi kızağından çıkarıyordum.. Dışarı çıktığımda önce elimdeki teybi arabanın motor kaportasına bırakıp kapıyı kitliyordum.. Sonra da yürüyüp eve gidiyordum..

Tam dört adet teybi kapıları kilitledikten sonra arabanın üzerinde unutup eve gitmişim.. Verdikleri akıllar bana dört teybe mal oldu.. Dinlemeyip kızak yaptırmasaydım arabam çok çok bir kez soyulurdu..

***
Arabaya hırsız uğraması işi tamamen kısmettir..

Bizim Ressam Orhan'ın bir Serçe'si vardı.. Ancak araba öyle eskimiş ki kuşluktan çoktan çıkmış.. Sanki uyuz olmuş da tüyleri dökülmüş.. Her taraf çürük içinde..

Orhan da benim gibi kurnazdır.. Birini ayarlayıp arabanın sigortasını biraz yüksek yapmış.. Plan basit.. Arabayı bir yerde korumasız bırakacak ki çalsınlar..

Sonra sigortadan alacağı paraya üç beş kuruş ekleyip daha iyisini alacak..

Önce kendi evinin çevresine bıraktı arabayı, tabii kapıları filan kitlemeden.. Bir Allah kulu dönüp bakmadı..

O zamanlar antikaya bugünkü gibi düşkünlük de yok!

Orhan "teşvik" olsun diye camları da açık bırakmaya başladı.. Yine bakan yok.. Akıl verdik.. "Bu semtte zaptiyelerimizin gücü sayesinde şükür hırsızlık fazla yok.. Sen bunu en iyisi Beyoğlu civarında bırak.." diye..

Gazeteden çıkınca birlikte Çiçek Bar'a gidiyor, arabayı da en dip köşe sokaklara hem de camları açık olarak bırakıyorduk.. Bara giderken birbirimize "Haydi hayırlısı, bu gece çalarlar inşallah.." diye de temennilerde bulunuyorduk..

Bu hırsız milleti de şerefsiz.. İşin düştü mü yaralı parmağa işemezler.. Ulan biriniz de babanızın hayrına çalın şu arabayı işte..

Çalmadılar.. Teşvik olsun diye arabanın içine eski montları, ceketleri koyduk.. Fazladan manavdan aldığımız kavunu karpuzu bıraktık.. Camı çerçevesi açık arabaya bir alıcı çıkmadı..

"Kısmet!" derken bunu kastediyorum.. Bizim arabanın da soyulacağı varsa soyulur.. Bu krizin ortasında arabam soyulacak diye dert edemem.. Param olursa takarım camımı..

Kıssadan hisse: Allah murad ederse kişi taşa geçirir dişini.. Murad etmezse muhallebi yerken kırar dişini..


Copyright © 2001, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır