|
Görev tamam
3 bin 697 kilometrelik zorlu Fransa Bisiklet Turu'nda ipi 3'üncü kez göğüsleyen Lance Armstrong'a, eşinin verdiği bir haber doping oldu:
'İkiz babası olacaksın'
ABD'li Lance Armstrong "Dünyanın en zor yarışı" olarak nitelendirilen Fransa Bisiklet Turu'nu üst üste 3'üncü kez kazanarak müthiş bir başarıya imza attı. Armstrong 22 gün boyunca 20 farklı etapta toplam 3 bin 697 kilometre süren yarışı bu yıl da en önde tamamlamayı başararak yenilmezliğini bir kez daha kanıtladı.
Yarış sırasında karısı Kristin'in ikiz kızları olacağını açıklaması, Armstrong için büyük moral oldu. Zaferin ardından Armstrong'u ilk kutlayanlar da karısı Kristin ve oğlu Luke oldu. "Aile babası" Armstrong yarışın ardından bir süre ABD'de dinleneceğini ve ailesiyle zaman geçireceğini açıkladı.
5 yıl önce vücuduna yayılan kanser hastalığı ile girdiği mücadeleyi kazanan ABD'li bisikletçi son başarısıyla spor tarihinin ölümsüzleri arasına girdi.
UMUT, DİRENÇ, EMEK
Bu ölümcül hastalığı yenmedeki azmi ile bütün kanser hastalarının umut ışığı olan Armstrong, sportmen ve centilmen tavırlarıyla rakiplerinin bile sevgisini kazandı. Zorlu etaplar sırasında düşen, yaralanan rakiplerine durup yardım etti. Önce onların kalkıp yola devam etmesini bekledi. Sonra o pedala bastı. Yarışın ardından kazandığı ödülleri takım arkadaşlarıyla paylaşarak da takım ruhunun ne demek olduğunu herkese gösterdi. Bu özellikleri sayesinde "gönüllerin şampiyonu" unvanını da fazlasıyla hak etti.
1996'da Armstrong'a testis kanseri teşhisi kondu. Tümör vücuduna yayılmış, akciğerlerini ve beynini de ele geçirmişti. Yaşama şansı en iyimser doktorlara göre yüzde 50'ydi. Fakat Armstrong yılmadı, yenilmedi. Üst üstü geçirilen zorlu operasyonlar ve sancılı bir kemoterapi tedavisinin ardından 1997'de kanseri tamamen yendi. Bu zorlu mücadeleden nasıl galip çıktığını ise şu üç kelimeyle özetledi: Umut; direnç, emek...
NİCE'TE HAZIRLANIYOR
Armstrong'un ölümün kıyısından döndükten sonra Fransa Bisiklet Turu'nu 3 kez üst üste kazanmasının sırrı da işte bu üç kelimede gizli. Alpler ve Pireneler'i yüzünde en ufak bir yorgunluk ifadesi görülmeden aşan Armstrong, "Yarış sırasındaki rahatlığıma aldanmayın. Ocak, Şubat aylarında görecektiniz yüzümün halini. Hiç hoş değildi..." diyerek Fransa Bisiklet Turu'na nasıl hazırlandığını anlattı:
Armstrong bütün yıl boyunca Fransa Bisiklet Turu'na hazırlanıyor. Bunun dışındaki yarışlara pek katılmıyor. Çalışmalarını sakin olduğu için tercih ettiği Fransa'nın Nice kentinde sürdüren Armstrong yaz-kış tek bir gün bile antrenmanları aksatmıyor. Her gün bisiklete atlayıp kendisini dağlara vuruyor. En az 2 saat süren bu çalışmalar bazı günler 8 saate kadar uzuyor.
İNSANÜSTÜ TEMPO
Antrenmanların en önemli kısmını 20 dakikalık tempolu bölümler oluşturuyor. Bir çalışma sırasında en az 4 kez tekrarlanan bu bölümlerde Armstrong'un nabzı dakikada 182-184'e kadar çıkıyor. Sıradan bir insanı hastanelik edecek olan bu tempo, Armstrong'un başarısının anahtarını oluşturuyor.
Şampiyon bisikletçinin antrenörü Chris Carmichael, "Meslek sırrıdır" diyerek antrenmanların ayrıntılarını vermiyor ama Armstrong'un diğer bisikletçilerden farkını şöyle açıklıyor: "Lance tepeleri tırmanırken hiç yorulmamış gibi görünüyor. Neden biliyor musunuz? Çünkü yorulmuyor. Lance'in aerobik eşiği diğer sporculardan çok yüksek..."
Yoğun tempolu çalışmalar sırasında vücuda alınan oksjien kasların çalışmasını karşılamaya yeterli olmuyor. Oksijenin yeterli olmamaya başladığı bu noktaya "aerobik eşik" adı veriliyor. Oksjien yetmemeye başladığı zaman sporcu vücutta depolanmış olan karbonhidratları yakarak temposunu sürdürebiliyor. Fakat bu kez de vücuttaki laktik asit üretimi artıyor. Laktik asit ağrı veriyor ve sporcunun hızını kesiyor.
Armstrong'un aerobik eşiği çok yüksek olduğu için diğer sporcular çoktan yorulduğu sırada bile bitkinlik alameti göstermiyor.
YÜZMEK ONA YASAK
Daha da önemlisi Armstrong'un direnci. Yarış sırasında atağa geçtiği zamanlarda onda da laktik asit üretimi başlıyor. Fakat o bunun verdiği acıya aldırmadan hızını artırmaya devam edebiliyor. Bu sayede rakipleri güçten düşerken o hızını artırabiliyor.
Daha sonra spor salonunda yapılan çalışmalar geliyor. Armstrong haftada 3 gün gittiği spor salonunda günde en az 1 saat çalışıyor. Bu çalışmalar bel ve bacak kaslarını güçlendirmek amacıyla yapılıyor. Belden yukarısı konusunda çalışmalar yapması ise yasak. Hatta eskiden şampiyon bir yüzücü olmasına rağmen, yüzmesi bile yasak.
Çünkü yüzmek insanın göğüs ve kol kaslarını kuvvetlendiriyor. Bu sayede insan belki eskisinden daha güçlü oluyor ama iri bir gövdeyi tepelere tırmanırken taşımak bir bisikletçi için zor oluyor.
GENÇLERE ÖRNEK
Bisiklet üzerinde olmadığı zamanlarda ise oturup bilgisayar başında çalışmalara devam ediyor. Turu bir ders gibi en ince ayrıntısına kadar inceliyor. Ağırlığını nasıl dengede tutabileceği konusunda bilgisayarla hesaplar yapmış. Antrenmanlardaki grafiğini her gün bilgisayara girerek değerlendiriyor.
Hedefe ulaşmak için verilen bunca çaba tüm dünyada olduğu gibi Türkiye'de de takdir topluyor. Lance Armstrong'un örnek bir sporcu olduğunu vurgulayan Türkiye Bisiklet Federasyonu Başkanı Ömer Şahin, "Biz yaklaşık üç yıldır Lance Armstrong'un başarılarını ve antrenmanlarını içeren kasetleri eğitim çalışmalarımızda gösteriyoruz" diyor.
Bisiklet Milli Takım Antrenörü İgor Mityanini de Armstrong'un tüm sporculara "Çalışmanızın karşılığını mutlaka alırsınız" mesajı verdiğini belirtiyor ve ekliyor: "Amerikalı bisikletçinin bu başarısı, takım olmanın en büyük örneğidir."
|